fd

fd
@kisaca_fd
Evet, ilmektir boynumdaki ama ben kimsenin kölesi değilim.
Bilmek mi İnanmak mı?
Puan vermedi·245 syf.··
Beğendi
·
2020 130. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2020 10:32
Her ne kadar bilmek bir kibir, insan inanmak için yaşamalıdır, diye düşünmeye devam etsem dahi ikinci kez kendini okutan bu roman hem en mühim meselelere değiniyor hem de maceranın unutturucu gücünü sunuyor. Evet bilmek imana giden yolda gerekli olan bir aşama. Ama bilmeyi kutsayan bilimci pozitivist bakış insana gerçekten bilmeyi sunuyor mu? Sunulan şey bilmeye dair özden parçalar muhteva etse dahi bu hakikat denilen anlama, saf bilgiye, huzura ulaştıran malumata, ne bileyim eşyanın hakikatine ulaştırır mi insanı? Sanmıyorum. En başa dönersem İhsan Oktay Anar romanları bütün bu farklı düşüncelere rağmen beni sarıyor. Bir okuma kurdu olan ergen gibi metni hemen bitiriverme isteği uyandırıyor. Hatta şu an olduğu gibi ikinci kez okuma isteği oluşturuyor. Bu bence geçmişle kurduğu yakın ilişki, işlenen zamana ait kelimeler, deyimler vs. İle oluşturulmuş nevi şahsına münhasır üslubu ,elbette hikayenin baglamla kurduğu bağ ile serüven hissinin kuvvetli bir şekilde metnin her yerinde hissedilmesinden kaynaklanıyor sanırım.
Efrâsiyâb'ın Hikâyeleriİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınevi · 20246,9bin okunma
Reklam
1/10
·120 syf.··
2021 30. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2021 22:06
Okurken sıcak bir samimiyet sezebiliiriz ama hayatı anlamaya yönelik dar bir bakışı bize bazı söz oyunlarıyla güzellik, demokrasi ne bileyim bir çoğulcu anlayış gibi sunmaya çalışmış. Yine de yazılar buna edilirken saf bir içtenlik seziliyor. Elbette akıcı bur uslubu var. Hulasa benim için zaman kaybiydi.
Aramızdaki AğaçSema Kaygusuz · Metis Yayıncılık · 2019263 okunma
9/10
·182 syf.··
Beğendi
·
2020 129. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2020 16:32
Her biri hayata hüzünlü gözlerle bakabilen ayrı karakterlerin insanı en temel sorunlara daldıran hikayeleri. Özellikle müslüman kimliği öne çıkan kadın karakterlerin naif, ince, hepimizin farkında olmadığı iç dünyaları, toplumda yaşadıkları kendi düşünceleri ile çelişkileri. İnsanın en temel gündemi ölüm. Cihan Aktaş bu gerçekçiliği ile bu sahici üslubu, güzel diliyle hep etki bırakan metinlere imza attı.
Acı Çekmiş YüzündeCihan Aktaş · İz Yayıncılık · 201341 okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2020 128. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2020 20:33
Ben ne okudum? Böyle bir soru elbette kendi síkletimce cevap bulacaktır. Edebi bir değeri vardır, buna kıymet biçecek kadar bir vasfım yok. Ama Türkçe edebiyat içinde bir konumu yadsınamaz hem bu eserin hem de yazarın. Yalnız okur nedir bu satırlarin yazarının derdi diye düşündüğü zaman şunu görüyorum ben. Hayatta insanın hiçbir önemli sorununa deginmedigi gibi bu sorun veya sorunlara cevap da aramıyor. Birkaç yerde tasavvufa dair bir sorgulama yapıyor olsa da bu durum da ana temanın içinde eriyip gidiyor ve silik bir halde kalıyor. Türk okuruna, Türk gencine bir yol çizmeye yanaşıyor sanırım Atsız. Selim Pusat gibi duruma düşmeyin kahramanlıklar, şeref ,zafer.. takip eden bir geçmiş içinden geldiniz zamanın hakim devlet anlayışında olduğu gibi kuşatılmış hali kabul etmeyin demeye getiriyor olmalı. Yalnız bu sembolik anlamlar taşıyan sıradışı olayların içinde verilen mesajları anlama uğraşı metni edebi bir kaliteye taşıyor diye düşündürüyor.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201933,9bin okunma
9/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2020 117. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2020 20:01
Cioran, tutanacak dalın kalmadığı bir zaman ve/veya coğrafyada yaşamışlığın verdiği bir tarihselliğin neticesi olarak mı bu metinleri yazdı, diye düşünsek bile onu okumaktan kendimizi alamıyoruz. Peki neden? Sanırım birçok yerde hayat hakkında modern insanın anlam bulunmadığı yönündeki kanaata yönelten mücbir sebepler bizi buna itiyor olmalı diye düşünüyorum. Din,bilim, felsefe ve ideolojilerden hangisine yanaşarak anlam arasak yolumuz karanlığa varıyor. Ama en çok da modernleşme ve sonrası dönemlerin bilimci ve ferdiyetçi hayat tarzı büyük bir yıkıma insanı getirdi. Bu vakıa içinde her şeye bu kadar açık sovebilen ve bunu çok kuşatıcı yapabilen pek başka kimse yok gibi. Bilim ve felsefe deki sistemli düşüncenin aslında ne kadar da anlamsız olduğunu vurgulayan Cioran, bu fragmanlarla kendini yakınlarımız arasına sokmayı başarıyor. Ölümden bu kadar çok söz etmesi, doğumu yine ölümle özdeş, ona giden yolun başlangıcı olarak ele alması belki de her insanın en gizli ve en büyük gündemi olan ölüm üzerine bu kadar çok hüküm, kanı, sayıklama üretmesi onun belki de en büyük tutarlılığıdır. Şüpheci, kararsız veya eylemsiz kalmanın en geçerli yol olduğunu salık veren birisi olarak ülkemizdeki bilimci/pozitivist/laik kesimlerdeki fertler ve dindar/mümin/Teist kesimlerdeki fertler için bir bayrak oluşturmaması gereken birisi olarak görüyorum Cioran'ı. Ölüm üzerine o kadar çok düşünce öğretiyor ama aslında bu sözlerin biraz da laf kalabalığı olduğunu düşündürüyor. Mesela 90. sayfanın son satırlarında şunu söylüyor: " Bir Normandiya köyünde cenaze töreni. Cemaati uzaktan izleyen köylüye ayrıntıları soruyorum. Anlatıyor. " Daha gençti, altmışına yeni basmıştı. Tarlada ölü buldular onu. İnsanın elinden ne gelir? böyledir işte... Böyledir işte... Böyledir işte... " Tuhaf gelen bu
Doğmuş Olmanın Sakıncası ÜstüneEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20192,871 okunma
Reklam