Girdiği çeşitli işler, can sıkıntısı, eziyet ve onu ilgilendirmeyen veya rahatsız eden insanlarla zorunlu ilişkilerden oluşan bulanık bir lekeye dökülmüştü.
Daha kendi yalnızlığıyla, ruh karışıklığıyla, gerçek zulümle karşılaşacak, ölüm kokusu soluyacaktı. İnanç ile bir güreş bekliyordu onu, umuda rastlayacaktı.
İlaçların yatıştırdığı umutsuzluk içinde yaşayan insanlar. Onları sezinliyordu. Aşınmış yer muşambasında kendi izleri onların izlerine karışıyor, onlarla karşılaşıyordu, tekrar tekrar ve yeniden, hastane terlikleri şak şuk şaklıyordu.