Mademki "gelişme"den sakınmak mümkün değildi ve gelişmeyse mutlaka değişmek, mutlaka eskiye benzememekti, o halde asırlarca evvelki Türk kadınlığı da ilkel halinde kalamazdı....
"Ben de bu bahar hiç kelebek görmedim. Kendim için değil, benim gibi olanlar
için, bütün Türk kızları için, bütün Türk kızlarının talihi için bakacağım."
Bu iki vücut eski ve yeni Türk kadınlığının karamsar ve teselli kabul etmez iki örneğiydi.
Biri, bir asır evvelki neslin son örneği, hayattan ziyade ölüme ve unutuluşa ait bir hatırası...
Diğeri, bugünün, bir asırlık mecburi ve uğursuz gelişmenin, başkalaşmanın narin ve tatmin olunmaz bir çiçeğiydi...