Puan vermedi·258 syf.··
2026 127. kitabı
Bugün sizlere duygu yüklü bir kitapla geldim. @diksiyonvedrama ’ın kaleme aldığı “Vaat”, saklanan sırların, tutulmayan sözlerin ve kaçınılmaz kader bağlarının gölgesinde şekillenen, çok sesli ve derinlikli bir insan panoraması sunuyor. Roman, okuyucuyu ilk andan itibaren Canan’ın zorlu aile yaşantısıyla örülü hüzünlü atmosferine çekerken, aslında her birimizin hayatından tanıdık bir parça bulacağı yalnızlığı paylaşıyor. Karakterlerin kendi suskunluklarıyla sınandığı bu evrende yazar; aşkı, emeği, inancı ve vicdanı dar sokaklardan sınıflara, kalabalık meydanlardan loş tiyatro sahnelerine kadar hayatın aktığı her yere ustalıkla taşıyor. Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, her bölümde farklı bir karakteri merkeze alarak ilerleyen akıcı kurgusu oluyor. Canan’ın eşinin ölümüyle doruğa ulaşan o boğaz düğümleyen gerçekçi duygu yoğunluğu, asgari ücretle hayata tutunmaya çalışan mühendis İpek karakterinin yüzümüze çarptığı toplumsal gerçeklikle birleşiyor; Makbule’nin etkileyici manifestosu ve karakterler arasındaki ince kavuşma bağları ise yazarın kurgu yeteneğini tamamen görünür kılıyor. Romanın ruhunu derinleştiren ve beni de etkileyen yerlerden biri ise tiyatro sahnesinin büyüleyici metaforu. Halim Hoca’nın vefatının ardından buruk bir şekilde toplanan Mustafakemalpaşa tiyatro ekibi, onun vasiyeti olan Keşanlı Ali Destanı’nı sahnelemek için bir araya geldiğinde, tiyatronun o iyileştirici ve birleştirici gücü tüm çıplaklığıyla hissediliyor. Yönetmen Yaşar’ın “perde kapanmaz ve kapanmayacak” diyerek ekibi ayağa kaldırma çabası, hayatın üzerimize yüklediği beklenmedik rollere karşı açılmış bir savaş niteliğinde. Seyirci giriş kapısında bekleyen İmam Efendi’nin heyecanına ve tedirginliğine rağmen sırf hocanın anısına Keşanlı Ali rolünü üstlenmek istemesi, eserin vicdan ve
VaatEmre Veral · Arete Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·207 syf.·
2026 15. kitabı
"Leylim Leylim," Ahmed Arifin kaleme aldığı, okuyucuyu derinden etkileyen bir eser. Kitap, insan ruhunun en karmaşık ve hassas köşelerine dokunan, hayatın acı tatlı gerçeklerini ustalıkla harmanlayan bir anlatıya sahip. "Leylim Leylim," edebi değeri yüksek, okuyucuyu hem düşündüren hem de derinden hissettiren, unutulmaz bir deneyim sunan bir kitaptır. Bu kitap, bir erkeğin bir kadına yazdığı aşk mektupları olmanın çok ötesinde, bir insanın bir başka insana ruhunu tamamen çırılçıplak soyarak sunmasıdır. Ahmed Arif, Leylâ Erbil’e ego yapmaz, kibirlenmez; ne kadar çaresiz, ne kadar muhtaç ve ne kadar yalnızsa, hepsini olduğu gibi sayfaya döker. Günümüzde insanların birbirine hep "en güçlü", "en kusursuz" hallerini göstermeye çalıştığı bu vitrin çağında, Ahmed Arif’in bu korkusuzca paylaştığı zayıflığı ve muhtaçlığı bana çok asil geliyor. Kavuşamamış olmaları bu aşkı kirletmemiş, aksine onu zamansız ve dokunulmaz bir edebi anıta dönüştürmüş. Şiir okumak satırlara bakmaktır, bu mektupları okumak ise doğrudan o şairin kalbinin atışını dinlemektir.
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
5/10
·328 syf.··
2024 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 18:58
Kitabı okuyalı bir yıl geçti, bu sebeple bazı olayları detaylı hatırlamıyorum. Kitap eğlenceli ve tatlı bir yaz aşkı gibi başlıyor ama bence bir noktadan sonra çok bozuldu. Ana karakterlerden de soğudum bir süreden sonra. Spoiler olmasın diye neler olduğunu anlatmayacağım. Kitabın dili akıcı, geçmiş ve şimdiki zaman anlatımı da sarıyor fakat ikinci yarıda, özellikle sonlara doğru yapılan hataları kapatmıyor bence. Kitabın en büyük sorunlardan biri Delilah karakterini ele alıyışıydı benim için. Percy öne çıksın diye yapılmış gibi geliyor bana. Kafası genelde erkeklerde olan, Percy'nin aksine aşk işlerine daha erken girmiş bir karakter. Giyim tarzı da sanırım cesur ve çekici denilebilecek bir stil ve Percy'e göre daha açık giyiniyor ki bu bir sorun değil, istediğini giyer sonuçta. Ayrıca Percy kitap yazarken Delilah ona daha fazla cinsellik eklemesi gerektiğini söylüyor sanırım. Ya da tercih ettiği kitap tarzı öyleydi tam hatırlamıyorum. Kitap sürekli Delilah'ı Percy'den daha aşağı bir kızmış gibi göstermeye çalışıyor. Yazar Delilah'ı sevdirmemeye çalışıyor gibiydi. Delilah'ı Percy ile arkadaş yapmak yerine gıcık popüler kız tropuna uygun yapsaymis en azından hiç sevmezdik. Olayı detaylı anlatmayacağım spoiler olmasın ama bir noktada Percy,Delilah'a slutshaming yapıyor. Sonradan özür diliyor ama özür dilemesi bile yıllar sürüyor. Ayrıca Delilah'ın suçu olmayan bir olayda Percy'nin ona orospu muamelesi yapması yanlıştı bence, özürünü de yeterli bulmadım. Sam ise Percy'den daha kötüydü. İdeal erkek gibi tasarlanmaya çalışılmış ama alakası bile yok. Tamamen red flag. Delilah'a yaptığı da hiç hoş değildi. İlk yarısının hatrına 5 verdim, yaz kitabı okumak istiyorsanız başka kitap seçin bence, önermem.
1000Kitap
Her Yazın ArdındanCarley Fortune · Nemesis Kitap · 2023612 okunma
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
🩷Merhaba kitapseverler… 🩷Kitabın Adı- Şeytanla Anlaşma 🩷Kitabın Yazarı- Lorraıne Heath 🩷Kitabı Çeviren- Buse Barış Katı 🩷Kitabın Sayfa Sayısı- 422 🩷Şeytanla Dans kitabından sonra bugün serininin ikinci kitabı ile sizlerle birlikteyim… 🩷Kitap, aristokrasinin o pırıltılı ama bir o kadar da ikiyüzlü dünyası ile Londra’nın tehlikeli sokaklarını harika bir tezatla önümüze seriyor. Karakterlerimiz ise tam anlamıyla zıt kutuplar! Bir tarafta hayatı kurallara göre oynamış, asil ve zarif dul Düşes Olivia; diğer tarafta ise sokaklarda büyümüş, hayatta kalmak için savaşmış, şimdinin karanlık ama zengin kumarhane sahibi Jack Dodger. Ölen dükün, 5 yaşındaki oğlunun vasiliğini Jack’e bırakmasıyla başlayan bu “zorunlu” birliktelik, sayfalar ilerledikçe öyle bir çekime dönüşüyor ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Lorraine Heath, karakterlerin geçmişindeki o trajik detayları (özellikle Jack’in çocukluk travmalarını) öyle dokunaklı işlemiş ki içim sızladı. “Zıt kutuplar birbirini çeker” klişesini zekice diyaloglarla ve karakter derinliğiyle bambaşka bir boyuta taşımış yazar. Görünüşün ardındaki gerçekleri, önyargıların nasıl yıkıldığını okumak harikaydı. Dönem aşkı ve güçlü karakter dinamikleri sevenler kesinlikle şans vermeli! Siz bu seriyi okudunuz mu? Jack Dodger hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım… 🩷Kitaptan Alıntılar 🩷”Bazı arzular insanı kurtarmıyor; tam aksine, en derin uçuruma sürüklüyordu.” 🩷”Bazen kurtuluş, şeytanın kalbiyle en tehlikeli anlaşmayı yapmaktan geçer.” . . . . . . #arladyayayınları #şeytanlaanlaşma #okudumbitti #tavsiyekitap #_dream_bookstore
Şeytanla AnlaşmaLorraine Heath · Arkadya Yayınları · 202630 okunma
Beynimizin aşk'a düştüğü yer...
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:37
Bugüne kadar aşkı hep kalbe yakıştırdık. Kalp kırıldı, kalp sevdi, kalp özledi dedik. Oysa Serkan Karaismailoğlu , yıllardır kalbin omuzlarına yüklediğimiz bu duygunun izini sürerek bizi beynin karmaşık koridorlarına götürüyor. Aşk, yalnızca hissettiğimiz bir duygu değil; beynimizin kurduğu muhteşem bir organizasyon. Milyarlarca insan arasında neden bazıları bize sıradan gelirken, biri bir anda bütün düşüncelerimizin merkezine yerleşiyor? Serkan Karaismailoğlu bu soruya romantik cevaplar vermiyor. Onun yerine nöronları, sinapsları, hormonları ve beynin görünmeyen çalışma sistemini anlatıyor. Ama bunu yaparken bilimi soğuk bir bilgi yığınına dönüştürmüyor. Tam tersine, insanın kendisini anlatıyor. Çünkü beynin işleyişini öğrenirken aslında kendi davranışlarımızın, seçimlerimizin ve duygularımızın kökenine de yaklaşıyoruz. En çok hoşuma giden şey, kitabın aşkın büyüsünü bozmaması oldu. Bilimsel açıklamalar çoğu zaman duyguların sihrini azaltır diye düşünülür. Fakat burada tam tersi bir durum var. Bir insanı gördüğümüzde beynimizde gerçekleşen o olağanüstü hareketliliği öğrenmek, bana aşkı daha sıradan değil, daha hayranlık uyandırıcı gösterdi. Belki de aşkı özel yapan şey, açıklanamaması değil; açıklanabildiği hâlde hâlâ insanı şaşırtabilmesidir. Aşktan Önce yalnızca aşkı değil, insan olmayı anlamaya çalışanların okuyabileceği bir kitap. Kalbim sevdiğini sanıyordu. Meğer bütün hikâyeyi sessizce beynim yazıyormuş. "Aşkı hissetmek başka, aşkın beynimizde nasıl filizlendiğini görmek bambaşka bir deneyimmiş." 2.ci kitap olan Aşktan Sonra kitabıyla görüşmek dileğiyle keyifli okumalar ve aşk dolu günler dilerim
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026305 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma