"APANSIZI"
"Bakma suskunluğuna,
Konuşsa,
Yağmur yağdı sanırsın.
Dokunsan yüzüne,
Ellerinde ıslak toprak kokusu.
Belki anlarsın sen de,
Senin sevginden,
Gözleri neden hep buğulu."
Şiir, çoğu zaman anlatılması zor olan duyguları en yalın ve en etkili biçimde dile getirir. Burada karşımıza çıkan Apansızı, işte böyle bir şiir kitabı değil; âdeta bir anlatı gibi, insan ruhunun en derin sızısını kağıda döken, sözcüklerin büyüsünü şiirle harmanlayan bir eser.
Apansızı, içinde “El sallamaz vapurları”, “Telaşsız” ve “Erguvan Günlerin Güzeli” gibi şiirler barındırıyor. Şiirler, birbirine özenle eklenmiş, tıpkı bir uçurtmanın kuyruğuna takılan renkli, süslü el işi kağıtları gibi kitabın sayfalarını beziyor. Okurken, her dizede hayatın farklı bir yönüyle karşılaşıyor, her şiirde zihnimizde yeni bir kapı aralanıyor.
Aşk... Aşkın hem o tatlı heyecanını, hem de ardında bıraktığı acıları, pişmanlıkları buluyoruz. "Apansızı"nda. Yazar, aşkı tek boyutlu ele almak yerine, tüm katmanlarıyla, sancılarıyla ve güzellikleriyle sunuyor bizlere. İstanbul'un, Kadıköy'ün, İzmir'in sokakları ve şehirlerinin atmosferi de bu duygusal manzaraya eşlik ediyor, şiirlere tanıdık bir fonda yankılanıyor.
Aniden, beklenmedik bir şekilde gelen duyguları ve hayatın "sızılar"ını ele alıyor. Kitapta yer alan şiirler, genellikle insanın iç dünyasına, kalbine ve ruhuna dokunan temaları işliyor.
Apansızı'nın sayfaları arasında gezinirken, tanıdık duygularla yüzleşiyoruz. Yalnızlık, bir dost gibi karşılıyor bizi; ayrılık ve özlem, ince bir sızı gibi dolanıyor dizelerde. Ancak bu hüzün, bizi karamsarlığa sürüklemiyor. Aksine, yazarın kaleminden dökülen bu duygular, bir kabullenişin, bir anlayışın ve belki de bir arınmanın kapılarını aralıyor.
Şairin elinden, sessizce kitap biçimine dönüşen bu anlatı; çoğu