Fransız edebiyatının Hugo'su, Rus edebiyatının Dostoyevski'si varsa Arap edebiyatının da Mahfuz'u var. Bu kitap da Mahfuz hayranlarına hiç de yabancı gelmeyecek bir konuya sahip. Kitaplarında genelde benzer konular ağırlık kazanmasa da yazar her şekilde kendini zevkle okutmayı başarıyor. Pek çok kitabında olduğun gibi bu kitapta yine merkezde orta sınıf Mısırlı bir aile var. Mahfuz'un romanlarında genelde aileler ön plandadır. Aile içi ilişkiler, bireylerin toplumla ilişkileri ön plana çıkan unsurlardır yazar için. Hugo ve Dostoyevski gibi Mahfuz'un karakterleri de özellikle ezilen, fakir, zulüm gören, sıradan insanlardan seçilir. Yazar, herkesin başına gelebilecek sıradan olayları tercih eder çoğunlukla.
Bu kitapta Kahire ve çevresindeki yaşam ve insanlar yine çok güzel anlatılmış ve detaylandırılmış. Diyaloglar, ilişkiler, sosyal ve ekonomik olaylar çok gerçekçi ve romanın değerine değer katmış. Kader, ahlak, özgür irade yine kitaba damgasını vuran temalar arasında.
Kitabın içeriğine gelecek olursak, yer yine Kahire ve çevresi, zaman 2. Dünya Savaşı sonrası. İngiliz İmparatorluğu ülkeye bağımsızlık tanımıştır ama Mısır'daki sefalet bitmemiş, fakirlerin yaşamında bir değişiklik söz konusu olmamıştır. Milli Eğitim Bakanlığında bir memur olarak çalışan Kamil Efendinin ölümüyle başlayan roman bir ailenin ahlaki çöküşüyle sona erer. Evi tek başına geçindiren Kamil Efendi ardında dört çocuk ve bir eş bırakır. Bundan böyle ailenin her ferdi kendilerince fedakarlık yapmak zorunda kalır. Aile masrafları karşılayabilmek adına daha küçük bir eve taşınır, çocukların okul harçlıkları kesilir, evdeki fazla eşyalar satılır ve büyük kardeşler çalışmaya başlarlar. Ekonomik sıkıtılar her zaman sorun olur ve bunun üstesinden tam olarak bir türlü gelmeyi başaramazlar. Evin büyük oğlu