Siyasi gündemi Türkiye kadar hareketli olan bir ülkede, hâlen iktidarda bulunan bir parti üzerine akademik çalışma yürütmek, hiç durmayan bir trene binmeye çalışmak gibi yorucu olmasının yanı sıra, analizlerin kalıcılığına dair riskler de barındırmaktadır. Nitekim kitabın ele aldığı Kasım 2002 - Kasım 2013 döneminden baskıya kadar geçen sürede incelenen örneklerle ilgili birçok yeni gelişme yaşanmış ve bazı kaçınılmaz değinmeler dışında bunlar kitaba dâhil edilmemiştir. Çalışmanın en büyük gayesi bu gelişmelerin en azından bazılarının kitaptaki analizler ışığında okunmasının mümkün olması ve iktidar-ulusal kimlik-din ilişkisine dair geçici bir örnek üzerinden kalıcı bir model sunulabilmesidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
30 Mart 1432’de Sultan II. Murad’ın (1404-1451) bir oğlu daha dünyaya geldi. Müneccimlerin bu çocuğun geleceğin “Fatih”i olacağına dair yorum ve rivayetleri olduğu biliniyor.
Aradığınız şeye dikkat edin:
Ya onu bulursunuz.
Ya ona dönüşürsünüz.
Ya ondan nefret edersiniz
Ya da arafta kalırsınız..
Not: kitaba dair okuyucu yorumu.
Müslümanlar hayatın her alanında gerilemiş ve zayıf düşmüşlerdir. Avrupa ise siyasî, askerî, maddî ve bilimsel/teknolojik gücüyle, bütün câhiliye sapıklıklarıyla; inanç, değer, düşünce ve davranışlara tamamen hâkim olmuştur. Yahudi, alçakça planlarıyla bütün beşeriyetin geleceğine egemen olmaya çalışmaktadır.
Günümüzün bu gerçeğini -Kur'ân-ı Kerîm'i okurken anlayabileceğimiz şekilde- Allah'ın kitabında bahsedilen Rabbânî kanunlar arasında görmemiz mümkün müdür, değil midir?
Evet, bunu görmemiz mümkündür...
Meselenin, Müslümanlar bakımından ortaya konuşu şöyledir:
Allah Teâlâ Müslümanlara: Sizden iman edip salih amel işleyenlere Allah şöyle va'd buyurdu: Onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kilacak ve onlar için razı olduğu dinlerini temelli yerleştirecek ve korkularının ardından emniyete erdirecek. Çünkü Bana ibadet ediyorlar ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmuyorlar. Kim de bundan sonra küfrederse, işte onlar fâsıklardır (Nûr/55) diye bildirmektedir.
Keza İbrâhîm (a.s) kissasının ardından Müslümanlara şu bildiri gelmiştir:
Rabbi İbrâhîm'i bir takım kelimelerle denedi. O da onları yerine getirince, "Seni insanlara imam/önder kılacağım" dedi. "Zürriyetimden de" deyince, "Zâlimler benim ahdime erişemez" buyurdu. (Bakara/124)
İsrâîloğulları'nın kıssasından sonra da şu ilâhî açıklama yer almaktadır:
Derken onların arkasından yerlerine gelenler kitaba vâris oldular. "Biz nasıl olsa affedileceğiz" diyerek bu ednânın arazını [en yakının/değersiz dünyanın malını) alırlar. Onun benzerini de alırlar. Onlardan, Allah'a karşı haktan başkasını söylemeyeceklerine dâir kitap misakı alınma-mış mıydı ve onun içindekileri ders edinmemişler miydi?! Halbuki âhiret yurdu, ittika edenler için daha hayırlıdır. Akletmiyor musunuz? (A'râf/169)
Birçok kıssadan