Aydınlanma Felsefesi

0,0/10  (0 Oy) · 
4 okunma  · 
0 beğeni  · 
565 gösterim
Aydınlanma medir? Aydınlanmayı bir ideoloji olarak mı, yoksa bir süreç ve birtakım düşünsel veya pratik süreçler bütünü olarak mı görmek gerekir? Onu yaşanan bir deneyim diye mi, yoksa bir entelektüel projeler listesi olarak mı yorumlamak doğru olur? Aydınlanmayı modernitenin altyapısı meydana getiren bir fikirler öbeği, tartışmalar dizisi olarak mı, yoksa esas Fransız Devrimi'yle başlayan totalitaryen hareketlerin altyapısı olarak mı okumak gerekir? Aydınlanmayı olumlu bir biçimde ve bir kazanım olmak mı, yoksa olumsuz bir tarzda ve kötü bir efsane ya da musibetler kaynağı olarak değerlendirmeliyiz?

Aydınlanma Felsefesi Tarihi, onsekizinci yüzyılın Hume'dan Kant'a, Montesquieu'den Voltaire'e, Condorcet'den Rousseau'ya, Shaftesbury'den, D'Alembert'e bütün büyük filozoflarını varlık ve bilgi, bilim ve din, etik ve politik teori bakımından ele alarak olabildiğine açık ve objektif bir biçimde yanıtlamaya çalışıyor.(tanıtım yazısı)
  • Baskı Tarihi:
    2002
  • Sayfa Sayısı:
    284
  • ISBN:
    9758606174
  • Yayınevi:
    Ezgi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 3 Alıntı

leylâ 
 02 Nis 00:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Üzerinde konuşulup sabahlanacak mevzu,
Akıl tutkuların kölesidir ve sadece kölesi olması gerekir; o tutkulara itaat ve hizmet etmekten başka bir görev yapma iddiasında bulunamaz.(İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme | David Hume)

Hume, bir ilk varoluş ya da temel bir varlık tarzı olarak, kendi içinde tam olan ve dolayısıyla, kendisiyle gerçeklik arasında bir temsil ilişkisi bulunmayan şey diye tanımladığı tutkuyu, temsil etme işlevi olan ide ve inançlarla karşılaştırır. Doğruluk ve akıl, ide ve inançla onların temsil ettikleri şey arasındaki mütekabiliyet veya uyuşmayla ilgili olduğuna göre, sadece rakip bir temsil, ide ve inanca, kısacası akıl ve bilgiye karşıt olabilir. Dolayısıyla, kendisi bir temsil olmayan tutku ile akıl arasında bir çatışma ya da karşıtlık olamaz. Buradan, yani aklın eylem üzerinde hiçbir etkisi yokken, [...] salt eylemlerle ilgili olmasından dolayı Hume’a göre, ahlakın akıldan türetilemeyeceği sonucu çıkar.

Aydınlanma Felsefesi, Ahmet Cevizci (undefined)Aydınlanma Felsefesi, Ahmet Cevizci (undefined)
leylâ 
 26 Mar 01:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

David Hume’un aşırı ampirist enteresan fikirlerinden,
“Ben kendi adıma kendi benliğim dediğim şeyle en yakın tarzda temasa geçtiğimde, hep şu ya da bu tikel algıya, sıcaklık veya soğukluğa, ışık ya da gölge, sevgi ve nefret, acı veya haz algısına tesadüf ederim. Kendimi asla bir algı olmadan yakalayamam hiçbir zaman algı dışında bir şey gözlemleyemem.”

Aydınlanma Felsefesi, Ahmet CevizciAydınlanma Felsefesi, Ahmet Cevizci