Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker

·
Okunma
·
Beğeni
·
487
Gösterim
Adı:
Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
227
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051063492
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Basım Yayım Dağıtım
Büyük asker, kurtarıcı ve önder Gazi Mustafa Kemal ile silah arkadaşı, devlet adamı Nuri Conker'in dostlukları Selanik'teki çocukluk yıllarının sokak oyunlarına dayanır. Daha sonraki yıllarda Selanik'te Üçüncü Ordu'da, Hareket Ordusu'nda, Arnavutluk Harekatı'nda, Afrika'da Trablusgarp'ta, Çanakkale'de Conkbayırı'nda, Doğu'da Muş Cephesi'nde, Kurtuluş Savaşı'nın her saniyesinde ve devrimler boyunca hep beraberdirler.

Salih Bozok ve Kılıç Ali ile birlikte "Çankaya'nın Silahşörleri" ya da "Mutad Zat" olarak da anılan Nuri Conker'in Atatürk'ün gözündeki yeri bambaşkadır. Aralarındaki şakalaşma ve samimiyet -Atatürk'e "Kemal" diye hitap eden tek arkadaşıdır- herkes tarafından bilinmektedir. Atatürk, Conkbayırı Muharebesi'nde gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle ona "Conker" soyadını bizzat vermiştir.

Nuri Conker'in, Atatürk ile Latife Hanım'ın boşanmalarında payı olduğu iddia edilmekte, hatta Atatürk ile İsmet İnönü'nün dahi ilişkilerinin bozulmasında onun düşüncelerinin etkili olduğu öne sürülmektedir. Bu iddiaların ne derece doğru olduğu bilinmemektedir. Nuri Conker'in hiçbir anısını kaleme almadığı ya da yazdıysa bile hiç kimseye emanet etmediği düşünülürse tek taraflı bir iddiaya kim inanabilir?

Gazeteci ve televizyoncu Yaşar Gürsoy'un gerçek anılara ve belgelere dayalı bu eserinde, Nuri Conker'in yaşamını okurken aslında Atatürk'ün anılarını da okuyacaksınız.

"... Atatürk, Conker'e öylesine güvenmiştir ki, Sofya'ya göreve giderken sevgilisi Madam Corinne'i ona emanet etmiştir... Büyük kahraman, vefalı dost ve saygın devlet adamı Nuri Conker'in bilinmeyen yönlerini belgelere dayanarak, yalın bir dille anlatan ve böylece gelecek kuşaklara çok değerli bir kaynak armağan eden Yaşar Gürsoy'u bir kez daha kutluyorum."
-Uğur Dündar-
(Tanıtım Bülteninden)
227 syf.
·2 günde·8/10
Nuri Conker...
Atatürk'ün çocukluk arkadaşı, silah arkadaşı, can yoldaşı, sırdaşı. Dostlukları Selanik'teki çocukluk yıllarında başlamış daha sonraki yıllarda Selanik'teki Üçüncü Ordu'da, Hareket Ordusu'nda, Arnavutluk Harekatı'nda, Afrika'da Trablusgarp'ta, Çanakkale'de Conkbayırı'nda, Doğu'da Muş Cephesi'nde, Kurtuluş Savaşı'nın her saniyesinde ve devrimler boyunca devam etmiştir.
Conker soyadını Atatürk vermiştir. (Conkbayırı Muharebesi'nde gösterdiği kahramanlıklar dolayısıyla.)

Salih Bozok ve Kılıç Ali ile birlikte "Çankaya'nın Silahşorları' ya da "Mutad Zat" olarak da anılan Nuri Conker'in Atatürk'ün gözündeki yeri bambaşkadır. Aralarındaki şakalaşma olsun samimiyet olsun okudukça daha iyi anlaşılıyor ve Atatürk'e "Kemal" diye hitap eden tek arkadaşı olması bu samimiyetin göstergesi niteliğinde.

Kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde  Nuri Conker ile Atatürk'ün Selanik'teki çocukluk yılları, Selanik ve İstanbul'daki okul hayatı, askerlik ve cephe anıları ile Cumhuriyet'in kuruluşuna kadarki yaşananlar yer alıyor. İkinci bölümde, Cumhuriyet'in kuruluşu ardından yaşanan anılara yer verilmiş, yer yer fotoğraflarla desteklenmiş. Anlatılan anıların çoğu Y. Özdil'in kitabında da yer alıyordu. Tek farkı bu kitapta yararlanılan kaynakların belirtilmiş olması.
Genel olarak dili kolay, anlaşılır ama konular arasındaki geçiş akıcılığı bozmuş ve sönük kalmasına yol açmış. Şöyle ki dönemden bahsederken aralara N.Hikmet, B.Ecevit, S.Demirel, T.Özal'ın doğumuna yer verilmiş ve bence kitapla alakasız olmuş. Konunun dağılmasına ve ne alaka dememe yol açtı. Onun yerine o yıllarda kimler doğdu şeklinde bir başlıkla arka sayfalarda yer verilebilirdi.
Kitabın adı Nuri Conker ama hakkında fazla belge ve veri olmaması dolayısıyla daha çok Atatürk üzerinden yoğunlaştırılmış. Bunu da belirtmek istedim.
Yaşlı bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözlerinde yaş, haykırdı:
- Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!
Yerden kaldırmak için eğilirken, kulağına o kadının Kurtuluş Savaşı'nda, cephelerde çarpışmış Adile Çavuş olduğu fısıldandı. Gözlerinde iki damla yaş irileşti. Yüzü güneş kavruğu kadının elinden tutup ayağa kaldırdı:
- Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.
Bir gün sofrada ismini zikretmek istemediğim bir zat:
-Paşam, demişti. Kim bilir çocukluğunuzda ne müstesna bir insandınız. Kim bilir, ne harikulade hatıralarınız vardır. Atatürk güldü ve Nuri Conker'e döndü:
-Nuri, anlatsana dedi.
Nuri Bey her vakitki şakacı diliyle:
-Bakla tarlasında karga çobanlığı ederdi, cevabını verdi. Deminki suali soran zat, lafın bu yolu almasından fena halde ürktü. Suali ortaya attığına bin kere pişman oldu:
-Aman efendimiz... diyecek oldu. Atatürk sözünü kesti:
-Bana insanlar üstünde bir doğuş atfetmeye kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek fevkaladelik, Türk olarak dünyaya gelmemdir. *
Yaşar Gürsoy
Sayfa 151 - * Niyazi Ahmet Banoğlu'nun anısı.
Ankara'nın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Uyan uyan Gazi Kemal
Şu feleğin işine bak
Ankara'nın dardır yolu
Düşman aldı sağı, solu
Sen gösterdin Paşam bize
Böyle günde doğru yolu.
16 Haziran günü Atatürk İzmir'e geldi. Büyük coşku içerisinde karşılanan Cumhurbaşkanı, suikast planının ortaya çıkarılması üzerine şöyle dedi:
"Alçak girişimin benim kişiliğimden çok, kutsal Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelik bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

Atatürk, ileriki bir gün olayı şöyle anlatacaktı:
-Ziya Hurşit'in beni öldürmeye memur ettiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu. Kendisine sordum:
"Sen Mustafa Kemal'i öldürecekmişsin, öyle mi?"
"Evet" dedi. Ben yine sordum:
"Mustafa Kemal ne yapmıştı ki onu öldürecektin?"
"Fena bir adammış o. Memlekete çok fenalık yapmış. Sonra bize onu öldürmek için para da vereceklerdi."
"Sen Mustafa Kemal'i tanıyor musun?"
"Hayır."
"O halde tanımadığın bir adamı nasıl öldürecektin?"
"Geçerken işaret edecekler, Mustafa Kemal işte budur diyeceklerdi. Biz de öldürecektik."

O zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:
"Mustafa Kemal benim, haydi al eline tabancayı, öldür, dedim.
Benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra dizüstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.
Sıtkı Koraltan, yıllar sonra babası Refik Koraltan'ın ağzından şu anısını işitecekti:
"Atatürk bir gün, kuvvetten, güreşten ve pehlivanlıktan bahsederken kendisine güreş teklifinde bulunmuş. Bir süre sonra, babamın çekinerek işi hafif tuttuğunu sezen Atatürk, 'Ciddi güreş yapalım' demiş. Emrini, 'Yüklen yahu' diyerek tekrar edince, babam, 'Ne ısrar ediyorsun Paşam, Cihan'ın sırtını yerine getiremediği bir kahramanın sırtını ben mi yere getireceğim?' diye cevap vermiş."
Onlar bir zamanlar fese de, matbaaya da, rasathaneye de, ordunun ıslahına da karşı çıkmışlardı. Ne yapacağız. Üç beş yobazla, onlara katılacak safdiller, gafiller yüzünden yerimizde mi sayacağız? Halk yobazların peşinden gitmemek gerektiğini Milli Mücadele sırasında çok iyi anladı. Yobazlar Yunanın, İngilizin yanındaydı. Yurtsever dindarlar ise namus bayrağı altında toplandılar. Böylece vatanımızı, bağımsızlığımızı, onurumuzu kazandık.
...Kastamonu kışlasını ziyaret etti. Kışlanın bir duvarında "Bir Türk on düşmana bedeldir" yazısı vardı. Mustafa Kemal, çağırdığı subaya, "Böyle mi?" diye sorup, öyle olduğu yolundaki cevabı alınca yanıt verdi:
"Hayır, bence öyle değildir. Bir Türk dünyaya bedeldir!"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
227
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051063492
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Basım Yayım Dağıtım
Büyük asker, kurtarıcı ve önder Gazi Mustafa Kemal ile silah arkadaşı, devlet adamı Nuri Conker'in dostlukları Selanik'teki çocukluk yıllarının sokak oyunlarına dayanır. Daha sonraki yıllarda Selanik'te Üçüncü Ordu'da, Hareket Ordusu'nda, Arnavutluk Harekatı'nda, Afrika'da Trablusgarp'ta, Çanakkale'de Conkbayırı'nda, Doğu'da Muş Cephesi'nde, Kurtuluş Savaşı'nın her saniyesinde ve devrimler boyunca hep beraberdirler.

Salih Bozok ve Kılıç Ali ile birlikte "Çankaya'nın Silahşörleri" ya da "Mutad Zat" olarak da anılan Nuri Conker'in Atatürk'ün gözündeki yeri bambaşkadır. Aralarındaki şakalaşma ve samimiyet -Atatürk'e "Kemal" diye hitap eden tek arkadaşıdır- herkes tarafından bilinmektedir. Atatürk, Conkbayırı Muharebesi'nde gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle ona "Conker" soyadını bizzat vermiştir.

Nuri Conker'in, Atatürk ile Latife Hanım'ın boşanmalarında payı olduğu iddia edilmekte, hatta Atatürk ile İsmet İnönü'nün dahi ilişkilerinin bozulmasında onun düşüncelerinin etkili olduğu öne sürülmektedir. Bu iddiaların ne derece doğru olduğu bilinmemektedir. Nuri Conker'in hiçbir anısını kaleme almadığı ya da yazdıysa bile hiç kimseye emanet etmediği düşünülürse tek taraflı bir iddiaya kim inanabilir?

Gazeteci ve televizyoncu Yaşar Gürsoy'un gerçek anılara ve belgelere dayalı bu eserinde, Nuri Conker'in yaşamını okurken aslında Atatürk'ün anılarını da okuyacaksınız.

"... Atatürk, Conker'e öylesine güvenmiştir ki, Sofya'ya göreve giderken sevgilisi Madam Corinne'i ona emanet etmiştir... Büyük kahraman, vefalı dost ve saygın devlet adamı Nuri Conker'in bilinmeyen yönlerini belgelere dayanarak, yalın bir dille anlatan ve böylece gelecek kuşaklara çok değerli bir kaynak armağan eden Yaşar Gürsoy'u bir kez daha kutluyorum."
-Uğur Dündar-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Gülay Umar
  • Cemil kırmızı
  • Barış Özşimşek
  • Ceren Gökcen
  • clh
  • Öznur Güneş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0