Bir Fotoğrafçının Küçük Sırları

·
Okunma
·
Beğeni
·
368
Gösterim
Adı:
Bir Fotoğrafçının Küçük Sırları
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059821308
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mendirek Yayınları
Herkesin sırları vardır değil mi? Kendisine ait olan,
çoğu zararsız büyük veya küçük sırlar. Benim de birkaç tane -tamam, aslında epeyce- var. Üstelik benimkiler
çok da zararsız sayılmaz. Yine de nereden bilebilirdim ki bir gün hayatımı karmakarışık bir hâle getireceklerini?

Oysa planım son derece basitti:
Kalbimin tekrar kırılmasına asla izin vermeyecek ve
beş yıl önce yaşananları, gerçekte neler olduğunu kimseye
anlatmayacaktım. Hayatı her zaman fotoğraf makinemin kadrajından izleyecektim kısacası. Böylece asla düşmez, üstümü kirletmez ve dizlerimi yaralamazdım. Fakat on üç yıl önce veda ettiğim haylaz komşu oğlu beklenmedik bir anda tekrar karşıma çıktığında düşmem kaçınılmazdı.
Nitekim hemen sonrasında telefon çaldı.
Arayan kız kardeşimdi. Cevap verdiğim anda
her şey tepetaklak oldu. Hem de sonsuza kadar.
400 syf.
·2 günde·7/10
Yeni yıla girdiğimizden beri yalnız üç tane harlequin (beyaz dizi) kitabı 6 adet hikaye okuyabildim. Umarım bu kitap okuma isteksizliğim bir an önce beni terk eder ve eski tempoya geri dönerim. Yazarın kalemini ilk kez okudum; o yüzden okumaya karar verirken tereddüt ettim biraz. Genelde okuduğum türde değildi ama okuduğuma pişman olmadım . Eğlenceli, komik, yer yer duygusal, bazı anlarda karakterlere sinirlendiren ve Yeliz’in bir defter dolusu sırlarını sabrın son aşamasında ortaya döken bir kitaptı.
Yeliz, fotoğraf sergisi açma hayaliyle yaşayan ama dergide çalışan özgüven eksikliği yaşayanbizden biri gibi geldi okurken. Yelizi okurken, kendi kendine konuşmalarını, içsel düşüncelerini okurken eğlendim. Sonra kızımızın yolunda gitmeyen hayatına bir anda hem tanıdık hem de yabancı bir Doruk düşüverdi. Doruk çok az vardı kitapta sanki biraz daha yoğun olabilirdi diye düşünüyorum ama o zaman da Yeliz’in hayatına tam giremezdik. Yeliz odaklı, ailesi, arkadaşları ile ilişkisi üzerine yoğunlaşmış bir kitaptı.
Sıkılmadan, eğelenerek okuduğum bir kitaptı. Okumayı düşünenler bir şans verebilir bence.
399 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Yıllar önce amatörce yazılmış halini okuyarak sevdiğim, gerçekten ama gerçekten sevdiğim, bir kitaptı BFKS. Kitap olmasını o zaman da çok istemiş hatta yazarından izin alarak ikimiz için matbaada bastırıp bir de imzalaması için zorlamıştım. Yıllar sonra -herhalde 6 yıl olmuştur- kitap halini, bu güzel kapak ve daha da anlamlı bir imza ile elime almak paha biçilemez. Kitabı elime alır almaz içim mutlulukla doldu ve her şeyi bırakıp tekrar okumaya başladım ki okumaya gerçekten ihtiyacım varmış.

Özellikle kitabın ilk bölümleri sizi sizden alacak, böyle düşünüyorum. Tabii siz "chicklit" türünü ve samimi hisler aşılayan kitapları seviyorsanız bu tavsiyeyi geçerli saymalısınız. Çünkü kitap sıradan bir aşk hikayesinden ziyade tamamen türün hakkını veren ve Yeliz'in yaşadıkları, komik ruh hali, iç sesleri üzerinden ilerleyen bir kitap. Ülkemizde -ne yazık ki- başarılı bir örneğini bırakın türün temsilciliğini üstlenen biri bile yokken ben bu kadar yeni bir kalemin böyle güzel bir kitap yazmasının haklı mutluluğunu hissetmedim değil.

Yeliz epeyce bizden bir karakter. Ne yapmacık ne abartılı ne kafasının içinde eksik bir organ varmış gibi sizi düşündüren bir kadın. Artıları ve eksileriyle, en doğal sesiyle size büyük bir sırrını anlatıyor. Arada küçük sırları da yok değil. Onun tabiriyle, şşt, aramızda.

Yeliz'in gözünden ailesine ve arkadaşlarına bakmak, iş yerini ve oradaki rekabet ortamını okumak beni gerçekten hep etkilemiştir. Şu aile içinde çocuk kayırma ama bunu inkar etme durumunu bilirsiniz, işte onu inanılmaz bir şekilde eleştiriyor olması benim çok hoşuma gidiyor. Biliyorsunuz ki çoğunlukla kayrılan çocuk erkek evlattır. İşte o istediğini yapar, erkektir ya da ne bileyim o oturup televizyon izlerken sen gidip ona yemek hazırlarsın tarzı şeyler. Ama bunun yanında bir de kız kardeşler ya da büyük - küçük arasında yaşanan versiyonu da yok değil. O daha küçük, o daha çocuk, sen büyüksün alttan al, ablan o senin tarzı şeyler. Her ailede vardır demiyorum tabii ama çevrenizde bunun naçizane örneklerine şahit olduğunuzdan eminim. Burcu Ekin, kitabında buna da çok güzel değiniyor ki benim için en güzel mesajlardan biri de budur.

Ve gelelim Doruk'a... Ah Doruk, seni ne kadar az okuduk ama ne çok sevdik?

Samimiyetle söylüyorum, böylesi erkek karakter kitaplarda bile zor bulunur. O kadar normal ki gözlerimi yaşartıyor. O kadar samimi ve sıradan bir karakter ki görünüşü üzerine yazarımızın özellikle vurguladığı detaylar olmasa hiç abartılı bir yönü olmadığını söyleyebiliriz -bir taş mıydı o, ne? Yok canım, şaka.- Gerçekten seviyorum Doruk Yönel'i ve onun kağıttan uçaklarını kitaplarımın arasında saklamak istiyorum.

Anlayacağınız ben kitabı ikinci kez okurken de çok sevdim, çok güldüm, çok duygulandım ve çok mutlu oldum.

Kitapla ilgili ufak bir eleştirim var o da finale yakın birkaç bölüm içinde modunun biraz düşmesi ve bazı noktalarda kahraman anlatıcının geliştirilmeye ihtiyaç duyması ama bunlar dışında sevmediğim ya da rahatsız olduğum bir şey hatırlamıyorum. Gönül rahatlığı ile -yaş aralığı dahi belirtmeden- tavsiye ediyor, size kağıttan uçak dolusu sevgiler gönderiyorum. -Böyle de alıntı yaparlar, iyi akşamlar!
"Özleyeceğim şeylerin fotoğraflarını çekiyorum."
Bir an düşündükten sonra makineyi kaldırıp benim de fotoğrafımı çekti.
"Benim fotoğrafımı niye çektin şimdi?"
Fotoğraf, makinenin alt tarafından kayarak çıkarken, "Seni de özleyeceğim." demişti o kendine has yaramaz gülümsemesiyle.
"Masalın sonunda gökten üç elma düşer ve büyü dediğimiz şey bazen zehirli elmadır; aşka en yakın olduğu zaman da budur."
"Sevgiyi hak etmezsin mızıkçı." dedi yoğun bir sesle. "Kime ya da neden verdiğini bilmezsin. Nasıl başladığını bilmezsin. Belki bir bakış, çalınan küçük bir öpücük ya da sadece paylaştığın ufacık bir dakika. Fark ettiğin an her şey için geç kalmışsındır zaten."
Bazen sel baskınlarının nasıl olduğuna inanamayız. Barajın önünde kocaman bir set vardır çünkü. Seti yıkan suyun gücü karşısında nutkumuz tutulur. Oysa seti yıkan su değil, yıllardır orada olan deliklerdir.
Hayatım ne zaman bu kadar dağılmıştı?
Cevaplaması zor bir soruydu. Çünkü hayatınızın dağılmaya başladığı o ilk anı fark etmek, gelişini önceden görmek mümkün değildi. Ancak sonradan baktığınızda tahminde bulunabiliyordunuz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Fotoğrafçının Küçük Sırları
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059821308
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mendirek Yayınları
Herkesin sırları vardır değil mi? Kendisine ait olan,
çoğu zararsız büyük veya küçük sırlar. Benim de birkaç tane -tamam, aslında epeyce- var. Üstelik benimkiler
çok da zararsız sayılmaz. Yine de nereden bilebilirdim ki bir gün hayatımı karmakarışık bir hâle getireceklerini?

Oysa planım son derece basitti:
Kalbimin tekrar kırılmasına asla izin vermeyecek ve
beş yıl önce yaşananları, gerçekte neler olduğunu kimseye
anlatmayacaktım. Hayatı her zaman fotoğraf makinemin kadrajından izleyecektim kısacası. Böylece asla düşmez, üstümü kirletmez ve dizlerimi yaralamazdım. Fakat on üç yıl önce veda ettiğim haylaz komşu oğlu beklenmedik bir anda tekrar karşıma çıktığında düşmem kaçınılmazdı.
Nitekim hemen sonrasında telefon çaldı.
Arayan kız kardeşimdi. Cevap verdiğim anda
her şey tepetaklak oldu. Hem de sonsuza kadar.

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Kübra Arlı
  • Zeynep
  • R.
  • Sumeyye Yavrucu
  • Ezgi Ertem
  • Buse Güler
  • Yeliz Kaynakcioglu
  • türkore_minseo_93
  • GÜLİN DENİZER
  • Esin Elif Durdağ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (3)
9
%12.5 (1)
8
%37.5 (3)
7
%12.5 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0