Doğumumuz ve çocukluğumuz ilkbahardır. Yirmili, otuzlu, kırklı yaşlarımızın o görkemli, hayat dolu, ilginç yılları ise yaz. Havanın biraz serinlediği ama dondurucu bir soğuğa dönüşmediği, yoğun tadı insanın damağında kalan sonbaharda kendimizi tanır, kendimize sığınırız. Kış geldiğindeyse (acımasızca) yaşlanır ve ölürüz.
Teknoloji, her zaman yaşam tarzları dayatmıştır. Örmeğin kombili evlerde oturduğumuz için artık kestane pişiremiyor, mısır patlatamıyoruz, çünkü evlerimizde soba yok. Sobalarımız genellikle salondaydı. Kış boyunca sadece orası sıcak olduğundan tüm aile sobanın yanında örgütlenirdi.
Her insanın her mevsimi sadece bir kez yaşadığına inanıyorum. Doğumumuz ve çocukluğumuz ilkbahardır…. Yirmili, otuzlu, kırklı yaşlarımızın o görkemli, hayat dolu, ilginç yılları ise yaz…. Havanın biraz serinlediği ama dondurucu bir soğuğa dönüşmediği, yoğun tadı insanın damağında kalan sonbaharda kendimizi tanır , kendimize sığınırız. Kış geldiğinde ( acımasızca) yaşlanır ve ölürüz…
"Yoksul olup da haline şükreden insanın
Kendi de zengindir gönlü de,
Oysa zenginliği sınırsız olduğu halde,
Her an yoksul düşme korkusuyla yaşayanın
Bir kış kadar yoksul hayatı vardır."