Bazı kadınlar vardır ne adına şiir kitabı yazılsın ister ne de şiirlerde ki "O" kadın olmak isterler. Düzenli bahçeleri de sevmez onlar. Sıradandır o bahçeler, dünyanın çürümüşlüğüdür onlar
İçinde binlerce kadın bulunduran Süreyya...
Anne,kız, abla, teyze ,hala vb..
Kadınlığa ve kendinize doğru açılan bi sürü pencereve o pencelerden geçip gitmiş birbirine degmemiş binlerce hikaye var süreyyanın gözlerinde.
Altını çizdiğim herbir cümlede kendimi buldugum okudukça derinleşen muazzam kitaplardan. SüreyyaNil Sakman
Bir kadının dramı hayata yabancılaşması ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. İlk başlarda nereye düştüm ben gibi oldum ama sonra kitap aldı beni götürdü. Kesinlikle kalemsiz kağıtla okunmaması gereken bir kitap. Öyle güzel altı çizilesi cümleler var ki. Tüylerimi diken diken eden bir kısım vardı kitapta ona değinmeden geçemiyorum. Kahramanımız Süreyya’nın annesinin ölümü ve yıkanması o yıkanma defin kefenlenme işlemleri. Böyle içim çekilmiş gibi oldu. Öyle gerçekleri yaşadım ki böyle gerçekçi anlatılmış hani o tasvir dediğimiz şey öyle güzel yapılmıştı ki. Kitabın son bölümünlerinde kahramanın hastalığı o hastalığın onda yarattığı çaresizlik öyle güzel bana geçti ki. Özellikle son bölüm gelen bir mektup üzerine zoraki yapılıp yapılmadığa kahramanın bile kararını veremediği bir ziyaret. Son bölüm ise resmen bir darbeydi. Nasıldı Noldu derken kendimi kitabı bitirmiş buldum. Yazarın diğer kitaplarını da hemen edinmeyi düşünüyorum. Yeni yeni yazarlar tanımak çok onları okumak o kadar zevkli ki. Ne yazık kitap okumayanlara.
ontolojik evsizlik fiziksel evsizlikle birleşince daha fazla hissediliyor. Oysa nereye gidersem gideyim ait değilim diyordum. Kendime ait bir evim olsun değil de kendi başıma kalacak bir ev derken
“İki zamanlı bir çocukluk geçirdin Süreyya. Uykunda gördüklerin gündüz vakti yaşadıklarından farklıydı.”
“Anneannesiz büyüyen bütün kız çocukları öksüzdür Süreyya.”
Kitabın konusu genel itibari ve
Anlatı şeklinde yazılan Süreyya altını çizilesi birçok cümleyi içinde barındırıyor.Bir yere ait hissedememiş kendini yalnızlığına sığınmış 40lı yaşlarında bir kadının hikayesi.İçsel bir yolculuk.Farklı türde bir kitap arayışındaysanız tavsiye edilir.
Ele alındığında bir günde okunabilcek bir kitaptı ben çok beğenerek okudum günlük hayatında sessizliği tercih eden sureyyanin iç aleminde sürekli konusmasıyla dikkati çekiyor Süreyyanin haklı sebebleri var bu bu dünyada kendini hiçbir yere ait hissetmeyen kendine bile yabancı bı kadın olarak hayatını sorgulayan bir kadını yansıtmış .Süreyya evlat ,anne sevgili , eş olamamış.Ölüme hazırlanan bir kadın ...Yaşamımızı ve kendimizi sorgulamamıza davetiye çıkarıyor ben beğendim tavsiye ederim arkadaşlar Nil Sakman
Dayatmalara direnç. Misal mutluluk dayatması, görünür sebep yokken salt mutsuzluğun ilişkiyi bitirmeye yeterli olmayışı. Doğurmak istememenin yadırganması. Romantik partnerin devasa beylik aşk sözcüklerinin onca arzuya rağmen içe sinmeyişi, bir anda gelen terk ediş ve beklenilenin aksine yılların getiremediği pişmanlık. Ezber bozdu acının keyif verebileceğini galiba ilk Tolstoy dan duymuştum ergendim henüz.
Her okurun süreyha nin iç dünyasında ve düşüncelerinde kendinden bir anı, his , duygu bulacağı bir kitap ve sadece kadınlar da değil her birey bunu bulacaktır.
Ilk sayfalarda sıkıcı gibi gelse de Süreyya, bambaşka karakteriyle dikkatinizi çekip sizi kendine ortak eden bir karakterin hikayesi. Ölüme hazırlanan bir kadın Süreyya. Kadınlığın türlü hallerini, kadın olmanın neler hissettirdiğini anlatıyor Süreyya. Aşkı, vazgeçişi tüm kırılma noktaları ile bize sunuyor. Canlı bir karakter oldu benim için Süreyya. Iyi ki yazmışsın Nil Sakman. Keyifle okuyacağınız türden bir roman. Okurken izlenecek türden dediklerinden.
Nil Sakman Ankara’da doğdu. Edebiyat, Dramaturji, Cinsiyet Çalışmaları ve Siyaset Bilimi dallarında lisans ve lisansüstü çalışmalarını tamamladı. On dört yıl Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra İstanbul’a taşındı. Tavanarasındaki Deli Kadın, Giacomo Joyce gibi kuramsal ve edebi yapıtları Türkçeye kazandırdı. Edebiyat ve sanat dergilerinde kuramsal metinleri, öyküleri ve performans metinleri yayımlandı. Halen İstanbul’da eşi ve kedileriyle yaşıyor.