Sanırım kitap okurken gözlerimin yaşarması durumunu lise zamanlarımda bırakmıştım ama bu kitap ve gerçek hakikat meselesiyle tekrara ermiş oldu. Doktorluk mesleği ister istemez insanlık hasletlerinin bir kısmının törpülendiği ve insanların manevi dirayetini artıran esas yapıtaşı olan ölüm ve yaşam arasındaki ince çizginin de silikleşip anlamsız hale geldiği bir meslek. O sedyedeki insanlar zaten hep oradaymış, bunlara mahkummuş ve onların normaliymiş gibi gelir. Bu kitap bana aslında o sedyeden kaçma yolumun olmadığını, er ya da geç farkımın silineceği ve sağlığımın ebedi olmadığını hatırlattı. O sedye de bir gün bizim için bir başkası tarafından boşaltılmış olacak ve bizler de bu döngünün sıradan bir parçası olarak yitip gideceğiz...