Süreyya

Nil Sakman
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
112
Basım Tarihi:
Şubat 2017
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
ISBN:
9789750839139
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2018 216. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2018 16:00
Nil Sakman'ı ilk kez Balık Nefesi kitabı ile tanıdım.Epey de zorlandığımı hatırlıyorum okurken.Gerçi bu hikâyenin doğasından geliyor.Her zaman okuyucudan özveri bekliyor hikâye.Süreyya için Novella demek gerek sanırım.Yapı Kredi Yayınları anlatı olarak nitelendirmiş. Süreyya, romanın taşıması gereken mimari yapı bütünlüğünü taşıdığı için daha kolay bir okuma oldu benim için. Anlatının ritmine kaptırdım kendimi, Süreyya'nın zihnin dehlizlerinde ve geçmişinde onunla birlikte gezindim.Ben de sık sık içimde kaç ben olduğunu sorgularım, düşünürüm.Çok öznel bir yaklaşım bu biliyorum ama Süreyya'yı okurken kendi yaşamım üzerine de epey kafa yordum. Bir süre sonra okuduğumuz kitapların ayrıntılarını unutuyoruz, bize kalan okuma sırasında yaşadığımız duygular oluyor çoğu zaman.Kendi yaşamımı da sorgulamama yol açtığı için ayrıca sevdim kitabı. Bir kadının, alışılmışın dışında ( kadına biçilen toplumsal rollerin ötesinde) bir yaşamı seçebileceğini göstermesi açısından, mutluluk ya da mutsuzluktan bağımsız olarak, feminist bir anlatı olduğunu düşündüm.Aslında Süreyya'nın hiç tanımadığı anneannesi ve annesi de güçlü kadın karakterler. Süreyya'nın annesinin yıkanıp, kefenlendiği bölüm çok etkileyiciydi. Okuduğum Yapı Kredi Yayınları baskısında bir zaman hatası gözden kaçmış. "Önünden geçtiği bir mezar taşını okudu:Hilal Alpen.1918-1948.Yaşasaydı ne derdi acaba? Şu koca dünyada düşe düşe buraya düştüm.Ankara'ya.Burada nefes alıp verdim.Adım attım, yürüdüm.Tam elli üç sene bu şehirde yaşadım." syf 91 30 yaşında ölen biri nasıl 53 yıl yaşar? Umarım İthaki Yayınların'dan çıkan yeni baskıda gözden kaçmamıştır bu durum.️
Edebiyat
SüreyyaNil Sakman · Yapı Kredi Yayınları · 2017201 okunma
8/10
·112 syf.··
2019 1. kitabı
Kendini bir yere ait hissedememiş, 40 'lı yaşlarında bir kadının hikayesi Süreyya. Aşkı, hayattaki kırılma noktalarını, kadın olmanın hissettirdiklerini çok naif bir dille anlatmış bence. Anlatı tarzında yazılmış bu kısa ama derin kitabı sevdim.
SüreyyaNil Sakman · Yapı Kredi Yayınları · 2017201 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2022 165. kitabı
Bazı kitapları siz seçmezsiniz, o kitaplar sizi seçer. Kitapçıya girdiğimde aklımdaki bambaşka bir eseri ararken o karmaşanın içerisinde kuytu köşede kalmış bir kitap bana göz kırpıyordu. O kitap Nil Sakman'ın "Süreyya"sı idi. "Süreyya"yı duyup bilmeyi bir kenara bırakın Nil Sakman'ı da bilmezdim, tanımazdım. Ama bu kitap bana sesleniyordu. Onu görmem için sanki bir anda sahneye çıkmıştı. Ama iyi ki çıkmış. Sayesinde hem yeni bir kalemle tanıştım hem de hayran kaldığım bir kitap daha oldu. Bir süre sonra okuduğumuz kitapların ayrıntılarını unutuyoruz, bize kalan okuma sırasında yaşadığımız duygular oluyor çoğu zaman. Kendi yaşamımı da sorgulamama yol açtığı için ayrıca sevdim kitabı. Çocukluğundan itibaren farklı, sessiz. Annesinin eleştirilerinden kurtulamayan, herkes gibi olamayan, ne annesine ne de kardeşine benzemeyen Süreyya. Ne çok cümlede kendimle karşı karşıya geldim. Sayfayı kapatıp ne çok düşündüm bunu. İçimdeki kural tanımazı, kendi medusamı, kurdele niyetine, ibrişim niyetine örgülü saçlarımın arasına kattığım yılanları, denizimi, dehlizimi, ana yadigarı büyülerimi, içimde vurup duran davulları, bozkır dikenlerinden büküp büküp süslediğim başımı izledim kitap boyunca.  Günlük hayatında sessizliği tercih eden Süreyya iç dünyasında bangır bangır hiç susmadan konuşuyor. Bu sesler içinde susmadıkça da yapabileceği en iyi şeyi yapıyor. Yazıyor. Yazdıkça suskunlaşıyor, suskunlaştıkça deliriyor. Anlatının ritmine kaptırdım kendimi, Süreyya'nın zihninin dehlizlerinde ve geçmişinde onunla birlikte gezindim. Süreyya'nın iç sesi ile yazmış tüm romanı Nil Sakman. Kitabın başlarında hangi ses Süreyya'nın hangi ses yazarın karıştırıyor okuyucu. Yazarın bilinç akışını ustalıkla kullandığını anladığınız anda romanda kurgu aramaktan vazgeçiyorsunuz. 
SüreyyaNil Sakman · Yapı Kredi Yayınları · 2017201 okunma
7/10
·112 syf.··
2022 7. kitabı
·
303 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2022 21:24
Anlatı şeklinde yazılan kitapta altını çizilesi birçok cümleyi içinde barındırıyor. Bir yere ait hissedememiş kendi yalnızlığına sığınmış 40 yaşlarında bir kadının hikayesi. İçsel bir yolculuk. Farklı türde kitap arayışında olanlara tavsiye edilir.
SüreyyaNil Sakman · Yapı Kredi Yayınları · 2017201 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2018 42. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2018 18:26
Bazı kadınlar vardır ne adına şiir kitabı yazılsın ister ne de şiirlerde ki "O" kadın olmak isterler. Düzenli bahçeleri de sevmez onlar. Sıradandır o bahçeler, dünyanın çürümüşlüğüdür onlar için. Ruhları rutubetlenir onların o sıradan hayatlarda. Çocukluğundan itibaren farklı, sessiz. Annesinin eleştirilerinden kurtulamayan, herkes gibi olamayan, ne annesine ne de kardeşine benzemeyen belki de hiç tanımadığı anneannesinin genlerine sahip Süreyya. Süreyya' nın iç sesi ile yazmış tüm romanı Nil Sakman. Kitabın başlarında hangi ses Süreyya' nın hangi ses yazarın karıştırıyor okuyucu. Yazarın bilinç akışını ustalıkla kullandığını anladığınız anda romanda kurgu aramaktan vazgeçiyorsunuz. Artık okuyucu olarak sizi ilgilendiren sadece Süreyya' nın kendine seslenişi kendisiyle hesaplaşması. Günlük hayatında sessizliği tercih eden Süreyya iç dünyasında bağır bağır hiç susmadan konuşuyor. Bu sesler içinde susmadıkça da yapabileceği en iyi şeyi yapıyor. Yazıyor. Yazdıkça suskunlaşıyor, suskunlaştıkça deliriyor. İncecik, bir solukta okunacak bir kitap aslında ama molalarla okudum ben. Üzerime Süreyya' nın sinmesinden korktum. Depresifliğinden korktum. Öteki olmayı kabul edip kadınlığın toplumda belirlenen sınırlarını içselleştiren bir kadın ümitsizlik veya şizofreniye yenik düşecektir diyor feminizm. Süreyya bu durumu içselleştiremeyenlerden ama bu onun ümitsizliğe düşmesine, mutsuzluğuna engel olamıyor. Bu anlamda da feminizme farklı bir bakış açısı getiriyor. Bedeninin cinsiyeti belli olan ama ruhunun cinsiyetinin arayan bir kadın Süreyya. Kitap bittiğinde derin bir nefes aldım ve Virginia Woolf' u, Simone de Beauvoir düşündüm.
SüreyyaNil Sakman · İthaki Yayınları · 2018201 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2020 17:21
İçinde binlerce kadın bulunduran Süreyya... Anne,kız, abla, teyze ,hala vb.. Kadınlığa ve kendinize doğru açılan bi sürü pencereve o pencelerden geçip gitmiş birbirine degmemiş binlerce hikaye var süreyyanın gözlerinde. Altını çizdiğim herbir cümlede kendimi buldugum okudukça derinleşen muazzam kitaplardan. SüreyyaSüreyya Nil SakmanNil Sakman
SüreyyaNil Sakman · İthaki Yayınları · 2018201 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2018 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2018 14:13
Bir kadının dramı hayata yabancılaşması ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. İlk başlarda nereye düştüm ben gibi oldum ama sonra kitap aldı beni götürdü. Kesinlikle kalemsiz kağıtla okunmaması gereken bir kitap. Öyle güzel altı çizilesi cümleler var ki. Tüylerimi diken diken eden bir kısım vardı kitapta ona değinmeden geçemiyorum. Kahramanımız Süreyya’nın annesinin ölümü ve yıkanması o yıkanma defin kefenlenme işlemleri. Böyle içim çekilmiş gibi oldu. Öyle gerçekleri yaşadım ki böyle gerçekçi anlatılmış hani o tasvir dediğimiz şey öyle güzel yapılmıştı ki. Kitabın son bölümünlerinde kahramanın hastalığı o hastalığın onda yarattığı çaresizlik öyle güzel bana geçti ki. Özellikle son bölüm gelen bir mektup üzerine zoraki yapılıp yapılmadığa kahramanın bile kararını veremediği bir ziyaret. Son bölüm ise resmen bir darbeydi. Nasıldı Noldu derken kendimi kitabı bitirmiş buldum. Yazarın diğer kitaplarını da hemen edinmeyi düşünüyorum. Yeni yeni yazarlar tanımak çok onları okumak o kadar zevkli ki. Ne yazık kitap okumayanlara.
SüreyyaNil Sakman · İthaki Yayınları · 2018201 okunma
ontolojik evsizlik
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2019 507. kitabı
ontolojik evsizlik fiziksel evsizlikle birleşince daha fazla hissediliyor. Oysa nereye gidersem gideyim ait değilim diyordum. Kendime ait bir evim olsun değil de kendi başıma kalacak bir ev derken bile belirli standartları korumaya çalışmışım. Düşününce içinde temel ihtiyaç olanlar da var. Güvenli bir semt mesela, ne kadar güvenli her saat sokağa çıkma özgürlüğü olmasa da oluyor mu? Şimdiyse sadece bir yatak ve bir duşa indi tüm ihtiyaçlarım. Başımın üstünde bir çatı var ama evsizim. Nasıl anlatılır ki? Dün başka bir çatı vardı iki gün önce de bambaşka. Oysa iki gün önce de buraya anahtarla girebilecek rahatlıkla yaşıyordum. Tüm bunların ortasında bir yerde, hiç bir şeye ait ya da yakın hissedemezken üstelik o karakter çıktı karşıma, annesinin çocukken ona kurduğu cümleler ile aynı olan SÜREYYA. "Zor bir hayatın olacağı doğumundan belliydi" diye kim bilir kaç defa demişti benim annem de bana? bilinç akışı ile yazıldığı için mi düşüncelerim öylece akıvermişti? "plastik bir emzik vermişlerdi sana istememiştin, öyle anlatmıştı annen" Kendimi bir kitap karakteri ile özdeşleştirmemin emzik bile emmeyen bir bebek olacağı kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Değil ev, emziği bile sahiplenmemişti. annem de öyle anlatmıştı hem. "sahi ne zaman olmuştu bunlar?" "Neden onlar gibi olamıyorum, diye sormuştun da kendine. Denememiş değildin. Kimse denemediğini iddia edemezdi. Artık kabul alemindesin. Beceremedin. Neyi bir köşesinden tutmaya kalksan elinde kaldı" cümlelerini de Süreyya'dan daha çok üstüme alındım. Ne diyorum ben ya? Aslında fiziksel evsizliğimin temel sebebinin ontolojik olduğunu fark edip gelmiştim. imkansızlıktan çok bir kalıba girememe, kendimi o düzene yerleştirememe yüzünden şu an buradayım. Bir kitap karakteri yüzünden... Somut bir ev, duvarlar, duş ya da yatak
Aidiyet
SüreyyaNil Sakman · İthaki Yayınları · 2018201 okunma
Süreyya
10/10
·160 syf.··
2023 116. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2023 18:10
“İki zamanlı bir çocukluk geçirdin Süreyya. Uykunda gördüklerin gündüz vakti yaşadıklarından farklıydı.” “Anneannesiz büyüyen bütün kız çocukları öksüzdür Süreyya.” Kitabın konusu genel itibari ve adından anlaşıldığı üzere Süreyya adında karakterin kendi iç dünyasıyla hesaplaşması, hayata karşı beklentisizlikleri, hiçbir yere sığamayışı misafir geldim ama ait de olamadım düşüncesi içinde kendi kendine konuştuklarını aktardığı bir kitap olmuş. Farkı şu ki karakter kendi ile konuşuyor ve kendine sesleniyor sürekli yapamadıkları, nedenleri vb. konular içerisinde eksisi-artısı ile kendi sorup kendi cevaplıyor... Süreyya hayata karşı uyumsuz olarak gelmiş ki (bu konuda haklı) kimseye ait olamadan ,benimseyemeden, mutluluğu tadamadan(ne olduğunu bilemeden) çocukluğundan, aile ilişkilerindeki mesafe ve uzaklıktan, sevgiyi başka yerlerde arasa da bulamayışı, kadın olmanın hissi, hazzı duygularını anlayamadan, üstünde durmadan ve tek yalnız olmak isteyişinden bu durumdan haklı gerekçelerle bu yaşına kadar böyle olduğunu savunsa da sebeplerini çocukluğundaki sevgisizlik ve mesafelere dayatarak bu halinin sebebinin mesullerini de yer yer sorgulamış. Karakterde geçmiş yaşantısına dair yaşadığı her duyguyu kim ile yaşadıysa tamamen rafa kaldırmak ve öznelliğini orada noktalamak istemiş. Eski aşkı ise eskide kaldı denenen bir daha denenmez, aile ise kavramdan uzak hissiyat hiçbir şey hissetmemesi...duyguları fazlasıyla nötr bir karakter olarak gördüm...ne öfke var ne sevgi hiçbir şey yok... Çoğu cümlelerinde yer yer şu cümle kulağımda yer etti ''Ya Süreyya bu da olmadı ne yapacaksın çocukluk, travmalar işte kenara atıp yetişkin olamıyorsun, olduğun zannetsen de hayata ait hissedemiyorsun yani bir savaşçı gibisin.''
1000Kitap
SüreyyaNil Sakman · İthaki Yayınları · 2018201 okunma
7/10
·160 syf.··
2018 19. kitabı
Anlatı şeklinde yazılan Süreyya altını çizilesi birçok cümleyi içinde barındırıyor.Bir yere ait hissedememiş kendini yalnızlığına sığınmış 40lı yaşlarında bir kadının hikayesi.İçsel bir yolculuk.Farklı türde bir kitap arayışındaysanız tavsiye edilir.
SüreyyaNil Sakman · İthaki Yayınları · 2018201 okunma

Yazar Hakkında

Nil SakmanYazar · 3 kitap
Nil Sakman Ankara’da doğdu. Edebiyat, Dramaturji, Cinsiyet Çalışmaları ve Siyaset Bilimi dallarında lisans ve lisansüstü çalışmalarını tamamladı. On dört yıl Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra İstanbul’a taşındı. Tavanarasındaki Deli Kadın, Giacomo Joyce gibi kuramsal ve edebi yapıtları Türkçeye kazandırdı. Edebiyat ve sanat dergilerinde kuramsal metinleri, öyküleri ve performans metinleri yayımlandı. Halen İstanbul’da eşi ve kedileriyle yaşıyor.