Kierkegaard’da Hayat Tecrübesinin Üç Aşaması
Bu üç aşama, hayata bakış ya da hayata karşı tutumlar gibi düşünülebilir.
1. Estetik Aşama
Hayat deneyiminin ilk aşamasında birey zevk ve aşk arayışındaki bir hazcı da olabilir, ağırlıklı olarak soyut felsefi spekülasyona ilgi duyan bir entelektüel de olabilir. Bu aşamada, bir açık büfe çeşitliliğindeki zevkleri tek tek deneyerek, sıkıntıdan ve hayatın acılarından kaçmak tipiktir. Estetik safha arzuların tatmin edildiği ve anın yaşandığı bir safhadır. Burada bireye hiçbir şey yetmez. Felsefi soyutlamalarla uğraşan kimse, spekülasyonda kendini kaybeder; tepede, fildişi kulesinde, gerçek dünyadaki olaylardan uzaktır. Soyut entelektüel, işin içine girme riskini hiç almadan, dünyayı kopuk ve nesnel bir şekilde gözlemler.
Kierkegaard, insanın, kendisine bir tür anlık oyalanma sağlayan yanıltmaca ve saptırmalar yoluyla nasıl da kendisinden kaçmaya çalıştığını derinlemesine gözlemlemiştir. Bu sürekli oyalanma arayışı Kierkegaard’ın “rotasyon metodunda” şöyle zarif edilmektedir: Kişi banliyödeki yaşantısından sıkılır, böylece köy yaşantısında tatmin arar; köyde sıkılır, bu sefer şehrin göbeğine döner. Kısa süre sonra memleketinden sıkılır, bu kez yurtdışına seyahat eder. Yabancı bir ülkede yine sıkıntıya yenik düşer ve sıkıntısını gidermek için sürekli olarak seyahat etme fikrini düşünmeye başlar. Kişi bu melankoliyle, mükemmel oyalanma kaynağının peşinde kendini harap eden baş döndürücü bir ava çıkmış olur. Oysa bu macera hüsranla bitmeye mahkûmdur: oyalanma arayışı asla tatmin edilemez. Estetik varoluş beyhudelikle son bulur.
Ana Not: Kierkegaard, özlü söz söylemekte çok becerikliydi. Bu sözlerden bir tanesi de duygusal ve entelektüel varlıklara hitap etmeyen soyut ve entelektüel felsefeye karşı hoşnutsuzluğunu gözler önüne