Puan

7.910 üzerinden
28 kişi
Dosyalar Doldu, İnsanlar Eksik Kaldı...
9/10
·64 syf.··
2026 17. kitabı
Nuri Pakdil’in Belge adlı kitabını okurken bir metinle karşı karşıya olduğumu hissetmedim; sanki önüme konulmuş bir dosyayı, hatta insanlığa açılmış bir dava klasörünü inceledim. Bu eser, sahnelenmek üzere yazılmış bir oyun olmasına rağmen, bana göre bir tiyatro metninden çok daha fazlasıydı: Düşüncenin, vicdanın ve inancın sahneye çıktığı soyut bir mahkeme salonu gibiydi. Belge, bana klasik anlamda bir olay örgüsü sunmadı. Karakterleri tanıtıp hikâye anlatmakla ilgilenmedi. Bunun yerine beni, çağın tam ortasında duran bir sorunun karşısına dikti: İnsan, neyi belge sayar? Ve hangi belgelerle kendini aklar? Pakdil’in metninde “somut dosyalar” ve “soyut dosyalar” ayrımı, yalnızca dramatik bir tercih değil; insanlığın varoluş biçimine yöneltilmiş sert bir eleştiridir. Somut dosyalar; projeleri, planları, raporları, devletleri, kurumları, ilerleme masallarını temsil eder. Hepsi düzenli, hepsi kalın klasörler içinde, hepsi güven verici. Ama ben okurken şunu hissettim: Bu dosyaların hiçbiri insanın kalbine ait değil. Asıl mesele, kimsenin masaya koymak istemediği o soyut dosyalardadır. İnanç, vicdan, merhamet, sorumluluk, Tanrı bilinci… Pakdil bana şunu söylüyordu sanki: “İnsan, görünmeyeni kayda geçirmediği için bu kadar kayboldu.” Metnin dili, beni yormadı ama sürekli dürttü. Cümleler kısa, keskin ve yer yer şiir gibiydi. Diyaloglar ilerlemek için değil, düşünceyi sıkıştırmak için vardı. Okurken bir sahne izlemedim; içimde bir ses yükseldi. Her kelime, başka bir kelimeye değil, başka bir sorguya bağlandı. Belge’de beni en çok etkileyen şey, modern dünyanın kutsallaştırdığı düzenin aslında ne kadar boş olduğunu göstermesiydi. Her şey kayda alınırken, insanın kendisi kayıttan düşüyordu. Pakdil, somut olanın çokluğunu değil, soyut olanın eksikliğini yüzüme
Edebiyat
BelgeNuri Pakdil · Ketebe Yayınları · 2025127 okunma
8/10
·64 syf.··
2020 183. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2020 12:52
Bu kitabında metafor yapan Nuri Pakdil elma sorunu olarak adlandırdığı manevi boşluk hissinden kaynaklanan karışıklık ve karmaşaya çözüm arayan memurların düşünceleri üzerinden ele alıyor. Sürekli somut dosyalarda çözüm arayanlar soyut dosyaları açsalar bile anlamlandıramıyorlar. Bu da değerlerden ne kadar uzaklaştıklarını vurgulamakta. Sonuç olarak çözümün bu dosyaları anlamakta saklı olduğunu ve anlayabildikleri zaman karmaşanın son bulacağı izlenimi verilmekte. Okuyacaklara küçük izlenim şu cümlelerle son noktayı koyalım: "Bir büyük gün olacak demişti annem bana. Elma sorunu ile annemin söyledikleri arasında ilgi kurulabilir. Dağlar kişiler gibi yürütülecekmiş o gün. Elma sorununun çözümü gecikse bile yaşamamız yiğitçe olmalı" Keyifli okumalar.
Edebiyat
BelgeNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 2014127 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Belge
10/10
·64 syf.·
2024 79. kitabı
بسم الله الرحمن الرحيم Selamün aleyküm, Üstad'ın bu eserini beğenerek okudum. Üstad bu eserinde kaosa ve karmaşaya dönüşen devlet yönetimlerinin uygulayıcısı konumundaki bürokratik zincire bağlı memurları gündeme getirir. Bununla günümüzdeki sistemleri eleştirmektedir. Sistemlerin önündeki sorunun çözümü için her zaman somut olan şeylere müracaat ettiğini, soyutu göz ardı ettiğini ama bir gün pişman olup soyut (maneviyat)' a müracaat edip sorunları çözeceğini anlatmaya çalışmış... Üstad Nuri Pakdil'e saygı ve rahmetle...
BelgeNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 2014127 okunma
Hüsn-i Hatime 1
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2021 13:29
Nuri Pakdil Üstad'ın tarz ve üslübuna bayılıyorum. Ayrıca tiyatro eserlerinde çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Belge bir tiyatro eseri ve sizi dünyadaki sorunların çözümünün ötelerin ötesinde olduğunu anlatmaya çalışıyor. İspat yapmıyor. İknaya çalışmıyor. Sadece iç sesini tiyatrolaştırarak sunuyor ve Sadece özetle diyor ki; İnsanlığın başından bu yana gelen sorunlar ancak ve ancak maneviyatla çözülür.
Düşünce
BelgeNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 2014127 okunma
SOMUT MU OLSUN, SOYUT MU?
7/10
·56 syf.·
2021 24. kitabı
Birçok savaş filminde rastlanan klişe bir sahne vardır. Bir yeniyetme olan henüz 20'sinde bile olmayan bir asker, herhangi bir düşman askeriyle karşılaşınca ne yapacağını bilemez. Duyguları ve görevi/ödevi arasında kalır. Görevini/ödevini yerine getirmek isterse o düşman askerini vurmalıdır ve öldüğünden emin olmalıdır. Ancak bunu yaparsa vicdanını da kurtarabilecek mi? Tabii ki de hayır! Nuri Pakdil tam da bu noktaya parmak basmış işte bu oyununda. Kitapta çoğunluğu bir büroda geçen olaylar zinciri ve durumlar aracılığıyla maddi sorunlar ve manevi sorunlar arasında bir seçim yapmanın ne gibi sonuçları olacağını irdelemiş. Materyalist bir şekilde davranarak, eşyaya değer vererek, daha doğrusu eşyanın egemenliği altına girip eşyanın tahakkümünü kabul edip, bu kulluktan bir çeşit zevk alarak manevi olan her sorunu bir kenara atmanın ne gibi sonuçlar doğurabileceğini düşünmemizi istemiş Nuri Pakdil. Kitapta ofisteki dosyalar soyut ve somut olmak üzere ikiye ayrılmışlar. Yeni gelen şef ise otoritenin baskısını da hissederek bu dosyalar arasında nasıl bir seçim yapması gerektiğini şaşırıyor. Soyut dosyalar manevi değerleri, somut olanlar ise maddi değerleri temsil ediyor. Bu sayede Nuri Pakdil soyut dosyaların çözüme ulaştırılmaması hâlinde somut dosyalarla uğraşmanın bize herhangi bir çözüm sağlamayacağını vurgulamış. Kitapta da bir elma sorunu isminde bir sorundan bahsediliyor. Sanırım bu da soyut bir sorun olarak betimlenmiş. Aşağıdaki alıntı soyut ve somut dosyaların neyi tasvir ettiğini açıkladığım için kitabın özeti mahiyetindedir. "Şimdiye değin, hiçbir somut dosya, soyutu çözümlenmeden sonuçlandırılamadı." (s. 37) Ve son olarak Necip Tosun arka kapaktaki tanıtım yazısında kitabın ana fikrini tek bir cümleyle aktarmış. "Hep somut dosyalara bağlı insanlık er ya da
Edebiyat
BelgeNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 2014127 okunma