Puan vermedi
Kur’an ve hata kelimelerini arama motoruna yazınca ilk karşımıza çıkanlardan birisi miras paylaşımı hususunda Kur’an’da hata olduğu iddiası. Meşhur ateist ve İslam karşıtı Turan Dursun’un sitesinde aklını imanının önüne engel olarak koyan gençler, bu miras ayetlerini gündeme getirip tabiri caizse “Kur’an’da çok bariz bir matematik hatası var ve şayet kusursuz olduğu iddia edilen Allah tarafından gönderilmiş bir kitap olsaydı bu bariz hata olmazdı” demeye getiriyorlar. Ve bu iddiaya cevap vermek için kolları sıvayan gayretli ve aklını kullanan -bir kısmı âlim- birçok Müslüman zat internet sitelerinde meseleyi gündemlerine taşıyor. Birbirinden çok farklı cevaplarla ayetleri izah etmeye çalışanlar ne yazık ki tatmin edici bir cevap ortaya koyamıyor. Diğer yandan bu hata iddiasının hararetle cevaplandırılması için samimi bir şekilde birçok siteye bu husus, soru olarak iletiliyor. Mesela; payın paydadan fazla çıkması ile sonuçlanan hesap ile malın Kur’an’daki oranla dağıtılmasının imkânsız olduğunu iddia eden ateistlerin bu iddiası ‘sorularlarisale’ sitesine sorulduğunda site yöneticileri bu konunun risalelerde izah edildiğini söylüyor. Ve site konudan bağımsız olarak, risalelerde geçen kadın ve erkeğin paylarının farklılığı üzerine yapılan bir izahı paylaşıyor ve meseleye net bir çözüm getiremedikleri hissedilmiş olunmalı ki cevabın sonunda ‘sorularlaislamiyet’ sitesine yönlendirmede bulunuluyor. Sorularlaislamiyet sitesi ise konu ile ilgili Prof. Dr. Hamza Aktan’ın Mukayeseli İslam Hukuku kitabından alıntıladığı pasajı paylaşıyor. Site avliye meselesini anlatmaktan öteye gidemiyor. Payın paydadan büyük çıkması durumu ilk defa Hz. Ömer döneminde bir paylaşım sırasında ortaya çıkıyor ve mesele ashap ile istişare ediliyor. Sonunda paydayı payla eşitleyip taksimat o
Kur'an'da Hata YokHalis Aydemir · Enki Yayınları · 20127 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 86. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:36
ঔৣ۝ Amanda Peters* Yaban Mersini Toplayacıları ۝ঔৣ 𝑯𝒂𝒚𝒂𝒕ı𝒎ı𝒏 𝒈ö𝒛ü𝒎ü𝒏 ö𝒏ü𝒏𝒅𝒆𝒏 𝒈𝒆ç𝒎𝒆𝒔𝒊𝒏𝒊 𝒊𝒔𝒕𝒆𝒎𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎; 𝒃𝒖 𝒂𝒏ı𝒏 𝒊ç𝒊𝒏𝒅𝒆 𝒌𝒂𝒍𝒎𝒂𝒌 𝒊𝒔𝒕𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎, 𝒔𝒆𝒗𝒅𝒊ğ𝒊𝒎 𝒉𝒆𝒓𝒌𝒆𝒔𝒍𝒆: 𝒌ı𝒛 𝒌𝒂𝒓𝒅𝒆ş𝒍𝒆𝒓𝒊𝒎 𝒗𝒆 𝒆𝒓𝒌𝒆𝒌 𝒌𝒂𝒓𝒅𝒆ş𝒍𝒆𝒓𝒊𝒎, 𝒉𝒂𝒚𝒂𝒍𝒆𝒕𝒍𝒆𝒓 𝒗𝒆 𝒂𝒔𝒍𝒂 𝒉𝒂𝒌 𝒆𝒕𝒎𝒆𝒅𝒊ğ𝒊𝒎 𝒃𝒊𝒓 𝒌ı𝒛, 𝒉𝒆𝒑 𝒃𝒊𝒓𝒍𝒊𝒌𝒕𝒆, 𝒚𝒂𝒏ı𝒎𝒅𝒂. 𝑩𝒂ş𝒌𝒂𝒍𝒂𝒓ı𝒏𝒂 𝒈𝒂𝒓𝒊𝒑 𝒈𝒆𝒍𝒆𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓 𝒂𝒎𝒂 𝒃𝒖 𝒂𝒏, 𝒃𝒆𝒍𝒌𝒊 𝒅𝒆 𝑴𝒂𝒊𝒏𝒆 𝒅𝒆𝒌𝒊 𝒚𝒂𝒃𝒂𝒏𝒎𝒆𝒓𝒔𝒊𝒏𝒊 𝒕𝒂𝒓𝒍𝒂𝒔ı𝒏𝒅𝒂 𝒌𝒂𝒓𝒈𝒂 𝒆𝒌𝒎𝒆ğ𝒊𝒎𝒊 ç𝒂𝒍𝒅ığı𝒏𝒅𝒂𝒏 𝒃𝒆𝒓𝒊 𝒌𝒆𝒏𝒅𝒊𝒎𝒊 𝒆𝒏 𝒎𝒖𝒕𝒍𝒖 𝒉𝒊𝒔𝒔𝒆𝒕𝒕𝒊ğ𝒊𝒎 𝒂𝒏 𝒐𝒍𝒂𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓.. Selamlar, bugün sizlere bol ödüllü bir kitap paylaşımı ile geldim. 2023 Barnes&Noble Discover Ödülü , Andrew Carnegie Mükemmellik Madalyası Sahibi, 2024 Kanada Suç Yazarları Derneği En iyi Suç Romanı Ödülü, 2024 Dartmount Kitap ödülü kazanan bu kitabı okuyunca sizde eminim anlayacaksınız? Biz bir aile dramının kapılarını ararlarken bi yandan bir ırkında hikayesini okuyoruz. Yaşanan kaybın ardından elli yıl sürecek tüm travmaların sancısını ruhunuzda hissedeceksiniz. Ve özellikle Joe, beni çok ağlattın:( Yazarın sade ama sizi içine çeken duru anlatımıyla, kendinizi bazen Norma'nın yanında kimliğini sorgularken, diğer yanda ise Joe ile kaybettiği kardeşinin derin hüznünü ve vicdan yükünü taşıyacaksınız. Çok etkili bir okuma kesinlikle tavsiye ediyorum ve sizler için kısaca konusuna geçiyorum; 1962 yılında Kanada'nın Nova Scotia bölgesinin Maine eyaletine mevsimlik yaban mersini toplayıcısı olarak gelen Mi'kmaq ailesinin bir kaç hafta sonra dört yaşındaki kız çocuğu Ruthie kaybolur. Günlerce ararlar ama küçük Ruthie bulunamaz. Bu kayıp bir aileyi derinden yararlarken en büyük yükü onu son gören ağabeyi Joe yıllarca çekecektir. Aynı zamanlarda ,aynı eyalette varlıklı bir ailenin içinde büyüyen Norma ise sevgiye muhtaç bir çocukluk yaşar. Yıllardır gördüğü rüyalar, geçmişe dair anlam veremediği imgeler ve ailesinin sakladığı sırlar onu sonunda bir arayış yolculuğuna
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025202 okunma
Reklam
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:40
꧁༺ 𝐒𝐞𝐝𝐚 𝐋𝐞𝐧𝐚 ☆𝐓ı𝐥𝐬ı𝐦 𝐯𝐞 𝐒𝐢𝐬 ༻꧂ Selamlar... bugün sizlere çok severek okuduğum bir fantastik serinin ilk kitabı paylaşımı ile geldim. Yazarın kalemiyle tanışma kitabım oldu. Akıcı ve kolay anlaşılır dili, içine çeken kurgusu ve bunun yanında ilgi çekici karakterleri ile su gibi akıp gitti. İlk kitap olması sebebiyle evreni ve karakterleri iyice tanıdığımız bir okuma oldu. Birde sessizce slowburn ilerleyen bir aşkımız var. Kim ne derse desin daha kollarına düştüğü an bence kalbine de düşmüş bir kızılı vardı As Valor Jarlan ın ! Haydi sizleri merakta bırakmadan hemen kısaca konusuna geçelim. Larina mutlu bir ailede yaşıyordu. Babasının ölümünün ardından şifacı olan annesinin geçinmek için bir miktar ücret talep etmesi tüm dostlarını düşman etmiş bu olay en sonunda onları cadı ilan etmelerine kadar varmıştı. Ateşlere atılan Larina kulağında annesinin son sözleri ile kendini kaybettiğinde, bambaşka bir evrende simsiyah gözleri olan ve huş ağacı kokan bir adamın kollarında buldu. Bulduğu gibi de kendini kaybetti çünkü yoğun işkence ve yanıkları vardı. As Valor Jarlan, yıllar önce kaybetiği krallığını geri kazanmak ve üzerindeki lanetten kurtulmak için mücadele ediyordu. Vurulmak üzereyken üzerine düşen bu kız ile hayatı yine kurtulmuştu. Lanetli prens ne kadar korkunç olsada ilk andan itibaren bu sessiz kızılı iyileştirmek için herşeyi yaptı. Ama gözlerinde ona dair hep daha fazlası vardı. Artık Larina ve As için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.. Evren çok güzel,ben özellikle aralarındaki sırlara rağmen o çekimi net hissettim. Sonra Meliv in Larina yı koruması çok güzeldi. Ayrıca su atının kendine Larina yı seçmesi bence ayrı bir gizemin kapısı oldu. Hele de Larina nın bu kadar sabredip, annesinin konuşmama sözünü tutmuşken As Valor Jarlan ı kurtaracağını düşünerek
Tılsım ve Sis 1Seda Lena · Guardian Yayınları · 2025108 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 71. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:50
Leo Tolstoy ile Mahatma Gandhi arasında geçen Tolstoy–Gandhi Mektuplaşmaları kitabını okurken, bunun yalnızca iki önemli ismin yazışmalarından oluşan bir kitap olmadığını düşündüm. Aslında iki farklı coğrafyada yaşayan ama insan, ahlak ve şiddetsizlik konusunda benzer arayışlara sahip iki düşünürün fikir alışverişine tanıklık ettim. Benim için kitabın en dikkat çekici yönü, mektupların bir tartışma metni gibi değil, karşılıklı saygıya dayanan samimi bir fikir paylaşımı olmasıydı. Özellikle Tolstoy’un sevgi ilkesini ve kötülüğe şiddetle karşılık vermeme düşüncesini anlatırken kullandığı dil oldukça etkileyiciydi. Gandhi’nin bu düşünceleri dikkatle okuyup kendi mücadelesiyle ilişkilendirmesi de mektuplara ayrı bir değer katıyor. Kitap boyunca en çok üzerinde durulan konuların başında şiddetsiz direniş, ahlaki sorumluluk, hakikat ve insanın vicdanına bağlı kalması geliyor. Bu fikirlerin teorik olarak anlatılmasının yanında, Gandhi’nin bunları toplumsal mücadele içinde nasıl değerlendirdiğini görmek bana oldukça anlamlı geldi. Böylece kitap yalnızca felsefi bir metin olmaktan çıkıp tarihî bir belge niteliği de kazanıyor. Tolstoy’un özellikle “Bir Hindu’ya Mektup” metnindeki düşüncelerinin Gandhi üzerinde nasıl bir etki bıraktığını görmek kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biriydi. İkisinin de gerçek değişimin önce insanın kendisinde başlaması gerektiğine inanması, mektupların ortak zeminini oluşturuyor. Kendi adıma kitabı okurken en çok düşündüğüm şey, fikirlerin sınırları aşabilme gücü oldu. Biri Rusya’da, diğeri Güney Afrika’da bulunan iki insanın mektuplar aracılığıyla birbirini etkileyebilmesi, düşüncenin fiziksel mesafelerden çok daha güçlü olduğunu gösteriyor. Kitabın dili oldukça sade olmasına rağmen içerdiği fikirler üzerinde durup düşünmeyi gerektiriyor.
Tolstoy Gandhi MektuplaşmalarıLev Tolstoy · Vakıfbank Kültür Yayınları · 2018138 okunma
Ah benim Limon Ağacım, çok güzeldin.
Puan vermedi·400 syf.··
2026 68. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 02:41
Limon Ağacı'nı sevdim, çok sevdim. Şimdi size bunun nedenlerini ve kitabın konusunu genel hatlarıyla özetleyeceğim. Sevme nedenlerimden ilki araştırma tarzında yazılmaktansa roman tarzında yazılıp yer yer araştırma tadını da vermesi. İsrail-Filistin çatışmasını siyasi liderler, savaşlar ve diplomatik süreçler üzerinden değil, bu çatışmanın merkezinde kalan insanların hayatları üzerinden anlatması. Ama yazarın çok kapsamlı bir araştırma süzgecinden geçtiğini de görebiliyordum okurken, yani roman zaten deyip yalnızca olaya odaklanmaktansa sıkça bilgi veriyor. Karakterlerimiz de Filistinli Bashir Khairi ile İsrailli Dalia Eshkenazi. (Dalia, Dalin'le benzer geldi, bu aralar Filistin'le ilgili her şeyde kendimden detay buluyorum. Algıda seçicilik mi yahut işaret mi anlayamıyorum.) Bashir'in ailesi 1948'de Ramla'dan ayrılmak zorunda kalırken, Dalia'nın ailesi Avrupa'da yükselen antisemitizmden kaçarak İsrail'e yerleşiyor ve tesadüf eseri aynı eve taşınıyor. Kitap, bu iki farklı göç ve yerinden edilme deneyimini karşılaştırmalı biçimde ele alırken çatışmanın her iki tarafındaki tarihsel hafızayı da görme imkânı sunuyor sizlere bu çok güzel. Yani bilmiyorum benim için sanırım bilgi vermesi hep çok hoşuma gitti oysa amacım artık bilgi almaktansa bağımsız bir şeyler okumaktı ama hoşuma giden tafaf ise tarihi genel çerçeveye alabilmiş olması oldu. Bakın. Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminden başlayarak İngiliz Mandası yıllarına, İsrail Devleti'nin kuruluşuna, 1948 savaşına ve sonraki gelişmelere kadar uzanan geniş bir tarihsel süreçten bahsediyorum. Yani aslında okurken karakterlerin yaşadıklarını yalnızca kişisel trajediler olarak değil, bölgenin siyasi ve toplumsal dönüşümlerinin bir sonucu olarak değerlendirebiliyorsunuz bu da size kişisel olarak siyasi bir pencere açıyor.
Limon AğacıSandy Tolan · Pegasus Yayıncılık · 20227,8bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 8. kitabı
Esmiralda… Təsirləndiyim, gözümü dolduran bir çox roman oxumuşam. Adətən kitablar haqqında incələmə yazmıram, hətta bu platformadan da çox aktiv istifadə etmirəm. Amma bu kitab məndə elə hisslər oyatdı ki, fikirlərimi yazmadan keçə bilmədim. Esmiraldanın acısını, sevincini, çarəsizliyini və bütün bunların içində ümidini itirmədən mübarizə aparmasını sanki onunla birlikdə yaşadım. Mələklə dostluğu, İlyasla qurduğu bağ məni ən çox təsirləndirən məqamlardan oldu. Qəzəbləndiyi anlarda qəzəbləndim, üzüldüyü anlarda üzüldüm. Xüsusilə Mələklə olan bəzi səhnələrdə çox duyğulandım. Onların arasındakı səmimiyyət, gerçəklik və bir-birlərinə olan sədaqət istər-istəməz göz yaşlarıma səbəb oldu. “Birlikdə edərik” kimi cümlələrin sadəcə söz olaraq qalmaması məni ayrıca təsirləndirdi. Bəlkə də buna səbəb bir zamanlar dostumla qurduğumuz bəzi planları həyata keçirə bilməməyimizin verdiyi hiss idi. Bu baxımdan onların bacarması həm kövrəltdi, həm də sevindirdi. Kitabda bəyənmədiyim yeganə məqam bəzi hissələrin mənə bir qədər uzun gəlməsi oldu. Bəzən artıq bildiyimiz və ya eşitdiyimiz fikirlərin təkrarını oxuyurmuş kimi hiss etdim. Buna baxmayaraq, ümumi olaraq əsər məndə çox xoş təəssürat yaratdı. Xüsusilə də içimi isidən sonluğu ilə uzun müddət yaddaşımda qalacaq kitablardan biri oldu.
GünahkarlarÜlviyyə Cəfər · Çardaq Nəşriyyat · 20253 okunma
Reklam
Reklam