Adı:
Agora
Baskı tarihi:
Nisan 2010
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051210193
Kitabın türü:
Çeviri:
Zeynep Turgut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kyrhos Yayınları
O, tarihin gördüğü en etkileyici ve ilgi çekici kadınlardan biriydi. Hem nefes kesecek kadar güzel hem de adını matematikçi, filozof ve astronom olarak tarihe yazdıracak kadar zeki biri ve ne trajiktir ki ölümüyle bile unutulmayacak bir kadındı. Üzerine çullanan onlarca erkeğin darbeleriyle son nefesini veren, cesedi sokaklarda sürüklenip eti kemiklerinden ayrılan ama ne olursa olsun tarihin unutulmazları arasına giren bir kadın…

IV. yüzyılda, Mısır’ın, Roma İmparatorluğu egemenliği altındaki günlerinde, İskenderiye sokaklarındaki şiddetli din isyanları şehrin efsanevi kütüphanesine kadar ulaşır. Duvarların ardında hapsolan, yetenekli astronom Hypatia, öğrencilerinin de yardımıyla ilmini korumak için savaşır.

Bu sırada, iki erkek de aralarında Hypatia’nın kalbini kazanmak için yarışır: Orestes ve genç köle Davus.

Marta Sofia’nın filme çekilmiş ve başrolünü Rachel Weisz’in oynamış olduğu “Agora”da, tarihin ilk matematikçisi olan İskenderiyeli Hypatia’nın heyecan verici ve trajik hayatı konu ediliyor.
312 syf.
·Beğendi·10/10
Edebiyatın ilham aldığı alanlardan biri şüphesiz ki tarihtir. Tarihsel gerçekliklerin özgün ve dikkat çekici bir üslupla aktarılması bizi geçmiş dönemlere, savaşlara, insanları ilgilendiren hayat hikâyelerine götürür.

Tarihin genellikle erklerin kontrolünde yaşandığı ve her çatışmadan en büyük payı kadınların aldığı düşünülürse, Marta Sofia’nın kaleme aldığı Agora isimli roman, bunu gösterebiliyor olmasıyla edebiyat alanında önemli bir görev üstleniyor. Öncelikle bu eserin adını irdeleyelim. Agora; Eski Yunanca’da sosyal, ticaret ve siyasi yönleriyle gelişmiş olduğundan şehir merkezi anlamına geliyor. Toplanma yeri de diyebileceğimiz bu merkezler kimin elindeyse yönetim ona ait oluyor. Şehirdeki seçimler, duyurular ve benzeri organizasyonlar bu meydanda yapılırmış. Kütüphane ise Agoranın en merkezi yerinde kale gibi inşa edilmiş, korunaklı bir yapı. Bu yapının içinde kütüphanenin yanı sıra tiyatro, dinlenme yerleri, derslikler, arşiv gibi birçok bölüm bulunuyor. Kısacası dev bir kültür kompleksi.

Romanın konusu, milattan sonra 4. yüzyılın sonu ile 5. yüzyılın başlarında Roma İmparatorluğu hâkimiyetindeki İskenderiye’de geçiyor. Bilinen ilk kadın matematikçi, astronom ve filozof olan Hypatia’nın (d.370 – ö.415) hayatı merkeze alınarak; o dönemdeki din, siyaset, hırs ve çıkar ilişkileri üzerinden evrensel meseleler ele alınıyor. Hypatia, İskenderiye Kütüphanesi’nin bilinen son yöneticisi Theon’un kızıdır ve kütüphanede her dinden öğrencisine astronomi, felsefe, matematik ve geometri dersleri veren bir bilim insanıdır.

Yazarın bu eserinde asıl amacı, İskenderiye Kütüphanesi’nin son döneminde dini küstahlığın -hem paganlık hem Hristiyanlık hem de Yahudilik adına- medeniyet dediğimiz şeyi nasıl yerle yeksan ettiğini anlatmaktır. Yazar çatışan her üç dine de uzaktan bakmayı tercih etmiş; hiçbirine özel bir önem atfetmediği gibi körlüğün her an her yerde, herhangi bir dinde ya da inanışta iktidar hırsı ile nasıl kaynaştığını ve kendini nasıl meşrulaştırdığını başarılı bir biçimde anlatmış. Elbette ki şu an yeryüzündeki egemen dinlerden biri olan Hristiyanlığı ön plana alarak.

Varoluşu sorgulayan, hiçbir dogmatik fikri kabul etmeyen bir filozof düşünün. Aşkı bir erkekle yaşanacak bir duygu olarak görmüyor; felsefeye, bilime, güneşe, yıldızlara âşık. Farklı inanışlardan öğrencilere ders veriyor ve fikirleriyle yönetimde etkin olduğu için tehlikeli bulunuyor. Hepsinden önemlisi, o bir kadın… Hypatia birçok kişi tarafından istenmiyor. Bir dinsiz olarak valiyi yönettiği düşünülüyor ve bir kadın olduğu için susması gerektiğine inanılıyor.

Bir insan başka bir insanın bir şeye inanıp inanmamasını sağlayabilir mi? Kişi, karşısındakine bilgiyi aktarır. Ancak o aktarılan bilgiyle ne yapacağını aktardığı kişi, ister kabul edelim ister kabul etmeyelim, kendisi seçer. İşte insanları köleleştiren zihniyet, hizipleştiren ve Hypatia’nın barbarca biçimde katledilmesine neden olan, insan eylemlerinin kişilerin seçimleri sebebiyle olduğunu görmezden gelen bu zihniyettir. Çünkü bu düşünce tarzı korku kültünden ve cehaletten beslenen fanatizmin ürünüdür.

Din kavramının, tarihin her döneminde şiddet ile olan birlikteliğinin insanlığa, bilimsel birikime ve kültüre verdiği zararlara dikkat çekilen eserde, aynı zamanda birilerinin bilgiye ve özgür düşünceye olan tahammülsüzlüklerinin, insanlığın maruz kaldığı bin küsur yıllık bir kayba neden olduğu sorgulanıyor. Bunu yaparken de ayrım gözetmeksizin bu kayıptan herkesi sorumlu tutuyor. Tüm bu karmaşanın ortasına ise tarafsız, masum bir güzellik; bilimi, felsefeyi, aşkı vücudunda toplamış bir kadını, Hypatia’yı koyuyor. 2009 yılında ünlü yönetmen Alejandro Amenábar tarafından aynı isimle sinemaya da uyarlanan bu değerli eseri tüm kitapseverlere tavsiye ediyorum.
+Bana mucize göstermeyecek misin Ammonius?
-Biraz önce gördün zaten
+Buradaki yoksullar ile ekmeğini paylaşman dışında bir şey görmedim.
+Anlamıyor musun hâlâ Davus? MUCİZE, EKMEĞİNİ PAYLAŞMAKTIR...
"O bana gökyüzünü gözlemlemeyi öğretti fakat ulaşılamayana âşık olan birinin, ona asla sahip olamayacağı konusunda uyarmayı unuttu."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Agora
Baskı tarihi:
Nisan 2010
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051210193
Kitabın türü:
Çeviri:
Zeynep Turgut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kyrhos Yayınları
O, tarihin gördüğü en etkileyici ve ilgi çekici kadınlardan biriydi. Hem nefes kesecek kadar güzel hem de adını matematikçi, filozof ve astronom olarak tarihe yazdıracak kadar zeki biri ve ne trajiktir ki ölümüyle bile unutulmayacak bir kadındı. Üzerine çullanan onlarca erkeğin darbeleriyle son nefesini veren, cesedi sokaklarda sürüklenip eti kemiklerinden ayrılan ama ne olursa olsun tarihin unutulmazları arasına giren bir kadın…

IV. yüzyılda, Mısır’ın, Roma İmparatorluğu egemenliği altındaki günlerinde, İskenderiye sokaklarındaki şiddetli din isyanları şehrin efsanevi kütüphanesine kadar ulaşır. Duvarların ardında hapsolan, yetenekli astronom Hypatia, öğrencilerinin de yardımıyla ilmini korumak için savaşır.

Bu sırada, iki erkek de aralarında Hypatia’nın kalbini kazanmak için yarışır: Orestes ve genç köle Davus.

Marta Sofia’nın filme çekilmiş ve başrolünü Rachel Weisz’in oynamış olduğu “Agora”da, tarihin ilk matematikçisi olan İskenderiyeli Hypatia’nın heyecan verici ve trajik hayatı konu ediliyor.

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • Ümran Özmen
  • İrem Öztaş
  • meliha gökmen
  • Gökhan
  • Betül Yılmaz
  • Beril
  • Seyhan şahin
  • Serkan Acar
  • SiriusKsbr
  • Özgeeeeee

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (4)
9
%16.7 (1)
8
%16.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0