Aydınlık Savaşçıları (Moro Destanı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
441
Gösterim
Adı:
Aydınlık Savaşçıları
Alt başlık:
Moro Destanı
Baskı tarihi:
1979
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
Yok
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İBDA Yayınları
"Gaye insan-Ufuk Peygamber"den sonra, nesil nesil, devletten devlete (devlet isimleri değişse bile) aslından tek harf noksansız olarak gelen İslâm, Osmanlı'nın elinde en geniş coğrafya üzerinde, insanlara insanca yaşamanın somut örneğini verdikten sonra, yine aynı Osmanlı'nın aşk ve vecdini kaybetmeye başlamasıyla birlikte daha geniş alanlardaki insanlara, "insanca yaşamanın" onurunu tattıramadı (durakladı)... Ve Osmanlı'da ipler kaba softa ham yobazın eline geçince, olması gerekenle olan arasındaki çelişki başgösterdi. Aşksız, vecdsiz, anlayışsız, ruhsuz, nasipsiz, özden uzak uygulama süreci doğal olarak "gerileme" sürecini beraberinde getirdi. Osmanlı'nın malum sonuyla da, "Eskimez Yeni" devlet pratiğinden çekildi... Osmanlı'dan geriye kalan topraklarsa emperyalistler tarafından yağma ve talan edilirken, öz devletlerini yitiren "Mutlak Fikir" bağlıları, lokma lokma bölünen öz vatanları üzerine kurulan emperyalist güdümlü zalim devletçiklerin yönetiminde paryalaştılar... Yakın geçmişe kadar bu hale ağıtlar yakılıyor, gözyaşları dökülüyordu, "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik" gibi yaklaşımlarla mazinin büyüklüğü ile avunulmaya çalışılıyordu... Şimdilerdeyse, "Mutlak Fikir" bağlıları", yitirdiklerini devrimci bir atılımla kurşun menzilinde aramaktalar, yeniden kurmaya karar verdikleri devletlerinin temel harcını mübarek kanlarıyla yoğurmaktalar... "İşte Moro..." Dünyanın öbür ucunda bir ülke... Ve Marcos... Moro'lu "Mutlak Fikir" bağlılarına zulmeden bir Amerikan kuyrukçusu eli kanlı diktatör... Ve Moro'lu Akıncı, emperyalizme ve onun yerli uşağı Marcos'a karşı inancının ve insanının kavgasını yılmadan sürdüren... "Moro Destanı", Moro'lunun soylu başkaldırısından yola çıkarak tüm "Mutlak Fikir" bağlılarının yitirdikleri devletlerini "kan pahası", "can pahası" yeniden kurma kavgalarının destanı. Türkiye edebiyatının "Mutlak Fikir" cephesinde bir indifa!.. Sesi ve tesiri Edirne'den Kars'a kadar yayılan... "Moro Destanı" Yenidevir Gazetesinde yayınlanan ilk bölümüyle kartpostal olmuş, poster olmuş, marş olmuş, dilden dile ülkeden ülkeye ezbere aktarılır hale gelmiş, kıvılcım bekleyen ruhları yangın yerine çevirmiş bir güçlü eser... "Moro Destanı" edebiyetın silah olarak kullanımının "nasıl"ına mükemmel bir cevap... Türkiye akıncılarının "Mutlak Fikri" yaşanana gerçek kılma kavgalarına yeni bir hız kazanduran eserin sahibi S. Mirzabeyoğlu'nu, esere desenleri ile katkıda bulunan Yalçın Turgut'u ve daha fazla gecikmesine engel olarak bizlere ulaştıran GÖY'ü gönülden kutlarım.
128 syf.
·Beğendi·10/10
Şair-Mütefekkir-Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun en çok bilinen eserlerinden biri… 1975’te yine Gölge Dergisi’nde bölüm bölüm yayınlanan bu şiirler 1979’da kitaplaştırılır ve İbda yayınlarının 2. eseri olarak basılır.Filipinlerdeki Müslümanların “Kurtuluş Mücadelesi”ni anlatan destan, Türkiye’deki İslamcı mücadeleye de istikamet verir:

“bu destan
suların akışı gibi
küfrün surlarına tırmanışın
ve ilklerden başka örnek tanımaksızın
savaşanların
sen! anadolu’nun sahibi
sen! beklenen
sen! kurtulacak
ve kurtaracak olan
duy milyonlarca hasretin sesini
sen er yürek nasipli
beklenen sensin
özlenen sensin
gözlenen sen!”
Sen oradan kıracaksın zinciri, ben buradan. Bir gün mutlaka kavuşacak ellerimiz. Her şey aydınlığa çıkmak için, her şey mutlak bir için.
çiçekler açıyor unutulmuş bahar
ilk aşka benzer ilk heyecan
ilk duyar gibi toprağın kokusunu
ilk gider gibi ilk savaşa
alevleniyor damarlarda kan
bu incecik kız gelinlik yaşta
bu desen oyun yaşında çocuk
bu ihtiyar-delikanlı.
ateş önü çatılmış tüfekler
ve ölüme hazır binler:
çiğneyemeyecek yabancı adam
toprağımızı
çiğneyemeyecek yabancılaşmış
adam.
-”el birlik olmak
gayesine ermemiş savaş
bitmemiştir diyenlerle
omuz omuza dayanmak
kalelerine emperyalizmin
ne dur
ne durak
ne rahat
yükseğe
daha yükseğe
en yükseğe
dikilsin
bu
bayrak
bu bayrak
yükselen
mücadelemizin
düşenler varmış
düşenler olurmuş
düşsün
aralık kalmaz bu saflar
işte küçük akıncı
kim bu kaçıncı sefer
tüfeği boyundan büyük
yüreği büyükten
şu yiğit kadın sesine bak:
-”şahin bakışlı
dağ duruşlum
er dediğine doruk yaraşır
kalma bir an
bakma geri
ateşte olsa yürü-ki
ateşe kalmayasın
evleri koru-ki
evimi koruyasın
yiğidim
evinde ben
can yoldaşın
savaşta ben
can yoldaşın
“umut dediğin
savaşan için
savaşan için
zafer dediğin.
kalma geri
doğru için
güzel için
iyi için
ileri
senin ellerinde yükselecek güzel günler.
sen yeniden fethe memur
sen kutlu asker
-karagözlüm
yiğidiyle
öğünsün
kaçar isem
saçın
yolsun
döğünsün
ölüm bir kez
doğmak hergün
doğan
aydınlığında
dünyanın
kurtulmuş canlarla…
bu yürek vurulmaz zincire
bu yürek ölüme hazır
biliriz
zafer mutlak inananın
yani savaşanın
yani sırtüstü yatanın değil
yani inanmayanın.”
Aydınlık Savaşçıları
MORO DESTANI
“Yeni biten savaş ertesi
beraber geçen bir günün batımında
-henüz silahları çatmadan
sessizliği duyamadan orman
çocuk sarılamadan babaya
baba yiğidine kavuşamadan
kadın erini karşılamadan
yavuklular göremeden birbirini
çiçeği burnunda delikanlıların
analar sırtını sıvazlayamadan-
Kurtuluş Savaşıyla kurtardıklarımız
birlik oldu birlikte savştıklarımızla
-bedeli ihanet oldu kanımızın-
kara bir bulut gibi
kapkara düşünceyle
-kiralık düşünceleriyle-
“giydiler çıkardıkları çizmeleri”
emperyalistlerin.
-efendi olma hevesiyle
silahları bize döndü-
(gözardı olurken
çürüten, iyiyi, doğruyu, güzeli
çelik örgülü canavar çenesi.)
canavar ki engizisyon kültürlü
öylesine bir akıştır bizimki
kararlı
inançlı
inatçı
ister bozkır olsun ister çöl
ister yemyeşil vadi
senin vatanın benim vatanım özüm
sen oradan kıracaksın zinciri
ben buradan
bir gün mutlaka kavuşacak
ellerimiz
her şey
aydınlığa çıkmak için
her şey
“mutlak bir” için…

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aydınlık Savaşçıları
Alt başlık:
Moro Destanı
Baskı tarihi:
1979
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
Yok
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İBDA Yayınları
"Gaye insan-Ufuk Peygamber"den sonra, nesil nesil, devletten devlete (devlet isimleri değişse bile) aslından tek harf noksansız olarak gelen İslâm, Osmanlı'nın elinde en geniş coğrafya üzerinde, insanlara insanca yaşamanın somut örneğini verdikten sonra, yine aynı Osmanlı'nın aşk ve vecdini kaybetmeye başlamasıyla birlikte daha geniş alanlardaki insanlara, "insanca yaşamanın" onurunu tattıramadı (durakladı)... Ve Osmanlı'da ipler kaba softa ham yobazın eline geçince, olması gerekenle olan arasındaki çelişki başgösterdi. Aşksız, vecdsiz, anlayışsız, ruhsuz, nasipsiz, özden uzak uygulama süreci doğal olarak "gerileme" sürecini beraberinde getirdi. Osmanlı'nın malum sonuyla da, "Eskimez Yeni" devlet pratiğinden çekildi... Osmanlı'dan geriye kalan topraklarsa emperyalistler tarafından yağma ve talan edilirken, öz devletlerini yitiren "Mutlak Fikir" bağlıları, lokma lokma bölünen öz vatanları üzerine kurulan emperyalist güdümlü zalim devletçiklerin yönetiminde paryalaştılar... Yakın geçmişe kadar bu hale ağıtlar yakılıyor, gözyaşları dökülüyordu, "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik" gibi yaklaşımlarla mazinin büyüklüğü ile avunulmaya çalışılıyordu... Şimdilerdeyse, "Mutlak Fikir" bağlıları", yitirdiklerini devrimci bir atılımla kurşun menzilinde aramaktalar, yeniden kurmaya karar verdikleri devletlerinin temel harcını mübarek kanlarıyla yoğurmaktalar... "İşte Moro..." Dünyanın öbür ucunda bir ülke... Ve Marcos... Moro'lu "Mutlak Fikir" bağlılarına zulmeden bir Amerikan kuyrukçusu eli kanlı diktatör... Ve Moro'lu Akıncı, emperyalizme ve onun yerli uşağı Marcos'a karşı inancının ve insanının kavgasını yılmadan sürdüren... "Moro Destanı", Moro'lunun soylu başkaldırısından yola çıkarak tüm "Mutlak Fikir" bağlılarının yitirdikleri devletlerini "kan pahası", "can pahası" yeniden kurma kavgalarının destanı. Türkiye edebiyatının "Mutlak Fikir" cephesinde bir indifa!.. Sesi ve tesiri Edirne'den Kars'a kadar yayılan... "Moro Destanı" Yenidevir Gazetesinde yayınlanan ilk bölümüyle kartpostal olmuş, poster olmuş, marş olmuş, dilden dile ülkeden ülkeye ezbere aktarılır hale gelmiş, kıvılcım bekleyen ruhları yangın yerine çevirmiş bir güçlü eser... "Moro Destanı" edebiyetın silah olarak kullanımının "nasıl"ına mükemmel bir cevap... Türkiye akıncılarının "Mutlak Fikri" yaşanana gerçek kılma kavgalarına yeni bir hız kazanduran eserin sahibi S. Mirzabeyoğlu'nu, esere desenleri ile katkıda bulunan Yalçın Turgut'u ve daha fazla gecikmesine engel olarak bizlere ulaştıran GÖY'ü gönülden kutlarım.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Deltacortril
  • Münir Özkeleş
  • Emir Baybars
  • Küheylan
  • M҉îz҉g҉în҉e҉_İs҉l҉âm҉
  • vaqqas vakur
  • Muzaffar Pashazade

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%71.4 (5)
9
%14.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%14.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0