Bazı çalışmalar alanda yazılan tüm teorik bilgilerin çeşitli temalarda özetlerini sunar. Yani hemen hemen her felsefi akıma değinmeye çalışan toparlayıcı kitaplar vardır. Bu kitap da öyle bir yerde. Temel bilgilerle okuyanların zorlanabileceği ama felsefi akımlara ilişkin bilgisi olanların gayet rahat anlayabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Marksizm’den, Darwinizm’e, Freud’dan yapısalcılığa, post yapısalcılığa, hermeneutikten feminizme, dilbilime, yapıbozuma, göstergebilime, fenomenolojiye varana kadar çok geniş bir yelpazede düşünürleri antropoloji potası altında işleyen bu kitap alanda uzman olmak isteyenler için rehber niteliğinde. Mutlaka tavsiye ederim.
Kitap çok akıcı ve çok içten. Tam bir terapi kitabı. Hayatı o kadar doğal bir tarafından kucaklıyor ki, dinginlik veriyor. Hayatın nasıl anlaşılması gerektiği ve hayata karşı nasıl bir duruş yakalamak gerektiğini o kadar güzel resmediyor ki…
Birçok filozofu derinlemesine analiz ediyor: Socrates, Epikuros, Seneca, Montaigne, Schopenhauer, Nietzsche… Bu filozofların hayata, aşka, ölüme dair düşüncelerini ince bir analizden geçirirken onların yaşamlarına da dokunan samimi bir dil kullanıyor. Socrates’in yaşadığı tüm zulme karşın direnişini hayranlıkla anlatırken, Epikuros’un maddi değerleri küçümseyişini sade bir şekilde irdeliyor. Montaigne’nin doğallığını, kendiliğindenliği överken, Seneca’nın duygularla baş etme ve kendini tanıma öğretilerini ve meditasyonunu irdeliyor. Schopenhauer’in mutsuz olmanın da bir hak olduğu öğretisi ve aşka dair ilginç fikirlerini sunarken, Nietzsche’nin azim, mücadele ve kararlılık vurgusunu ince ince işliyor. Ben severek okudum ve hayatı sorgulayan herkesin de okurken keyif alacağını düşünüyorum.