Bela Bedenler

Judith Butler
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 45 dk.
Sayfa Sayısı:
344
Basım Tarihi:
Mart 2014
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
ISBN:
9786055302351
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Maddeleşen/Sorunlaşan Bedenler (Bela Bedenler)
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2020 06:28
Öncelikle İlya İlyic’na OCAK AYI FEMİNİST KİTAPLIK OKUMASI ( #57068129 ) etkinliği için teşekkür etmek istiyorum. Toplumumuzun “tabu”su olan bu son derece özel konu ile ilgili bir etkinlik düzenlediğiniz için eksik olmayın. Bela Bedenler etkinlik çerçevesinde okuduğum ikinci Judith Butler ‘in ise ilk kitabı, ama şunu söylemeden geçemem; ben yüzmeyi öğrenmeden dalış yapmaya kalkıştım. İçerik ve form için ayrı ayrı puanlar vermem mümkün olsaydı, içerik için on ve dil için bir yıldız verirdim ve insanların okumasını tavsiye ederdim, ancak yokuş yukarı bir mücadeleye için hazır olmaları için de uyarırdım. Kitabın içeriğini göz önünde bulundurarak https://1000kitap.com/yazar/Luce-Irigaray , https://1000kitap.com/yazar/Platon , Sigmund Freud , Michel Foucault , Jacques Lacan , Willa Cather ile ilgili araştırma yapın, incelemeler okuyun. Judith Butler bu incelemesinde konuyu açarken bu kişilerin felsefesi ve kitap alıntılarından faydalanmış, üzerine kendi düşüncelerini yazmıştır. LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender) ve feminist çalışmalar alanında 90’lı yıllarda tartışılmaya başlanan queer teori günümüzde birçok başlıkta karşımıza çıkar hale geldi. Kelime olarak 1500’lü yıllara kadar tarihi olan ve tuhaf, acayip gibi anlamları olan queer geçen yüzyıl boyunca aslında eşcinselleri ve transları aşağılayıcı (ibne) bir kelime olarak kullanıldı. Son yirmi yıldır da kelimenin aşağılayıcı çağrışımları tam tersine çevrilmiş oldu. Her ne kadar yer yer heteroseksüel olmayan cinsel azınlıkları belirten şemsiye bir terim gibi
Felsefe
Bela BedenlerJudith Butler · Pinhan Yayıncılık · 201463 okunma
Doğallık ilizyonunun parodisi,, ve drag
10/10
·341 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 16:30
Performatifliğin performansa indirgenemeyeceğini vurgularken, toplumsal cinsiyetin sadece bir tiyatro oyunu gibi sahnelenen, istenildiğinde giyilip çıkarılan iradi bir "maske" veya "rol" olmadığını anlatır butler. Bu ayrımı daha iyi anlamak için şu noktalar öne çıkar: • İrade ve Seçim Meselesi: Performans genellikle bir öznenin kendi iradesiyle gerçekleştirdiği, tasarlanmış bir "edim" olarak algılanır. Ancak performatiflik, icracının "irade"sinin veya "seçim"inin bir ürünü değildir. Aksine, performatiflik, kişiden önce var olan, onu sınırlayan ve şekillendiren toplumsal normların tekrarlanmasından oluşur. • Normların Zorunluluğu: Toplumsal cinsiyet, bireyin özgürce seçtiği bir performans değil, "hiçbirimizin seçmediği ancak her birimizin uzlaşmasının zorunlu kılındığı" bir süreçtir. Bu, normların bedenselleşmesi için uygulanan zora dayanan bir üretimdir . • Öznenin Öncesindeki Yapı: Performatiflikte, performansı sergileyen bir "özne" o performanstan önce hazır bir şekilde beklemez. Aksine, o özne (örneğin "kadın" veya "erkek" olarak tanımlanan kişi), bu performatif tekrarlar aracılığıyla ve bu süreç içinde inşa edilir. • Kontrol Edilemezlik: Bir performans genellikle başlar ve biter; ancak performatiflerin etkileri bir ifadenin bitişiyle sınırlı değildir. Performatif süreçler, onları icra eden kişi tarafından tam olarak kontrol edilemez veya sahiplenilemez; etkileri icracının niyetlerini aşabilir veya onların aleyhine işleyebilir. • Drag Örneği: Drag, performatifliğin bir örneğidir ancak "her şey bir performanstan ibarettir" demek değildir. Drag, idealize edilen toplumsal cinsiyet normlarının (heteroseksüel matrisin) aslında doğal olmadığını, onların da birer "taklit" ve "tekrar" olduğunu ifşa ettiği sürece altüst edici bir işlev görür. Özetle, performatiflik;
Bela BedenlerJudith Butler · Pinhan Yayıncılık · 201463 okunma

Yazar Hakkında

Judith ButlerYazar · 18 kitap
Judith Butler (d. 24 Şubat 1956); feminist felsefe, queer kuramı, siyaset felsefesi ve etik dallarına katkı sağlamış ABD'li postyapısalcı filozof. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'de Retorik ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümlerinde profesör olmanın yanı sıra European Graduate School'da Hannah Arendt Felsefe Profesörü'dür. Butler 1984'te Yale Üniversitesi'nden, akabinde Arzu Özneleri: Yirminci Yüzyıl Fransa'sında Hegelci Yansımalar adıyla basılan felsefe dalında doktora derecesi aldı. 1980'lerin sonuna doğru, farklı öğretim/araştırma merkezleri arasında (en dikkate değer olanı Johns Hopkins University - Humanities Center, İnsanbilimleri Merkezi), feminizmin "önkabullenilmiş terimlerini" sorgulamak için Batılı feminist teorinin içinde "post-yapısalcı" çalışmalarda bulundu. Çalışmaları Cinsiyet Sorunu: Feminizm ve Kimlik Bozulması (1990) 1990'da, Butler'ın kitabı Cinsiyet Sorunu farklı dillerde 100,000 kopyadan fazla sattı. John Waters'ın 1974 yapımı benzer isimli, başrolünü drag queen Divine'in oynadığı filmi Kadın Sorunu 'nu ima eden başlıklı kitap; Cinsiyet Sorunu, eleştirel bir şekilde Simone de Beauvoir, Julia Kristeva, Sigmund Freud, Jacques Lacan, Luce Irigaray, Monique Wittig, Jacques Derrida, ve en çok Michel Foucault'nun çalışmalarını tartışmaktadır. Kitap o kadar ünlendi ki entelektüel bir fanzin olan Judy'ye ilham kaynağı oldu. Cinsiyet Sorunu kitabında Butler'ın iddiasının açıklanması zor olan noktası cins, cinsiyet ve cinselliğin kategorilerinin tutarlığının, -mesela erkek vücutlarda maskülen cins ve heteroseksüel arzunun sözde doğal tutarlılığı- kültürel anlamda zaman içeresinde stilize hareketlerin tekrarı süresince yapılandığıdır. Bu stilize vücut hareketleri, tekrarı esnasında, gerekli ontolojik "çekirdek" cinsiyetin görünüşünü oluşturur. İşte bu Butler'ın, cins ve cinsellik ekseninde cinsiyeti performansa bağlı olarak kuramsallaştırdığı anlayıştır. Cinsiyet, cins ve cinselliğin performansı, ne yazık ki, Foucault'nun Disiplin ve Cezası'ndan ödünç alarak kendisinin "düzenleyici konuşmalar" olarak adlandırdığı yapının içinde cinsiyet kazandırılan, cinselleştirilen ve arzulanan nesneyi konumlandıran Butler'ın içinden gelerek yaptığı bir seçim değildir. Aynı zamanda "anlaşılabilmenin çatıları" veya " disiplin rejimleri" olarak adlandırılan bu olgular hangi cins, cinsiyet ve cinsellik seçeneklerinin toplumsal olarak tutarlı veya "doğal" olarak görülmesine izin verme konusunda karar almaktadır.