Birçok kişi incittiğini fark eder fakat hatasını düzeltmek ve incittiği kişinin kendini kötü hissetmesine son vermek için kendini anlatmaya girişir. Açıklamalarda bulunur. Oysa incinmişliğin bırakılması, inciten kişinin kendini savunması ile değil, aksine incittiğini kabul etmesi ile kolaylaşır. İncinen kişinin incinmişliğinin sorumluluğunu kabul etmeden, incinmesine gerek olmadığını anlatmaya çalışmak,"Aslında amacım şuydu..."demek incinmişliğin bırakılmasını zorlaştırır. İncitmenin sorumluluğu alınmadan saf kişinin kendini iyi hissetmesi için çalışmak, incinmişliğin öfkesini azaltmaz.
Sayfa 68·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
"Dans Eden Adamlar" Öyküsü Arthur Conan Doyle'un kaleme aldığı "Dans Eden Adamlar" (The Adventure of the Dancing Men), Sherlock Holmes serisinin en başarılı ve en çok hatırlanan öykülerinden biridir. Bunun en önemli nedeni, olay örgüsünün yalnızca bir cinayet veya hırsızlık vakasına dayanmaması, aynı zamanda çözümü tamamen zekâ, gözlem ve şifre bilimine bağlı olan bir gizemi işlemesidir. Doyle, bu öyküde okuyucuyu sıradan görünen çizimlerin ardındaki büyük sırrı keşfetmeye davet eder. İlk bakışta çocukların yaptığı masum karalamalara benzeyen dans eden adam figürleri, aslında insanların hayatını değiştirecek kadar önemli mesajlar taşımaktadır. Bu yönüyle eser, polisiye edebiyatının en yaratıcı örneklerinden biri kabul edilir. Öykü, Norfolk'ta yaşayan saygın toprak sahibi Hilton Cubitt'in Baker Sokağı'na gelerek Sherlock Holmes'tan yardım istemesiyle başlar. Cubitt, mutlu bir evlilik sürdürdüğü eşi Elsie Cubitt'in son zamanlarda büyük bir korku içinde yaşadığını anlatır. Evliliklerinden önce Elsie, geçmişi hakkında konuşmak istemediğini, sadece eski hayatının tamamen geride kaldığını söylemiş ve eşinden bunu sorgulamamasını rica etmiştir. Hilton Cubitt de eşine duyduğu güven nedeniyle bu isteğe saygı göstermiştir. Ancak bir süre sonra evlerinin duvarlarında, bahçe kapısında ve pencerelerinde garip dans eden adam çizimleri görülmeye başlanır. Bu çizimler Hilton için anlamsız olsa da Elsie onları gördüğü anda büyük bir korkuya kapılır, rengi solar ve konuşamaz hâle gelir. Buna rağmen bu sembollerin anlamını açıklamayı reddeder. Bu durum Hilton Cubitt'in endişelenmesine neden olur ve çareyi Sherlock Holmes'a başvurmakta bulur. Holmes, çizimlere ilk baktığı andan itibaren bunların rastgele yapılmış resimler olmadığını anlar. Ona göre aynı figürlerin belirli aralıklarla
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Çırağı olmadığı işin ustası olmaya çalışanlara :)
Günün birinde uçmak isteyen, önce dinelmeyi, yürümeyi, koşmayı, tırmanmayı ve dans etmeyi öğrenmelidir. Uçmaya, uçmakla başlayamaz kişi!
"Sevginin" her şeyi çözeceğine, “sevginin” herkese her hakkı verdiğine inananlar ise sevginin derinliğini ve değerini abartırlar. Bunu bilinçli bir şekilde maskeleyerek değil ama aslında olduğundan daha fazla sevgi hissederek yaparlar. Abartma gerekliliğinin sıklıkla bir kısır döngünün oluşumuna katkı sağlayabilen yankıları olur. Bu durum özellikle çaresizlik ve acıyla gerekçelendirilen iddialar için geçerlidir. Örneğin, pek çok insan telefonla bilgi sorma konusunda gereğinden fazla ürkek olabilmektedir. Kendi yerine başkasının bilgi sorması yolunda bir talepte bulunursa, söz konusu kişi doğal davranamayışını geçerli kılmak için bunu gerçekte olduğundan daha sorunlu yaşar..."
Sayfa 65·Kitabı okuyor
Affedilmemiş incinmişlik, bilinçaltının derinlerinde varlığını sürdürür ve zaman zaman tepkisel davranışlarla ortaya çıkar. Bu tepkisellik, incinmişliğin öfkesidir. İncinmişliğin öfkesi. Bunu taşıyan kişi için duygusal yük, inciten kişi için ise şefkatsizlik barındırır. .
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Konfüçyüs diyor ki: 'Pek çok kişi mutluluğu insandan daha yüksekte arar; kimileri de daha alçakta ama mutluluk insan boyundadır.' Doğru. Kaç tür insan boyu varsa, o denli çok mutluluk biçimi vardır. İşte, sevgili öğrencim ve öğretmenim, benim mutluluğum bu şimdi. Ölçüyorum onu, tedirginlikle yeniden ölçüyorum; şu an boyumun ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Çünkü sen de iyi bilirsin ki, insanın boyu hep aynı kalmaz.
Sayfa 129 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı