"Onlara gerçek yaradışlarını olduğu gibi göstermek olanağı tanınmıştı; ben ise hep belirli bir rolü oynamaya kendimi zorlayamak durumundaydım. Bu gözlemci bir bakış açısı ve kendi kendini gözleme sonucunu doğurmuştu."
"Artık yaşamak gerektiğinin baskısını duydum içimde. Yaşanacak hayatımı yaşamalıydım. Baştan aşağı maskaralıktan başka bir sey olmasa da, gerçek hayatımla hiç ilgisi bulunmasa da, artık başlamanın ve çaresiz ayaklarımı harekete geçirmenin zamanı gelmişti benim için."
"Yoksa o an bana yalnızlığımın aşkın gözlerine ne kadar garip görüneceğinin dersini mi veriyor, aynı zamanda da bana, aşkı karşılamada ne kadar yetersiz olduğumu mu anlatıyordu?"
"Sonsuza dek dışlanmış olmanın kederi düşlerimde hep bu insanlara ve hayatlarına duyduğum kedere dönüşüyordu, kederimle varoluşlarına katılmaya çabalıyordum sadece."