Emre Kongar’ın “Kızlarıma Mektuplar” dan sonra okuduğum ikinci kitabı oldu, “Atatürk Üzerine”. Tarih ve siyasetin karması bir kitap olmuş bana göre. Öğrendiğim, yeri geldiğinde öfkelendiğim yeri geldiğinde şaşırdığım; birçok tarihsel gerçeğin anlatıldığı bir yapıt. Mustafa Kemal Atatürk’ün ve başarılarının ekonomi, siyaset, kültür, din, toplum,.. her yönüyle ele alındığı bir kitap.
.
.
.
Mustafa Kemal Atatürk’ün savaşının, önce yabancı devletlere sonra da içerideki Padişahlık rejimine karşı olduğu vurgulanıyor öncelikle. Bu iki savaşın birincisi top ve tüfekle, ikincisi ise mevcut toplumsal, ekonomik ve siyasal yapıyı demokratikleştirerek vermiştir.
Bunu gerçekleştirmek için de ihtilalci yöntemler kullanmıştır: Dinci-gelenekçi otoriteye dayalı kozmopolit, merkezi bir feodal imparatorluktan, egemenlik temelleri kuramsal olarak halkta ya da millette olan çağdaş ulus-devlete geçmek.
Egemenliği sadece, kuramsal olarak, millete ya da halka mal etmesinin sebebi de, demokrasinin uygulanması için toplumsal-ekonomik ve kültürel koşulların henüz olmamasıdır.
.
.
.
Kitapta “Atatürk Devrimleri”nin de üzerinde durulmuş. Özellikle de yanlış anlaşılanlar ve “anlaşılmayanlardan”. Bunlardan biri de Laiklik.
Laikliğin bölücü değil, tam tersine birleştirici bir işleve sahip olduğu anlatılmış. Laikliğin hiçbir inancın karşısında olmaması ya da tam tersine, her inanç ile birlikte var olabilmesi, devleti, inanç sistemi dışında tutarak, bireylerin vicdan, inanç ve din özgürlüklerinin güvencesini oluşturmasından kaynaklanır.
Atatürkçülüğe de değinilmiş, ne olup ne olmadığı anlatılmış. Günümüzde Atatürkçülük ya da Kemalizmin, asla din düşmanlığı olmadığı; demokratik, çağdaş, çoğulcu, inanç ve vicdan hürriyeti içinde teknolojik bir ilerleme olduğu anlatılmıştır.
Atatürkçülük