Selamlar, sevgili fantastik severler
Kalpsiz Avcı serisinin ikinci kitabı, Rune ve Gideon'ın hikâyesi, ilk kitabın nefes kesici o sonuyla beraber Asi Cadı da devam ediyor. Kızıl Güve kimliğinin ifşası, Alex’in trajik kaybı, Gideon’ın onu avlama yemini ve tabii ki Kraliçe Cressida’nın sinsi tehditleri...
Hikâye, Rune'un Anakara'daki Caelis limanına doğru yelken açmasıyla başlıyor. Tek isteği bu yıkımdan uzaklaşmak. Ancak huzur, Rune'un kaderinde yok. Kraliçe Cressida, tahtını geri alma ve Kan Muhafızları’na ihanetin bedelini ödetme fırsatını kolluyor. Rune'a biçilen rol ise, siyasi bir piyon olmak. Veliaht Prens Soren'i baştan çıkararak onun üzerinden ordu sağlamak. Fakat Rune, ne Cressida’nın intikam hırsına ne de Prens Soren’in ilgisine hevesli. Kalbi, tüm yıkıma rağmen, hâlâ yasaklı aşkı Gideon'a eskisinden daha sıkı bağlı.
Diğer tarafta, Gideon’ın avlanma yemini buz gibi bir kalkan gibi dimdik duruyor. Yolları yeniden kesiştiğinde, tam anlamıyla soluksuz bir kedi-fare oyunu başlıyor. Gideon, bir yandan Cumhuriyet'i koruma görevini yerine getiriyor, diğer yandan da Rune’u hem öldürmek hem de korumak arasındaki o acımasız iç savaşla boğuşuyor. Cadılarla yaşadığı korkunç geçmiş, ruhunu kemirse de, Rune'a karşı duyduğu hisler asla küle dönmemiş.
İki karakter de, düşman pozisyonunda olsalar bile, hayatta kalmak, sevdiklerini korumak ve yaklaşan savaşın büyümesi karşısında istemeden güçlerini birleştirmek zorunda kalıyor. Bu zoraki ortaklık, geçmişin yaralarını, aralarındaki yoğun gerilimi ve hâlâ inatla sakladıkları tutkulu duyguları sürekli kaşıyor. Kitap boyunca aksiyon hiç dinmiyor.
Kitap genel olarak temposu yüksek bir fantastik devam kitabı. Ara ara yavaşladığı oluyor, ama sonlara doğru işler büyüyor, riskler artıyor ve karakterler daha karanlık kararlarla