Bilim Savaşları

·
Okunma
·
Beğeni
·
67
Gösterim
Adı:
Bilim Savaşları
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
643
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059801386
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Phoenix Yayınları
Bilim Savaşları: Modern Bilim İmgesinin Dönüşümü, temelleri Kopernik Devrimi ile atılan ve ancak 19. yüzyılda bir bütünlüğe kavuşan modern bilim imgesinin 20. yüzyılda geçirdiği büyük sarsıntıları ve sancılı dönüşümü, bu dönüşümün en son ayağı olan “Bilim Savaşları” tartışmasının ekseninde ele alıyor. Bilimin sınırları ve bilimsel araştırmanın mantığı hakkında yapılan tartışmaların yanı sıra toplumsal ve kültürel bir olgu olarak bilimin siyasi, iktisadi ve sosyal içerimlerini Comte, Carnap, Hessen, Hempel, Popper, Lakatos, Koyré, Duhem, Kuhn, Feyerabend, Quine, Latour gibi önemli bilim felsefecilerinin, tarihçilerinin ve sosyologlarının düşünceleri üzerinden değerlendiriyor. Başından beri iktidar mücadelelerinin alanlarından biri olan bilim etkinliğinin ve bilimsel bilginin siyaseti ve geleceği konusunda yeni olanakları işaret ediyor.
Batı akademilerinde uzun yıllardan bu yana süregelen ve bilimsel bilgi ile bunun karşıtında konumlandırılan "bilgi" biçimlerinin mücadelesinin bir tarihini sunmak ve bunları bağlamları içinde ilişkilendirmek gibi zahmetli bir girişimin altından kalkmak, Türkiye koşullarında bir hizmettir. Elbette uzun uzun ve tekrarlı alıntılarla okuyucunun da biraz bu zahmete sokulması anlaşılır ise de, bu hacimdeki bir "tarihin" yansımalarını kendi memleketimiz bağlamında okumak da bize düşüyor.

Sırf bir bilim felsefesi tarihi değil, aynı zamanda bilim ve bilimsel bilgi sosyolojisinin imkanları ile Sokal vakasının bir "vaka analizi" kitabın içeriğinde yer etmiş. Alana meraklı okuyucuların başlangıç listelerine eklemeleri gereken bir inceleme olduğu kanaatindeyim.
Bilimsel söylem, gerçekliği bilmesi itibarıyla değil, gerçekliğe uygulanan işe yarar bir araç olması itibarıyla diğer söylemlerden ayrılır.
Hempel de Carnap da, hatta Comte da doğrulamanın ya da pekiştirmenin -tümevarımın doğası gereği- "tam" ve "kesin" olamayacağını kabul etmektedir. Kesinlik arayışı, modern bilim imgesine modern felsefenin rasyonalist kanadının mirasıdır. Oysa gerçek hayatta bilimin peşine düştüğü bilgi belki de yaygın bilim imgesinde bize sunulandan daha farklı olarak kesin bilgi değildir, "sağlam" ve "güvenilir" bilgidir.
Kuhn'a göre, Principia yazılmasaydı, Artwood'un makinesiyle yapılan ölçümlerin hiçbir değeri olmazdı. O halde kuramın önceliği düşüncesini de destekler nitelikle, bilimsel etkinliği ve kuram oluşturmayı da önceleyen ve deneyden-gözlemden türetilmemiş bir "kavramsal görme biçimi"ne ihtiyaç vardır. Görüleceği üzere bu yaklaşım, Kant'ın deneyimin önkoşulu olarak a priori anlık ve duyarlık kategorileri düşüncesini çağrıştırır niteliktedir. Kuhn, olağan bilimi "doğadaki ham malzemenin, yani görüngülerin [fenomenlerin], mesleki eğitimce sağlanan kavramsal kalıplara dökülmesi için zorlu ve özverili çaba" biçiminde betimlerken de Kant'ı hatırlatmaktadır.
"Dünyanın orada, dışarıda olduğu iddiasıyla hakikatin orada dışarıda olduğu iddiası arasında bir ayrım yapmaya ihtiyacımız var. Dünyanın orada, dışarıda olduğunu, bizim yaratımımız olmadığını söylemek, sağduyuya yaslanarak mekan ve zamandaki şeylerin çoğunun insani zihinsel durumları içermeyen nedenlerin sonuçları olduğunu söylemektir. Hakikatin orada, dışarıda olmadığını söylemek, basitçe, tümcelerin olmadığı yerde hakikatin de olmadığını, tümcelerin insan dillerinin öğeleri olduğunu ve insan dillerinin insan yaratımları olduğunu söylemektir. ( . . . ) Dünyanın yanı sıra hakikatin de orada, dışarıda olduğu önermesi, dünyanın kendine ait bir dile sahip bir varlığın yaratımı olarak görüldüğü bir çağın mirasıdır."
Katolik Kilisesi 1616 yılında Kopernik'in kuramını "sözdebilimsel" olduğu gerekçesiyle aforoz ederken, SSCB Komünist Partisi'nin Merkez Örgütü, 1949 yılında Mendelci genetiğin sözdebilimsel olduğunu kabul edip, bu kurama bağlı bilim insanlarını bilim topluluğundan uzaklaştırdı. Bu kararlar, neyin bilimsel olduğunu belirleyen bir ayraca gönderimle verildiği için, bilimle sözdebilim arasına sınır koymak, sadece felsefi değil, aynı zamanda yaşamsal, toplumsal ve hatta siyasal bir sorundur.
Bilim felsefesi tartışmaları içerisinde, bilim etkinliğinin nasıl gerçekleştiği ve bilimin nasıl ilerlediği üzerine yapılan modellemeler hakkında Kuhn ve neo-pozitivistler ya da Popper arasında geçen kuramsal tartışmalar bağlamında köklü değişim gibi görünen tezler, bilim insanlarının kendi işlerini algılayışları söz konusu olduğunda bu boyutta bir değişim yaratamamaktadır. Örneğin, Popper, doğrulama yerine yanlışlamayı ölçüt olarak önerdiğinde bir bilim insanı planladığı her sınayıcı deneyin ya da gözlemin sınanan kuramın doğrulanması ya da yanlışlanması ile sonuçlanacağını öngördüğünden ve her doğrulama bir "yanlışlanmama" ve her yanlışlama bir "doğrulanmama" olduğundan, onun için köklü bir değişim söz konusu değildir.
Kepler'in Kopernikçiliği erkenden seçmesi zamanının Yeni-Platoncu ve Hermetik akımlarına dahil olmasından ötürüdür; Alman Ro­mantizmi etkilediği kişilere enerjinin korunumunu hem tanıma hem de kabul etme eğilimi kazandırdı; 19. yüzyıl İngiliz sosyal düşüncesinin de Darwin'in varolma savaşı kavramının geçerliliği ve kabul edilebilirliği üzerine benzer bir etkisi olmuştur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilim Savaşları
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
643
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059801386
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Phoenix Yayınları
Bilim Savaşları: Modern Bilim İmgesinin Dönüşümü, temelleri Kopernik Devrimi ile atılan ve ancak 19. yüzyılda bir bütünlüğe kavuşan modern bilim imgesinin 20. yüzyılda geçirdiği büyük sarsıntıları ve sancılı dönüşümü, bu dönüşümün en son ayağı olan “Bilim Savaşları” tartışmasının ekseninde ele alıyor. Bilimin sınırları ve bilimsel araştırmanın mantığı hakkında yapılan tartışmaların yanı sıra toplumsal ve kültürel bir olgu olarak bilimin siyasi, iktisadi ve sosyal içerimlerini Comte, Carnap, Hessen, Hempel, Popper, Lakatos, Koyré, Duhem, Kuhn, Feyerabend, Quine, Latour gibi önemli bilim felsefecilerinin, tarihçilerinin ve sosyologlarının düşünceleri üzerinden değerlendiriyor. Başından beri iktidar mücadelelerinin alanlarından biri olan bilim etkinliğinin ve bilimsel bilginin siyaseti ve geleceği konusunda yeni olanakları işaret ediyor.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Hicabi Kaynak
  • Hasan Suphi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0