fd

fd
@kisaca_fd
Evet, ilmektir boynumdaki ama ben kimsenin kölesi değilim.
İnsan bir süreliğine susmalı ve oluşan sessizlikte başka bir öykü anlatıcısının -bir balık, yusufçuk, sansar veya bambunun, bir kedi, orkide veya çakıltaşının- sesine kulak vermeli.
Reklam
Kierkegaard’da Hayat Tecrübesinin Üç Aşaması
Kierkegaard’da Hayat Tecrübesinin Üç Aşaması Bu üç aşama, hayata bakış ya da hayata karşı tutumlar gibi düşünülebilir. 1. Estetik Aşama Hayat deneyiminin ilk aşamasında birey zevk ve aşk arayışındaki bir hazcı da olabilir, ağırlıklı olarak soyut felsefi spekülasyona ilgi duyan bir entelektüel de olabilir. Bu aşamada, bir açık büfe çeşitliliğindeki zevkleri tek tek deneyerek, sıkıntıdan ve hayatın acılarından kaçmak tipiktir. Estetik safha arzuların tatmin edildiği ve anın yaşandığı bir safhadır. Burada bireye hiçbir şey yetmez. Felsefi soyutlamalarla uğraşan kimse, spekülasyonda kendini kaybeder; tepede, fildişi kulesinde, gerçek dünyadaki olaylardan uzaktır. Soyut entelektüel, işin içine girme riskini hiç almadan, dünyayı kopuk ve nesnel bir şekilde gözlemler. Kierkegaard, insanın, kendisine bir tür anlık oyalanma sağlayan yanıltmaca ve saptırmalar yoluyla nasıl da kendisinden kaçmaya çalıştığını derinlemesine gözlemlemiştir. Bu sürekli oyalanma arayışı Kierkegaard’ın “rotasyon metodunda” şöyle zarif edilmektedir: Kişi banliyödeki yaşantısından sıkılır, böylece köy yaşantısında tatmin arar; köyde sıkılır, bu sefer şehrin göbeğine döner. Kısa süre sonra memleketinden sıkılır, bu kez yurtdışına seyahat eder. Yabancı bir ülkede yine sıkıntıya yenik düşer ve sıkıntısını gidermek için sürekli olarak seyahat etme fikrini düşünmeye başlar. Kişi bu melankoliyle, mükemmel oyalanma kaynağının peşinde kendini harap eden baş döndürücü bir ava çıkmış olur. Oysa bu macera hüsranla bitmeye mahkûmdur: oyalanma arayışı asla tatmin edilemez. Estetik varoluş beyhudelikle son bulur. Ana Not: Kierkegaard, özlü söz söylemekte çok becerikliydi. Bu sözlerden bir tanesi de duygusal ve entelektüel varlıklara hitap etmeyen soyut ve entelektüel felsefeye karşı hoşnutsuzluğunu gözler önüne
Bu açıdan Ya/ Ya da, Johannes de Silentio takma adıyla Korku ve Titreme ve Constantin Constantius takma adıyla Tekerrür bir üçleme oluşturur. Bu takma adlar ve kurgusal yazarlar, farklı hayat görüşlerinin ve öznellik biçimlerinin sesleridir. Diğer bir deyişle, bu kitaplardaki tiplemeler, Kierkegaard'un este- tik, etik ve dinsel olarak kategorize ettiği üç varoluş evresini temsil eder. Bu varoluş evrelerini nasıl anlayacağımız konusundaki tartışmalar Kierkegaard uzmanları arasında hala devam etmektedir.
"Hıristiyan olmak nedir?" sorusunu gündeme getirerek yeniden düşünülmesini istiyordu. Ona göre Hıristiyan bir toplumda yaşadığı ve öğretinin kurallarını yerine getirdiği için Hıristiyan olduğunu düşünen pek çok insan aslında büyük bir yanılsamanın içindeydi. Kierkegaard kendilerini Hıristiyan addeden bu insanlara yaşadıkları dinsel hayatın fazla konforlu olduğunu göstermek istiyordu. Hıristiyan olmak Tanrı'nın huzurunda olduğunu her daim hatırlamakla ilgiliydi; dolayısıyla Tanrı'nın huzurunda her an kendini üstlenmek hem talepkar hem de bitimsiz bir işti. Dinsel hayat bu açıdan en zorlayıcı varoluş biçimiydi.
Kierkegaard'un amacı, yanılsamadan ibaret olan yaşam biçimlerini ifşa etmekti. Bunu doğrudan yaparsa ters tepeceğinin pekala bilincindeydi; çünkü insanlar yaşam biçimlerinin, davranışlarının ve doğru diye tutundukları şeylerin doğrudan eleştirilmesine ve saldırıya uğramasına ya sert tepki verir, ya inkar eder ya da hiç oralı olmaz. Dolayısıyla yanılsamaları parçalama maksadındaki bu eleştiri dolaylı yoldan yapılmalıdır.
Reklam