Öze varışta engel...
Kibir, kendi özünün farkında ve idrakinde olmayanın düçâr olduğu musibettir...Çünkü kibir, insanın kendi hiçliğini örtmek için ruhuna giydirmeye çalıştığı eğreti ve rüküş bir zırhtır. Özünü idrak edemeyen kişi, varoluşsal boşluğunu başkalarının üzerine basarak, onları yukardan seyrederek doldurabileceğini sanır. Oysa bilmez ki, basamak yaptığı her gönül, onu göğe değil, kendi kuyusunun daha da derinlerine çeker. Bu musibetin en hazin tarafı, sahibini mutlak bir yalnızlığa mahkûm etmesidir. Kibirli insan, aynalara aşık bir narsist gibi sadece kendi aksini kutsarken, evrenin o muazzam ve iç içe geçmiş büyük ahengini ıskalar. Kulakları sadece kendi sesinin yankısıyla sağırlaştığı için, hayatın fısıldadığı hakikatleri ve gönülden gönüle kurulan o gizli köprüleri asla duyamaz. Meritokrasinin, liyakatin ve gerçek şahsiyetin sustuğu yerde, kibrin gürültüsü başlar. Gerçek bir cevher, derinliğinin ve bütüne olan bağının farkında olduğu için vakurdur; tıpkı başı olgunlaştıkça öne eğilen bir başak ya da sonsuz uzayda kendi haddini bilerek dönen bir yıldız tozu gibi... Kibir ise tam aksine, içi boş bir kabuğun rüzgarda çıkardığı kuru gürültüden ibarettir. Kendini her şeyin merkezi sanan bu yanılsama, kuantum düzeyindeki o muazzam olasılıklar ve bağlar denizinde, kendini tek bir doğrusal kibrit çöpüne hapsetmektir. Nihayetinde, kendi özünün acziyetini ve aynı zamanda o acziyetin içindeki muazzam cevheri (bilinci) idrak edemeyen her ruh, kibrin sahte tahtında aslında kendi infazını bekleyen bir sultandan farksızdır. Bu derin tefekkür yolculuğunda, "kendi özünü bilme" ve "şahsiyet"in önünde en büyük engel olan kibrin panzehiri ilmin aydınlığına sığınmaktır.. Bu noktada modern insanın varoluşsal sancısı kendi özünün mahiyetine dair cehaletidir... Cehalet, bilginin yokluğu
Evlilikte iyi huylu, güzel ahlaklı olmak tek başına yetmiyor. Sorumluluk sahibi olmak, eşler için en az geçimli olmak kadar önemli. Görevlerini yerine getirmeyen bir adamın namaz kılıyor olması aile huzurunu sağlamıyor. Ev işlerini yapmayan bir kadının tesettürlü olması aileyi ayakta tutmuyor. İbadet başka aile mesuliyeti başkadır. Edep başka annelik başkadır. Allah bizden kul olmayı isterken eşlere de haklar veriyor. Haklar yerine getirilmeyince aile kurumu zarar görüyor. İlim öğrenmek için de olsa sohbet vermek için de olsa evin sorumluluğu ihmal edilmemeli. Vakıf, derneklerde hizmet ederken aile ikinci sıraya düşmemeli; ev, otel gibi kullanılmamalı. Eşlerinin ve çocuklarının hakkını ihmal etmesi kişi için büyük bir vebaldir..
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Susma, sustukça sıra sana gelecek.
Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz kalmadı. Daha kaç kadının adını haberlerde aynı cümleyle duyacağız: "Sevdiği adam tarafından öldürüldü." Daha kaç çocuk annesiz, daha kaç anne evlatsız kalacak? Bir kadının yaşam hakkı, bir erkeğin öfkesiyle son bulmamalı. "Hayır" demek hayır demektir. Bir kadın boşanmak istiyorsa, mutsuz olduğu içindir; bu karar ölüm sebebi olamaz.Her yeni cinayette birkaç gün konuşup sonra unutuyoruz. Oysa geride parçalanmış hayatlar, yarım kalmış hayaller ve adalet bekleyen aileler kalıyor. Adalet ne zaman duvarlardaki yazılardan çıkıp gerçek hayatta karşılığını bulacak? Devlet ne zaman bu çığlığı duyacak? Biz korkarak yaşamak istemiyoruz. Evden çıkarken, sokakta yürürken, bir ilişkiyi bitirirken ya da sadece kendi hayatımız hakkında karar verirken "Acaba bana da bir şey olur mu?" diye düşünmek istemiyoruz.Yaşamak istiyoruz. Özgürce, güven içinde, korkmadan yaşamak istiyoruz. Bir kişi daha eksilmesin diye konuşuyoruz. Susmuyoruz. Çünkü sustukça sıra bir başkasına geliyor.
Üç kişi arasnda geçen çok hüzünlü bir aşk hikayesi, bazı cümleler o kadar güzeldir ki dönüp dönüp tekrar tekrar okursunuz, cümleyi terkedemez hikayeye zor devam edersiniz.
PSİKOLOJİK HASTA ya da DELİ DEĞİLSİNİZ !/Otizm/Dehb
Hastalıklara başlarken İlk olarak genetik problemlerin ana çalışma mantığını ele almamız gerekiyor.Epigenetik hepimizin bildiği gibi çevresel koşulların dnayı etkilemesidir. Dna methilasyonu dediğimiz bu işlem tam anlamıyla şöyle işler: Diyelimki atalarımızdan bize takıntı geni geldi ama biz güzel bir ailede büyüyoruz böyle olduğunda dna methil gelip takıntı genlerimizi kapatıyor.Sevgi genlerimiz var ama kötü bir ailede büyüyoruz bu sefer dna methil gelip sevgi genlerimizi kapatıyor.Burada methil gene müdahale etmiyo histonu kapatıyo sadece gen aktif olmuyor.Asetilde açar.Histonda dnayı makara gibi saran bir yapı aslında. Dehbin tek bir nedeni var o da anne babanın günahlarından dolayı şeytanın çocuğa musallat olmasıdır.ve özellikle Şeytan anne babanın günahlarından dolayı ana rahminde çocuğun dna methilasyonunu harekete geçiriyor histona yapışıp geni bozuyor.Allahın hakkı 3 tür anne baban 3.büyük günahı işlediğinde çocuk ağır genetik hasarla doğar.Yine onların atalarıda 3.büyük hatayı işlemiştir anne babanda işleyince üstüne çocuk genetik hasarla doğuyor.( 1 2 3 ten sonra.Gemişteki atalarının yaptığıda 1 2 3 olmuştur.Allahüteala onuda gizlemiştir.Belirli bir tekrardan sonraya.Vücuda mikrop girdiğinde belirli bir sayıya ulaşmak için tekrar tekrar hata yapmanız gerekiyor tıbbi açıklaması böyle.) Ama Allahüteala hücreyi açmıyor.Yine ufak tefek sıkıntılar olur çocukta.İlerleyen zamanlarda çocuk 20 yaşına geldi diyelim anne baba büyük günah işlemeye devam ederse Allahüteala çocuğun hücreyi bir anda açıyor.Eğer genetik olarak müdahale edemediyse eğer çocuk babaya karşı geldiyse en ufak sebepten babanın üzerindeki şeytanlar çocuğa geçiyor.Burda çocuğun rahatsızlanma nedeni de kuranı kerimdeki 54 farzlardan birini yerine getirmiyor olması.Eğer atalarının geçemediği
#Kadirİnanır
Ah be Kadir ağabey.. Düşünüyorum da iyiliği ve güzelliği aşkın diyebileceğimiz ne çok şey ve kişi eksildi hatıralarımızdan. Ah bu zaman denen meret ne kadar acımasız ve ne kadar da frensiz bir kötüden de kötüye doğru akan bir nehir... İyi ki sıcak gülüşlerinle, sanatçı özeni, duyarlığı ve farkındalığıyla hoş bir sedayla geçtin bu dünyadan..
Edebiyat