İnsan hayret ediyor doğrusu, bu nasıl bir kitap ve Semerkand yayınları bunu nasıl basmış?
“Hallacı Mansur’un düştüğü hata” diye bir başlık var, neler neler yazılmış, bu sözleri değil Ahmed Er Rufai Hazretleri, en avam bir Müslüman bile söylemez, halbuki kitabın başlarında Allah dostlarını sevmekten ve hürmet etmekten bahsetmişti, ne yaman çelişki.
Söz konusu olan bölüm, ilgilisine sunulur:
“Hallâc-ı Mansûr'un, "enelhak" dediğini naklediyorlar. Bu vehmiyle hataya düşmüştür. Eğer hataya düşmüş olmasaydı böyle demezdi. Onun vahdet-i vücudu ima eden şiirlerini zikrederler. Bunlar ve bunlara benzer sözler bâtıldır. Ben onun bu makama ulaştığını, bu makamın aşk şerbetinden içtiğini ve bu makamda huzur haline vardığını zannetmiyorum. Anlaşılmayan bir ses ve vızıltı duyunca vehmi onu halden hale sokmuştur.
Allah Teâlâ'ya yakınlığı arttığı halde O'ndan korkusu artmayan aldanmıştır. Bu gibi sözlerden sakının; zira bunlar bâtıldır. Selef-i sâlihîn (rahmetullahi aleyhim) sınırı aşmadan yürümüştür. Allah için söylüyorum; sınırı ancak cahiller aşar, kuyuya yalnızca körler düşer!
Şu kibrin sebebi nedir? Halbuki kibirli kimse; açlığa, susuzluğa, uykusuzluğa, acıya, fakirliğe, yaşlılığa ve yorgunluğa güç yetiremez. Kibir sahibinin,
"Bugün hükümranlık kimindir?" (Mü'min 40/16) hitabının dehşeti karşısında durumu ne olur?
Kul, arkadaşları ile olan muamelesinde ne zaman haddi aşarsa, Allah'ın huzurunda noksan sayılır. Haddi aşmak ise kişinin iddiasında yalancı, gafil, kibirli ve hakikate perdeli olduğuna şahitlik etmek için başına konulmuş bir eksiklik sancağıdır.
Veliler, Allah Teâlâ'nın kendilerine bahşettiği nimetleri şerî sınırları gözeterek şükür maksadıyla anlatırlar. Nitekim ilâhî hükümler her söz ve davranışta onları sorumlu tutar.
Velilik, firavunluk ve nemrutluk