Bir Pazar Hikayesi (Türkiye - AET İlişkileri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8
Gösterim
Adı:
Bir Pazar Hikayesi
Alt başlık:
Türkiye - AET İlişkileri
Baskı tarihi:
1978
Sayfa sayısı:
629
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milliyet Yayınları
1971'in kasım ayında Brüksel'de çalışmaya başladığım zaman, yedi yıllık gazeteciydim. İstanbul'da her yeni mesleğe giren gibi, devamlı Yeşilköy'e gider ve dışişleri bakanlarımızın genellikle Ortak Pazar müzakerelerinden dönüşlerinde görüşlerini alırdım; Her şey pespembeydi... Ortak Pazar Türkiye'nin hem kurtuluşu, hem de Batı'dan gördüğü desteğin simgesiydi. Her söylenen, gazetelere geçerdi ve hükümetler de kapalı kapılar ardında bu "son derece önemli" görüşmeleri yürütürlerdi. Brüksel'de gazetecilik yapmaya başladığımın daha üçüncü ayında, Avrupa Komisyonu'nda tanıdığım sözcülerden biri önüme kocaman bir dosya koydu ve "Al oku. Türkiye'nin ne yapmak istediğini ben anlayamadım, belki sen anlayıp bana anlatırsın" dedi. Ben de hiçbir şey anlayamadım. Zira konu ilk bakışta son derece teknik ve karışık gelmişti... Aylar geçtikçe, kiminin yerin dibine batırdığı, kiminin yeryüzüne yücelttiği bu anlaşmanın, gerçekte hükümetler tarafından yapılmadığının, aksine 4-5 kişinin elinden çıktığının farkına vardım... Ve merak ettim. İnceleyip araştırdıkça, AET anlaşmalarının Türkiye'de imza koyan siyasiler tarafından dahi doğru dürüst bilinmediğini, bakanlıkların konuyla -zamanında- ilgilenmediklerini, hükümetlerin konuya sadece siyasi açıdan yaklaştıklarını gördüm. Türkiye'nin tüm (sosyal, ekonomik) yaşantısını 2000 yıllarında etkileyecek olan bu anlaşmanın, insanı korkutan bir "bilinçsizlik ve boş verme" havası içinde yapıldığını saptadım. Birkaç teknisyenin koskoca bir ülkenin gidişini nasıl etkileyebildiğine hayret ettim... "Şimdi imzalayalım, sonra bakarız" yaklaşımı içinde ve daha ağırı yetersiz bilgilerle nerelere sürüklenebileceğini gördüm. Asıl sorumlu durumdaki siyasi hükümetlerin sahipsiz bıraktıkları devlet kuruluşlarının, ya sadece sloganlar veya çağdışı "Batılılık" gerekçesiyle birbirlerini suçlarken, Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını zarara uğrattıklarını saptadım.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Pazar Hikayesi
Alt başlık:
Türkiye - AET İlişkileri
Baskı tarihi:
1978
Sayfa sayısı:
629
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milliyet Yayınları
1971'in kasım ayında Brüksel'de çalışmaya başladığım zaman, yedi yıllık gazeteciydim. İstanbul'da her yeni mesleğe giren gibi, devamlı Yeşilköy'e gider ve dışişleri bakanlarımızın genellikle Ortak Pazar müzakerelerinden dönüşlerinde görüşlerini alırdım; Her şey pespembeydi... Ortak Pazar Türkiye'nin hem kurtuluşu, hem de Batı'dan gördüğü desteğin simgesiydi. Her söylenen, gazetelere geçerdi ve hükümetler de kapalı kapılar ardında bu "son derece önemli" görüşmeleri yürütürlerdi. Brüksel'de gazetecilik yapmaya başladığımın daha üçüncü ayında, Avrupa Komisyonu'nda tanıdığım sözcülerden biri önüme kocaman bir dosya koydu ve "Al oku. Türkiye'nin ne yapmak istediğini ben anlayamadım, belki sen anlayıp bana anlatırsın" dedi. Ben de hiçbir şey anlayamadım. Zira konu ilk bakışta son derece teknik ve karışık gelmişti... Aylar geçtikçe, kiminin yerin dibine batırdığı, kiminin yeryüzüne yücelttiği bu anlaşmanın, gerçekte hükümetler tarafından yapılmadığının, aksine 4-5 kişinin elinden çıktığının farkına vardım... Ve merak ettim. İnceleyip araştırdıkça, AET anlaşmalarının Türkiye'de imza koyan siyasiler tarafından dahi doğru dürüst bilinmediğini, bakanlıkların konuyla -zamanında- ilgilenmediklerini, hükümetlerin konuya sadece siyasi açıdan yaklaştıklarını gördüm. Türkiye'nin tüm (sosyal, ekonomik) yaşantısını 2000 yıllarında etkileyecek olan bu anlaşmanın, insanı korkutan bir "bilinçsizlik ve boş verme" havası içinde yapıldığını saptadım. Birkaç teknisyenin koskoca bir ülkenin gidişini nasıl etkileyebildiğine hayret ettim... "Şimdi imzalayalım, sonra bakarız" yaklaşımı içinde ve daha ağırı yetersiz bilgilerle nerelere sürüklenebileceğini gördüm. Asıl sorumlu durumdaki siyasi hükümetlerin sahipsiz bıraktıkları devlet kuruluşlarının, ya sadece sloganlar veya çağdışı "Batılılık" gerekçesiyle birbirlerini suçlarken, Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını zarara uğrattıklarını saptadım.

Kitap istatistikleri