Adil Düzen Erbakan Risaleleri 3

0,0/10  (0 Oy) · 
2 okunma  · 
0 beğeni  · 
61 gösterim
Adil Düzen
Milli Görüş Lideri muhterem Necmettin Erbakan, bütün bir mücadele hayatı boyunca dilinden düşürmediği Adil Düzen''i herkesin anlayabileceği şekilde, her seviyeye ve ortama göre anlatmıştır. Esasında onun "Adil Düzen" diye sembolleştirdiği düzen Hakk düzenidir. Erbakan''ın zamanın şartları gereği dolaylı bir biçimde yaptığı tariflerinin insanı direkt bu sonuca götürmesi çok olağandır; çünkü hoca zaten bütün ömrünü bu yola feda etmiştir. Erbakan''a göre Adil Düzen: Herkese hakkını vermeyi esas alan, insanın yaratılıştan getirdiği evrensel hakların kullanımının önündeki engellerin tümüyle kaldırıldığı, refahın toplumun her kesimine yayılmasını sağlayan hakça paylaşımın esas alındığı bir nizamdır Bu yönleriyle kapitalizm ve komünizmin bütün menfi unsurlarından arındırılmış olan düzendir. Bu düzende emeğin karşılığının alın teri kurumadan ve hiçbir aldatmaya meydan vermeden ödenmesi esas alınmış ve kâr helâl sayılmıştır. Buna mukabil emek mahsulü olmayan haksız kazançların tümü yasaklanmış ve faiz en büyük sömürü aracı olarak ilan edilmiştir. Hoca; "40. Yılında Milli Görüş" isimli eserde anlattığına göre Adil Düzen''de haksız ve yanlış noktada alınan vergiler ve faiz olmadığı için; Maliyetler 1/3''e düşer ve aynı sermaye ile 3 Misli üretim yapılabilir. Bunun neticesi aynı sermaye ile çalıştırılan işçi sayısı üç misli artar ve böylece işsizlik ortadan kalkar, üretim istihdam ve ihracat patlar. Bunun neticesi herkes refaha kavuşur. Üstad Erbakan''a göre kapitalist sistemden adil düzene geçilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Faizci sistemi kabul etmek demek; sömürülmeyi ve ezilmeyi kabul etmek demektir."
(40. Yılında Milli Görüş)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2017
  • Sayfa Sayısı:
    119
  • ISBN:
    9786054818273
  • Yayınevi:
    Ravza Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 8 Alıntı

Bay X 
18 Nis 2017 · Kitabı okudu

Kim diyebilir ki; milyonlarca zavallı modern derebeylerin çiftliklerinde hizmetçilik yaparken "İnsan” dır.
Kim diyebilir ki; beli bükük, çöp tenekelerinden
artık toplayan çıplak bedenli, yalınayak, soluk
yüzlü, ürkek bakışlı binlerce ihtiyar insandır.
Kim diyebilir ki; evlerde hizmetçilik ve kapıcılık, dairelerde odacılık yapan insanlar gerçekten insandır.
Mevcut düzeni, ahlak ve vicdanı bozmak, devlet ve toplumu alt-üst etmek, ferdi ve sosyal yıkılışı hazırlamak suçuyla itham ediyorum.
Bir yanda vurguncu seçkinler yığını, bir yanda
yoksullar kalabalığı...
Bunlar kapitalizmin eseridir. Onun başlıca özelliği
sırf eğlenen, alabildiğine gezen, dilediği kadar mal, dilediği kadar vakit ve sarfedeceği bedeni enerjiyi bulan mutlu bir azınlık beslemesi olmasıdır. Bir yanda muhtaçlık ve perişanlık öte yanda bolluk
ve şımarıklık.”
(Seyyid Kutub İslam-Kapitolizm Çatışması, s, 18-21'den özetle)

Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 18 - Ravza yayınları)Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 18 - Ravza yayınları)
Bay X 
18 Nis 2017 · Kitabı okudu

D8 niye mecburiyettir?
1990'lann başında İskoçya'daki NATO toplantısında "Şimdi NATO'yu fesih mi edeceğiz” sorusuna cevap veren Margaret Teacher "Düşman”ı şöyle tanımlamıştır: "Düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz. Bizim yaşabilmemiz için mutlaka bir düşmanımızın olması lazımdır. Sovyetler Birliği dağıldı ve düşman olmaktan çıktı. Onun yerine yeni bir düşman koymamız gerekiyor. Bu yeni düşman İslam olacaktır.” cevabını vermiştir.

Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 117 - Ravza yayınları)Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 117 - Ravza yayınları)
Bay X 
18 Nis 2017 · Kitabı okudu

Resulullah (sav) Efendimiz:
"Diğer milletler, insanların birbirlerini sofraya davet etmeleri gibi birbirlerini sizin üzerinize davet edecek ve üzerinize üşüşecekler.” Buyurdu.
Bunun üzerine sahabeler şaşkınlıkla sordular:
- Ey Allah'ın Resulü! O gün sayımız çok mu az olacak?”
Resulullah (sav) "Efendimiz:
"Hayır! Bilakis, o gün sayınız çok olacak. Fakat siz (çokluğunuz) bir akıntıya taşınan çer-çöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanlannızın kalbinden sizin korkunuzu
silecek, sizin kalbinize de "vehn” atacak.
Bunun üzerine sahabelerden biri sordu
- Vehn nedir ey Allah'ın Resulü? Resulullah (sav) buyurdu ki:
- "Dünya sevgisi ve ölümü sevmemek, ondan nefret etmektir.” (Ebû Dâvûd, Melâhim)
Müslümanların ideallerine bağlılıkları uzun ya-
şama arzusu ve dünya malına olan tamahlarının önüne geçmediği, dinin emirleri dünyevi endişelerden geriye
itildiği sürece hiçbir itibarları olmayacak; kâfirlerin kapısında beyhude olarak izzet aramaya, onlardan adalet
beklemeye devam edeceklerdir. Ama şeytan aldatmaktan başka bir şey vaad etmez.

Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 12 - Ravza yayınları)Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 12 - Ravza yayınları)
Bay X 
18 Nis 2017 · Kitabı okudu

"İnsanlık üç asırdan beri 'Hakkı” değil "Kuvveti” üstün
tutan batı medeniyetinin zulmü altında inlemektedir. Bu medeniyet iki koldan insanlan ezmekte ve zulmetmektedir. Bunlardan biri "Komünizm” diğeri de "Kapitalizm"dir.
Komünizm ile kapitalizm iki ikiz kardeşür. Çünkü bunların ikisi de "Kuvveti üstün tutan” zihniyete dayanmaktadır. Bunun için ikisi de "Ezen, ezilen” düzenidirler. Aralarındaki tek fark komünizmde ezen güç "Siyasi
güç”tür. Kapitalizmde ise ezen güç "Semıaye gücü”dür. Komünizm insanlığa 70 yıl zulmettikten sonra yıkılmıştır. Kapitalizm ise zulmüne devam etmektedir. Bu
durum kapitalizmin insanlara saadet getirmesi yüzünden
değildir. Tam tersine kapitalizm sadece emperyalizmin ve siyonizmin bütün insanlığı sömürmek için kullandığı bir araç olduğundan, adeta bir bardaktaki meşrubatı emmek için kullanılan kamış gibi, emperyalizmin ve siyonizmin bir aleti olmasından dolayı onların koruması ve desteği ile sun'i olarak yaşatılmaktadır. Yoksa o da çökmeye ve yok olmaya mahkûmdur.
Biz liberaliz, sağcıyız diyenler faizci kapitalist modeli en koyu, en acımasız faizle ve diğer sömürü araçlarıyla yürütmek isteyenlerdir. Biz solcuyuz, sosyal demokratız
diyenler de aynı modeli sözde bazı Pansuman tedbirleriyle yürütmek isteyenlerdir. Bunun için hepsi birbirinin aynıdır ve bunların hiçbiri Türkiye'yi geliştiremezler.
Bu çalışkan milletin bu zengin ülkede halen çekmekte olduğu ızdırapların sorumlusudurlar. Bizim ekonomik modelimiz Adil Düzen'in Adil Ekonomik Düzen'idir.

Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 22 - Ravza yayınları)Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 22 - Ravza yayınları)
Bay X 
18 Nis 2017 · Kitabı okudu

Erbakan, Neden Adil Düzen Mücadelesi Verdi?
Yaşadığı dönemin tartışmasız biçimde Müslümanların önderi olan ve bütün İslam dünyasındaki İslami hareketlere bir ağabey ve bir bilen olarak yön veren, onların ufuklarını açan, problemlerini çözen Erbakan Hoca,
yarım asırlık mücadelesi boyunca Türkiye ve Dünya tarihine damgasını vurmuştur. Bu nedenle de, küresel güçler tarafından hiçbir zaman rahat bırakılmamış ve Milli
Görüş Zihniyetinin kendileri için bir felaket olduğunu gören emperyalist güçler, bütün imkanları ile yolunu kesmeye uğraşmışlardır.
Elbette kendisi de dünyayı yöneten Siyonistlerin "Adil Düzen”in işbaşına gelmesine şiddetle karşı çıkacaklannı biliyor ve bu şuurla hareket ediyordu. Hoca,
davasını şu örnekle taçlandırıyordu:
"Yıllarca önce BM'nin Yeni Dünya Düzeni Komisyonu Başkanı Nobel ödülü sahibi Orwin Lazlo'yu Adil
Düzen çalışmaları için Türkiye'ye davet etmiş, uzunca bir süre kendisiyle beraber çalışmıştık. Bu çalışmalar devam ettiği esnada, kendisi İstanbul Samatya'daki sinemada bir konferans verdi. Bu konferansta bizzat kendisi şunları söyledi: "Beni Milli Görüşçüler davet ettiler.
'Size biz adil bir düzenin nasıl kurulabileceği hakkında brifing vereceğiz' dediler. Ben bu teklifi büyük bir alaka ve memnuniyetle kabul ettim. Sebebini söyleyeceğim. Neden büyük ilgi gösterdim? Dinledim ve gördüm ki benim hayatım boyunca en ideal olarak düşündüğüm prensiplerin hepsi matematiksel bir disiplin içerisinde bir nizam olarak önüme konuyor. O gün ben yeniden doğdum ve o büyük etki
altında şu salonda bulunan insanların hepsine söz veriyorum ki, bu Milli Görüş çatısındaki insanlar ne zaman isterlerse emirlerine amadeyim. Gelip her türlü
katkıyı yapmaya hazırım. Ben yeniden doğdum ve çok etkilendim.
Gerçekten bütün insanlığın saadeti için, adil bir düzenin tesis edilmesi için bu ilmi çalışmaları yapmış almak her türlü takdirin üstündedir. Neden bu teklifi yaptıklannda hemen kabul ettim, çünkü ben meteorolojideki 'Schmetterling' olayını bilen bir insamm. Bundan yıllar önce çok büyük bir kasırga Avustralya'nın güneyinde teşekkül etmiş, kuzeye doğru yürüyordu.
Devamında Hint ve Çin'e gidecek ve milyonlarca insanın hayatına son verecekti. Her türlü enerjiyle dolmuş ve insanlığın üzerine gidiyor. Ve tüm insanlık da bunu
izliyor. Herkes büyük bir felaket beklerken bir baktık ki, bu büyük kasırga Avustralya'yı geçtikten sonra Hint ve Çin'e gidecekken, yön değiştirerek yönünü okyanusa çevirdi ve bütün enerjisini okyanusa boşalttı. Böylece insanlık büyük bir felaketten kurtuldu.
Şimdi meteorolojistler, fizikçiler ve kimyacılar bütün bunlar seferber oldular ve bu muazzam güç, Avusüalya'nın kuzeyinden gelip Asya*ya yönelip her şeyi kasıp kavurması gerekirken, nasıl oldu da yön değiştirdi de, okyanusa tüm enerjisini dökerek yok oldu? Bunu incelemeye
başladılar. Sonunda ittifakla tespit ettikleri husus şudur: Meğer tam o tarihte, Avustralya'da kelebekler bir yerden
bir yere göç ediyorlarmış. Bu göç esnasında o kelebeklerin kanatlarının o hafif çırpıntıları birleşer bu muazzam gücün yön değiştirmesini sağlamıştır.” Bütün bunları o konferans esnasında niçin anlattı?
Dedi ki, fikri çalışmalar o kadar önemlidir ki, kasırga halinde insanlığı felakete sürükleyen birçok hareketleri, bir kelebek kadar etkisi olan fikir yoluyla yönünden çevirebilirsiniz. Ben bunu bildiğim için, "size bu konuda bilgi vereceğiz” dediklerinde buna çok büyük
önem verdim. Çünkü yıllardan beri BM bünyesinde Yeni Dünya Düzeni Komisyonu başkanın olarak bunlar çalışmalanmın temelini teşkil ediyor. "Belki yanlış yolda gidiyoruz ve bunları düzeltmem gerekir” dedim. Öyleyse, "bu kelebek kanatlarının hareketlerinden, bu fikir çalışmalarını dinlemeliyim dedim. Dinledim ve gerçekten ben yönümü değiştirdim” demiştir.
İşte bu mücadele, insanlığı felakete götüren büyük kasırgalann yönünü değiştirecek olan o kelebeğin ta kendisidir.

Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 110 - Ravza yayınları)Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 110 - Ravza yayınları)
Bay X 
 18 Nis 2017 · Kitabı okudu

Adil Düzende İslâm Ortak Pazarı Kurulacaktır
Adil Düzende maliyetler içerisinde hiçbir faiz ve vergi bulunmadığı için bütün dünyada en ucuz üretim bizde olacak, böylece herkes ihtiyacını bizden karşılamak isteyecek ve bu yüzden hakiki ihracat patlaması olacaktır.
Erbakan Hoca, iktidara geldiklerinde Müslüman Ülkelerle Ortak Pazar kuracağım ve böylece 1.5 milyarlık İslâm Âleminin ihtiyaçlarının öncelikle Türkiye'den
karşılanacağını ifade etmiştir.
Bu hayalini gerçekleştirmek için 1996 yılında başbakan olduğunda kollan sıvamış ve gerek nufus ve gerekse ekonomik büyüklük açısından İslam dünyasının
%60'ına tekabül eden 8 Müslüman ülkeyle 1997 Haziran ayında D-8'i kurmuştur. İslam Ortak Pazarı'nın ilk nüvesini oluşturan bu oluşum dünya ekonomisini
ellerinde tutan Siyonistleri oldukça fazla telaşlandırmıştır ve maalesef aynı ay içerisinde hükumet düşürülmüştür.
Daha sonra gelen iktidarlar bu hayati projeye gerekli desteği vermedikleri için beklenen ekonomik canlılık oluşmamıştır. Ancak proje gelecekte yeni Erbakanların ortaya çıkmasıyla İslam dünyasını birleştirecek ve son iki yüzyıldır tam bağımsızlığın asla gerçekleşmediği İslam dünyasını Ekonomik ve siyasi anlamda tam bağımsız ve başı dik bir hale getirecektir.

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın?
Hey gidi küheylan koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 40 - Ravza yayınları)Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 40 - Ravza yayınları)
Bay X 
18 Nis 2017 · Kitabı okudu

Milli Görüş Liderine göre Türkiye modem müstemlekeciliğin, IMF reçetelerinin ve taklitçi zihniyetin bir harabesi haline getirilmiştir. Nitekim 1950 yılında Demokratik Parti işbaşına gelip bazı kalkınma hareketlerini başlattığı zaman dış güçler telaşa düşmüşler ve Amerikasda bazı uzmanlara Türkiye olsa olsa 10 se-
nede ne kadar gelişebilir diye tahminler yaptırmışlar ve kitaplar yazdırmışlar. Bu kitaplar ve tahminler bugün incelendiği zaman görülmektedir ki; enerji üretiminde durumları şudur, ulaşımda, iletişimde, tarımda
durumları şudur, imkânları, potansiyelleri budur. 10 yılda ilerleseler ilerleseler ancak gelecekleri nokta şu olabilir diye yapılan hesapların hiçbirisi tutmamış Türkiye o dönemdeki bütün menfi şartlara rağmen bu hesapların çok üzerinde bir gelişme göstermiştir.

Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 44 - Ravza yayınları)Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 44 - Ravza yayınları)
Bay X 
18 Nis 2017 · Kitabı okudu

Neden Selem Senedi Kullanılmıyor?
Denilebilir ki madem ucuzluk getiriyor, o halde neden herkes Selem Senedi kullanmıyor?
Bu sual safça bir sorudur. Çünkü Faizci Kapitalist
Nizam'ı Emperyalizm ve Irkçı Emperyalizm korumakta ve kollamaktadır. Bu nizamdan uzaklaşılmasına müsaade etmez. Hatta topyekûn savaş bile açabilir. Çünkü unutmamak lazım gelir ki, bu faizler toplanıp sonunda dünya sermayesini elinde tutan emperyalizm, Irkçı Emperyalizm ve onların işbirlikçilerine ödenmektedir. Onun için
netice itibariyle faiz bir bakıma emperyalizme ve Irkçı Emperyalizm'e ödenen haksız vergi demektir. Mesela Türkiye'de IMF, ekonomik politikayı tanzim ederken piyasaya şu kadar para çıkartacaksınız diyor, bu miktan zaruri ihtiyaçtan az tutuyor ki, herkes mümkün olduğu kadar çok senetle ve faizle iş görsün.
Nitekim geçen asırda Fransa'da bir belediye başkanı, belediyenin parası olmadığını görünce özel fiş çıkartıp bu fişle çalışanların zaruri ihtiyaçlarım karşılayarak şehri
imar edip genişletilmiş, caddelerdeki dükkânları ve işyerlerini devletin parasıyla yüksek fiyata satarak zengin
oldu. Çalışanları zengin etti ve şehri imar etti. Bu durum karşısında Irkçı Emperyalizm Fransa'daki mevzuata "Kimse para yerine kaim olacak evrak tanzim edemez” ilkesini koyarak kendi kontrolü dışında bu kabil
faaliyetlerin yapılmasına engel oldu.

Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 76 - Ravza yayınları)Adil Düzen, M. Mustafa Uzun (Sayfa 76 - Ravza yayınları)