O, hep bildiğin, tanıdığın; ama hiç karşılaşmadığın -karşılaşamayacağını sandığındır: Şimdi bütün 'bilgi yörüngen değişecek; artık bambaşka yataklardan akacak, düşünce' ırmağın.
Oysa, hep ona göre ayarlamıştın kendini gezegenlerle, başka nehirlerle...
Hani çiçekler vardır—sanarsın, hep tomurcuk kalacaklar (öylesine uzun sürmüştür ki gelişmeleri, serpilmeleri, olgunlaşmaları); oysa, gün gelir, inanamadığın bir hızla, pırıl pırıl açıverirler ya - işte, öyle: birdenbire geliverir yaşamının anlamı.