Sonunda okuyabildim Kapak Kızı kitabını. Ayfer Tunç ile Suzan Defter sayesinde tanıştım ve çok beğendiğim için Kapak Kızı üçlemesini okumaya karar verdim. Aslında hızlı akan merak uyandırıcı bir kitap olmasına rağmen tüm şubat ayı boyunca elimde süründüğünü söyleyebilirim.
Depremden fiziksel etkilenmesem de çok şükür, psikolojik olarak hepimizin çok yıprandığı mahfolduğumuz bir ay olması nedeniyle oturup kitap okumak kolay değildi haliyle.
Kitaba gelecek olursam tam bir Ayfer Tunç eseri. Yazarın dilini çok sevsemde çok fazla devrik cümle kurması yer yer beni rahatsız ediyor. Kitaplarda devrik şiirsel dili çok sevmeme rağmen Ayfer Tunç bunu neredeyse her cümlesinde yapmasıyla kitabın akıcılığını etkilediğini düşünüyorum. Onun dışında hikayeye direkt Şebnem'in hayatıyla başlamayıp tanıdığı insanların ağzından, onların gözünden Şebnem gibi bir kadının nasıl anlatıldığı bence ikinci kitap için fazlasıyla merak uyandırıcı oluyor bu da üçlemeyi okumak için heveslendiriyor.
Çoğu okur Kapak Kızı kitabını gereksiz bulup direkt Yeşil Peri Gecesi'nden başlamamızı önerse de bence ilk olarak insanların bakış açısından Şebnem'i görmek, önyargılarımızı farketmemiz için ve tabiki kitabın satışı için de çok zekice buldum.
Şebnem'in hayatına girmek için sabırsızlansam da kitabın kalınlığından dolayı şu süreçte elimde sürünmesinden de korkuyorum. Halen daha ülkece rahatlamış sayılmayız kafamızı toplamamız ve normalleşmemiz ne kadar sürer bilemiyorum ama inşallah en kısa sürede iyileşmemizi temenni ediyorum.