Balık Nefesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
74
Gösterim
Adı:
Balık Nefesi
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758273
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Balık Nefesi insan olmanın bütün pencerelerinden bakıp en çarpıcı ruh hallerine tanıklık etmemizi, kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Eylemlerden çok duyguların odağında bir dil şöleniyle baş başa, sürükleyici dünyalar kuruyor. Nil Sakman, sekiz öyküde farklı insanlık durumlarından yola çıkarak kalabalığa karşı yalnızlığı seçiyor.

Söylenmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleleri içinde bir umut gibi büyütenler, kendini yollara vuranlar ve bütün bir edebiyat tarihinden beslenen karakterler yol arkadaşı oluyor. Aslolanın yol ve yolculuk, varılan yerin yeni yolculuklar için bir durak olduğuna inananların, bu düzenin kurallarına uyamayanların, kendi hayatlarının kahramanı olurken arkasında bıraktığı izlerle böbürlenmeden mütevazı bir dünya kuranların öyküleri.

Rüzgârın uğultusu, yaprağın hışırtısı, ırmağın çağıltısı insan sesine karışırken umutla, tutkuyla, inançla özlediğimiz uyum sayfaların arasından çıkıp ete kemiğe bürünüyor.

Nil Sakman, böyle de yaşayabilirdik, diyor. Böyle de yaşayabilirdik…

“Ölümün alametifarikası sükûttur, diye geçiyor aklından. Ölümün bulunduğu her yerde sükût da hazır bulunur. Önce ölüm yaklaşır, alır alacağını; ardından, kısa ya da uzun bir an; ama mutlaka sükût gelir. Yerküre üzerinde ne var ne yok hepsi susar. Çıt çıkmaz. Eğer bir araf varsa zamanı çelen, işte burası orasıdır.”
128 syf.
·13 günde·Beğendi·7/10
Az evvel Balık Nefesi için birkaç satır cümle kurmak niyetiyle dinlediğim şarkıyı durdurdum. Kırlangıçlar Gibi. "Durmayalım, yolumuz uzun." Sevgili Can Kazaz tam da bu cümleyi yinelediğinde ben de Nil Sakman için aynı hislere büründüm. "Durma, yolun uzun. Durma. Yaz. Daha çok yaz."
Daha evvel novella türü ile ilk kez karşılaştığım kitabı olan Süreyya'yı da okumuştum. Açıkça belirtmek gerekirse Süreyya benim için çok daha özel oldu. Balık Nefesi de Süreyya ile benzer özellikler taşıyor olsa da bu kitabın içine daldığınız anda, zamandan ve mekandan bağımsız 8 öykü karşılıyor sizi. İçindeki bazı hikayeleri okurken (örneğin; Jozsef, Babaannemin Kayıp Yolu) Tomris Uyar anlatımını hissettim. Okuyanlar bilir, Gecegezen Kızlar yahut Dizboyu Papatyalar size o anın içinde olma imkanı vermez. Tam da öyleydi.
Belli bir konuyu atfedemediğiniz bu hikayelerde sizi saran betimlemelere dalıyorsunuz. Örneğin; Modern Zamanlar'da geçen "...Kapıyı çalmıştı annen. Bülbüller fır dönmüştü başınızın üzerinde. Beklemiştiniz bir süre. Annen bir kez daha bülbülleri çağırmıştı yardıma." bu cümleleri okuduğum andan sonra sadece 'zil çalıyor' demek gözüme çok basit görünmeye başladı. Bu arada Modern Zamanlar demişken, Süreyya'nın izlerini en çok hissettiren hikaye de bu olmuş. Bunun için ayrıca müteşekkirim Nil Hanıma.
Kitabın son hikayesi Balık Nefesi. Neden son olduğunu okuduğunuz zaman anlıyorsunuz. Sanki yazar "Sadece sabredip bu hikayeye erişenler okusun" diyerek sonda yer vermiş. Kitabın en güzel hikayesi Balık Nefesi mi ya da Modern Zamanlar mı karar veremesem de en etkileyici olanın da 38. Paralel olduğunu ifade ederek son veriyorum sözlerime. Sabırla okuyan herkese teşekkür ederim.
(Biraz heyecanlandım, bu benim ilk inceleme yazım.)
Fabrika ayarları çoktan yapılmış kelimelerden kopup,başka bir yerde yeşermeye yeminlisin.İşte Başın İşte Gövden İşte Kanatların.
Özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir.Özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir.
[t.u]
Kutsaldır ağlamak.Ama bu ibadet her vakit başı olmalı.O anın,kazara da olsa,seyircisi varsa eğer,birileri seni mutlaka timsah zanneder.
O zamanlar bilmezmişim.Acının kendisi ya da ona katlanmamak değil,meğer sadece onun varlığını yok saymak ruhunu lime lime edermiş.Zaman geçti ve ben öğrendim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Balık Nefesi
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758273
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Balık Nefesi insan olmanın bütün pencerelerinden bakıp en çarpıcı ruh hallerine tanıklık etmemizi, kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Eylemlerden çok duyguların odağında bir dil şöleniyle baş başa, sürükleyici dünyalar kuruyor. Nil Sakman, sekiz öyküde farklı insanlık durumlarından yola çıkarak kalabalığa karşı yalnızlığı seçiyor.

Söylenmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleleri içinde bir umut gibi büyütenler, kendini yollara vuranlar ve bütün bir edebiyat tarihinden beslenen karakterler yol arkadaşı oluyor. Aslolanın yol ve yolculuk, varılan yerin yeni yolculuklar için bir durak olduğuna inananların, bu düzenin kurallarına uyamayanların, kendi hayatlarının kahramanı olurken arkasında bıraktığı izlerle böbürlenmeden mütevazı bir dünya kuranların öyküleri.

Rüzgârın uğultusu, yaprağın hışırtısı, ırmağın çağıltısı insan sesine karışırken umutla, tutkuyla, inançla özlediğimiz uyum sayfaların arasından çıkıp ete kemiğe bürünüyor.

Nil Sakman, böyle de yaşayabilirdik, diyor. Böyle de yaşayabilirdik…

“Ölümün alametifarikası sükûttur, diye geçiyor aklından. Ölümün bulunduğu her yerde sükût da hazır bulunur. Önce ölüm yaklaşır, alır alacağını; ardından, kısa ya da uzun bir an; ama mutlaka sükût gelir. Yerküre üzerinde ne var ne yok hepsi susar. Çıt çıkmaz. Eğer bir araf varsa zamanı çelen, işte burası orasıdır.”

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Fatmagül Uzun
  • UrMicca
  • Aslihan Yayla
  • Rainbow 2071

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%33.3 (1)
2
%0
1
%0