İyisiyle kötüsüyle: Yaşayan karakterler
Puan vermedi
Füruzan’ın belki de en bilinen öykü kitabını okudum: Benim Sinemalarım. Kitaba adını veren öyküde, on altı yaşındaki Nesibe’nin anne babasıyla ilgili hislerini anlatan satırlar çok etkiledi beni. Tezgahtarlık yapan Nesibe’nin haftalığının neden arttığını sorgulamayan işsiz babası, hayallerde yaşayan annesi… Nesibe’nin plaj kabinlerinde yaşlı erkeklerle birlikte olmasından gelen parayı sorgulamayan baba, yaşıtı bir gençle el ele tutuşup güzel bir gün geçirmesini ise “namus” meselesi sayıp dayakla cezalandırıyor. Bu ikiyüzlülük, Nesibe kadar beni de kötü hissettirdi. İkinci öykü olan Temizlik Kolunda ise, okulda temizlik kolundan başka bir işe layık görülmeyen torununa öğüt veren yaşlı kadının sözleri dikkatimi çekti. Kırgınlıktan değil, dik durmaktan yana olan bu yaşlı kadın, kısa süreliğine de olsa öykünün merkezine yerleşti benim için. Ama kitapta en çok Bir Evin Dıştan Görünüşü ile Kış Gelmeden kaldı aklımda sanırım. Bir Evin Dıştan Görünüşündeki Fıtnat, memur kocasını yeterince hırslı olmadığı için küçümsüyor; çevresinde yükselen insanları gördükçe kendi gerçekleştiremediği hayalleri oğluna yüklüyor. Karakter bana çok tanıdık geldi. Kocasıyla yaptığı konuşmalar da öyle doğal ve sahiciydi ki zaman zaman bir öykü değil, bir evin içinden yükselen sesleri dinliyormuş gibi hissettim. Hayallerin kursakta kalması ne kadar kötüyse, Fıtnat’ın o hayallere ulaşmak için her şeyi mübah görmesi de beni bir o kadar kızdırdı. Kış Gelmedende ise Mehlika vardı. Kocasıyla sağlıklı bir iletişim kuramayan, yıllardır küçümsenmeye alışmış Mehlika… Yıllar önce evden kaçan erkek kardeşinin dönüşüyle birlikte hayatındaki çatlakları fark etmeye başlıyor. Bazı çatlakların kapatılamayacak kadar derin olduğunu görmek, Mehlika kadar beni de sarstı. Kitabı bitirdikten sonra öykülerden çok
Benim SinemalarımFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 2000431 okunma
6/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:39
Fransız şair, matematikçi, dil teorisyeni, yazar #RaymondQueneau ‘dan #ZorluBirKış kitabı gerçekten zorlu bir okuma süreci yaşattı bana. Birkaç gördüğüm inceleme de aynı fikirde olduğundan gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki çeviri çok zorlayıcıydı. Roman bizi Birinci Dünya Savaşı’nın ortasına, 1916-1917 yılının o meşum kışına, Le Havre liman kentine götürüyor. Queneau burada savaşı cephedeki kurşunlarla değil, cephe arkasındaki insanların ruhlarındaki o boğucu bekleyişle anlatıyor. Kitabı okurken o liman kentinin rutubetini, soğuğunu ve her an bir şey olacakmış gibi hissettiren ama aslında hiçbir şeyin değişmediği o monotonluğu iliklerinizde hissediyorsunuz. Demokratik, mason ve Yahudileşmiş bir Fransa var. Lehameau’ya göre Fransa’yı çürümüşlükten ve düzensizlikten kurtarmak için gereken bir Alman Himayesi. Bernard Lehameau, başkahramanımız, 33 yaşında, yaralı bir asker, ayağı kırıldığı için aksamaya başlamış ve yürümek için bastona ihtiyaç duyuyor, bu süreçte çevirmenlik yapıyor. Saygıdeğer bir insan, sivil yaşamda oldukça yükselmiş bir memur, askerlikteyse savaş yaralısı ve belki de kahraman. Ama oldukça kötümser ve yabani. Annesi, ilk yengesi (abisi daha sonra tekrar evleniyor) ve karısı bir yangında hayatlarını kaybediyor. 13 yıl boyunca dul kaldığı süreçte eline kadın eli değmiyor. Bir gün tramvayda iki çocuğa rastlıyor Annette 14 kardeşi Polo ise 6-7 yaşlarında, bir başlarına okula gidip geliyorlar. Bu çocuklar ile bir bağ kuruyor Lehameau ve ablaları ile Madeleine (hafifmeşref bir kadın profili var) ile de tanışıyor. Onları sinemaya götürüyor birlikte vakit geçiriyor. Bir de ordudan sarışın ingiliz Helena var. Ona aşık oluyor, birkaç kez buluşuyorlar ama kadın bakire, bu devirde onunla evlenmeyi göze alamıyor ve zaten kadının tayini çıkıyor. Birkaç ay
Zorlu Bir KışRaymond Queneau · Sel Yayıncılık · 200325 okunma
Reklam
Puan vermedi·752 syf.··
2026 37. kitabı
şüküüüür bitti!!! ben bu kadar uzun soluklu kitaplar okuyabilen bir insan değilim bir kez daha bunu anlamış olduk ama napalım iki kitabını beraber aldığım için devamını da okuyacağım.. her şeyden önce illüstrasyonlarına bayıldığım bir kitap oldu. vampir avcısı olan Gabriel de Leon'un bir vampir tarihçisine hayatını anlattığı bir kitaptı. karanlık fantastik hava kitaba o kadar iyi işlenmiş ki bayıldım. size tavsiyem kesinlikle kış zamanı okuyun. bazı kitapların mevsimi olur derler ya işte bu kitapta onlardan biri.
Vampir İmparatorluğuJay Kristoff · Pegasus Yayınları · 202519 okunma
10/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2026 70. kitabı
Kara Kış Beyaz Düş Haftaya merhaba derken sizlere ağır ağır okuyup bitince boşlukta bırakan bir kitap önermek istiyorum. Benim yazarın kalemiyle tanışma kitabım oldu ve çok geç kalmışım dedim. Fatma Erdek imzalı Kara Kış Beyaz Düş, sizleri çok yakın olsa da uzakta kalanların hikayesine götürecek. Babası ölünce annesinin ikinci bir evlilik yapması ile hayatı tamamen değişen Zeynep , kendini psikolojik şiddet, istismar ve nicesi ile annesini hasta yatağında ölüme mahkum etmek arasında sancılı bir çocukluk, ergenlik ve gençliğin ortasında buluyor. Üvey kelimesi hiç bu kadar eğreti , sahte hisler barındırmamıştı Selim karakterini okuyana kadar. Saplantılı, hasta ruhların kız çocuklarına yaşattıkları coğrafya, statü değişmeksizin yüzlere tokat gibi çarpıyor bu kitapta. Susmanın bedelini ödeyenler ve artık dayanamayanların kaderinin nasıl birleştiğini okuyacaksınız. Kara kış yaşayanların beyaz düşlere varacağı hayatlar diliyorum. Hakime Zeynep, Binbaşı Güven ve Kara Kız Akgül. Onların hikayesinde sizleri neler bekliyor mutlaka okuyun, kitabı uzun süre unutmayacağınızı biliyorum ve ısrarla tavsiye ediyorum. Kitapları Kurtaran Kedi Kara Kış Beyaz Düş Fatma Erdek
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026379 okunma
Puan vermedi·40 syf.·
2026 76. kitabı
Serçeye özenip kışın kar görmek için göç etmeyen minik sığırcık, kışı korkuluğun cebinde geçirir ve çiftçinin yazın korkuluğun ceplerine bıraktığı buğday taneleriyle beslenir. Korkuluk ve sığırcık birlikte bazı tehlikeler atlatır ve birbirlerine destek olurlar. Korkuluk sığırcığı kurtlardan saklarken sığırcık da tüm zorluğuna rağmen, dostunun başı üşümesin diye, bir karganın çaldığı şapkasını bulup getirir. Kış bitip göçmen kuşlar dönmeye başladığında ise sığırcık korkuluğun cebinden çıkar, diğer kuşlar gibi özgürce uçar. Daha sonra iki kır çiçeği getirip korkuluğun cebine bırakır ve yeniden özgürlüğe kanat çırpar... Sığırcığın tam da korkuluğun kalp hizasındaki cebinde kalması, korkuluğa bir kalbi varmış gibi hissettirir. Kısa ama duygu yüklü bir hikâye. Dostluk, cesaret, fedakarlık... Pek çok güzel mesajı var. İlk olarak pek çok yabancı dilde basılmış. Daha sonra Türkçe... İlk baskısından bu yana 30 yılı aşmış bir kitap... Genel olarak beğendim, okunabilir, okutulabilir. Her çocuğa hitap etmeyebilir ama. Duygusal çocuklar için daha hoş bir seçenek. Kısa olduğu için kolayca okunur. 6-7 yaştan itibaren uygun. Hatta 4-5 yaşa da okunabilir.
Korkuluğun KalbiYalvaç Ural · Marsık Kitap · 202341 okunma
*spoiler içerebilir*
10/10
·416 syf.··
2025 21. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 22:11
Uzun zamandır bir evrene girmekten bu kadar keyif almamıştım. Bölümlerin kısa oluşu hem okuma deneyimini ikiye katladı hem de asla sıkılmadım. Tek bir yerinde bile. Bu kadar da iddialıyım. Nereden başlasam bilemiyorum. Ophelie adlı bir kızımız var ve bu kızımız aynalardan geçebiliyor, nesneleri okuyabiliyor. Bunlara da "okuyucu" deniyor. Bir gün bu kızımıza bir talip çıkıyor. Kızımız gibi hiç hevesli olmayan Thorn. Burada düşmandan aşka kokularını alıyoruz. Önce anlamıyoruz, onun da gönlü yoksa neden evleniyorlar? Meğersem evlenince Ophelie'nin güçleri Thorn'a geçecek ve o da Faruk'un -en güçlü aile ruhu- kitabını okuyacak. Kitap daha çok evrene giriş minvalinde olmuş. İşte evleneceklerini saklama. Karakter tanıtımı. En sevdiğim şey iki karakterimizinde kusurlarının bulunması. Bu da onları fantastik evreninde daha farklı bir yere koyuyor bence. Thorn tam bir soğuk nevale ama Ophelie ona iyi gelecek inanıyorum. Onların yan yana sahnelerini görmek için sayfaları hızla okuduğum doğrudur. Ben böyle kitabı hapur hupur yerken en son Ophelie Thorn'a öyle bir şey dedi ki beni bitirdi: Senden hoşlanmıyorum. Dedim ki yazar sen bu işi biliyorsun.
Kış NişanlılarıChristelle Dabos · İthaki Yayınları · 2024184 okunma
Reklam
Reklam