Çevirmen:
Polly Barton
Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 9 dk.
Sayfa Sayısı:
464
Basım Tarihi:
Şubat 2024
İlk Yayın Tarihi:
21 Nisan 2017
Yayınevi:
Fourth Estate Ltd.
Orijinal Adı:
バター
Orijinal Dil:
Japonca
Orijinal Ülke:
Japonya
ISBN:
9780008511685
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

What is the truth, though, really?
7/10
·464 syf.··
2024 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2024 23:12
"Butter", yemek ve seri katil temalarını bir araya getiren oldukça ilginç bir romandı. Manako Kajii, birlikte olduğu birkaç erkeği öldürmekle suçlanıyor, ama olayın ilginç yanı, bu erkeklere ev yapımı nefis yemekler hazırlayıp yemeğe dair büyük bir tutku sergilemesi. Hikayeyi, Kajii’yle röportaj yapmaya çalışan gazeteci Rika Machida’nın gözünden takip ediyoruz. Rika, Kajii ile daha fazla vakit geçirdikçe hem bu cinayetlerin gizemini çözmeye çalışıyor hem de yemekler ve Kajii'nin hayatı üzerine düşündükçe kendisi de değişmeye başlıyor. İlk olarak şunu söyleyeyim, bu kitap gerçekten acıktırıyor. Yazarın yemek tasvirleri o kadar canlıydı ki, tereyağlı ve soya soslu pirinç gibi basit bir yemeği bile inanılmaz cazip hale getirmişti. Ama kitap sadece yemekle ilgili değil. Yemeğin arkasında, toplumsal cinsiyet rolleri, yalnızlık, beden algısı ve özgürlük gibi çok daha derin konular var. Kajii'nin hikayesi, bir kadın seri katil üzerinden Japon toplumundaki kadınlara yönelik beklentileri ve baskıları ele alıyor. Bir seri katil hikayesi olmasına rağmen, daha çok karakterlerin derinlemesine incelenmesi ön plandaydı. Özellikle kadınların yemekle olan ilişkisi, belli bir kiloda kalma baskısı ve yemek takıntısı üzerine yaptığı yorumlar gerçekten düşündürücü ve ilham vericiydi.
Edebiyat
ButterAsako Yuzuki · Fourth Estate Ltd. · 2024417 okunma
7/10
·496 syf.·
2025 197. kitabı
Bu kitap ile yaklaşık altı ay içinde işlenen üç cinayetten tutuklanan Manako Kajii ile röportaj yazı dizisi yapmak isteyen genç bir kadın gazetecinin hem meslek hayatında hem de sosyal hayatında yaşananlara ilişkin bir okuma yapıyoruz. ( Hannibal havası sezdim başta , size de öyle geldi mi? ) Kendisine Konkatsu Killer lakabı verilmiş , şöyle söyleyeyim , Konkatsu ( evlilik avcılığı ) sitelerini sık sık ziyaret ediyormuş şüpheli katil , bu yüzden bu isimle anılıyor. Katilin restoran restoran gezen, ünlü bir mutfakta saatlik ücreti çok yüksek yemek kurslarına katılması ve de bloğunda kaliteli tereyağı ile ilgili sözleri onu Rika için hayli ilginç bir dosyanın baş karakteri yapıyor. Mektuplarına asla cevap alamasa da bir kez de son kurbanın da ölmeden önce annesine övdüğü, ünlü dana yahnisi tarifini sormakla şansını deniyor. Bir yemek tarifi ile başlayan iletişimleri , zamanla farklı yemek tarifleri ve keşiflerle derinleşiyor. Rika'nın stratejisi aşçı olan Kajii'yi yemeklerle yumuşatıp cinayetlere dair detaylar öğrenmek iken , zamanla Kajii yerine kendisinde birtakım değişiklikler fark ediyor. Eskiden hazır yemekler ile idare eden , evinde pilav makinesi bile olmayan kadın , yemek pişirmenin inceliklerini öğrenip tatlar ile duyusal nirvanalar yaşamaya başlıyor. Rika, mesleğinde, özel hayatında hatta tüm çevresinde erkeklerin ideal kadın algısına , kadın bedeninin sınırlandırılmasına dair farkındalıkları dile getiriyor. Kajii'yi tanıdıkça yemek yemenin basit bir eylem olmaktan çıkmaya başlamasıyla Rika'nın aldığı kilolarıyla etrafında Japon güzellik kalıplarına uymamasıyla ve sosyal ilişkilerindeki kadın/erkek bakış açılarına dair çıkmaz sokaklarını okuyoruz. Kitapta fazlaca geçen Japon kültürüne ait yiyecekler, dipnotlar ile açıklanıyor. Rika ve Kajii arasındaki
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma
Okuyacağınız bir seri katil kurgusu değil,mini bir Foodporn :)
Puan vermedi·496 syf.··
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 16:58
"Kadınlar işe,özgürlüğe,kendilerini öyle kaptırıyorlar ki hiçbir şeyden tatmin olmaz hâle geliyor.Erkekleri gölgede bırakınca aşk ve tutku da uzaklaşıp gidiyor.Erkekler de kadınlar da karşı cins olmadan mutlu olamayacaklarının iyice farkına varmalı artık.Tıpkı tereyağından kısınca yemeğin tadının kötüleşmesi gibi,kadınsılık ve hizmet ruhundan kısınca da karşı cinsle ilişkiler kötüleşiyor,neden bunu anlamıyorsunuz?Benim davamın bu denli ilgi görmesinin sebebi,hayatını dolu dolu yaşayamayan kadınların sayısının artıyor olması!Herkes sadece kendisinin fedakärlıkta bulunup kayba uğradığımı dü-şunuyor,o yüzden de benim ölçüsüz ve sınır tanımaz söz ve davranışlarım onları huzursuz ediyor kaçınılmaz olarak!" s.101 Yukarıdaki paragraf kitabın ana fikri diyebilirim ilk olarak.Kitaba başlama sebebim Japonya’daki kadın bir seri katil okumaktı lakin kitap cinayet ya da intiharlardan söz etmek yerine insanların üstünü kapattığı zevklerin ve tutkularının nasıl su yüzüne çıkmak gibi kaçınılmaz bir sonu olduğunu okutuyor okuyucuya.Yemek yapmaktan zevk alan ve bu konuda kendini geliştirmek isteyen okurlara tavsiye ederim güzel metaforlar var.Bir tereyağın,sosun ya da herhangi bir yemeğin damakta ne denli hazlar hissettirdiğini okuyoruz kitap boyunca uzun uzun. Ne demiş büyük üstat Vedat Milor ; “Cinsellik ve yemek arasında kesinlikle bir bağ var.” Benim gibi ucu açık final okumaktan hoşlanmayan kesime de tavsiye etmiyorum çünkü sonuç yok.Yan karakter olan katil gerçekten katil mi değil mi belirsiz.Ölümler cinayet mi intihar mı o da belirsiz.Kısaca belirsiz net sonucu olmayan bir hikaye okumak istiyorsanız buyrun okuyun. Dip not;o kadar çok tereyağdan bahsediliyor ki yazar gecenin bir yarısı kalkıp ekmek kızartıp üstüne tereyağ sürüp yedim :(
1000k
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma
10/10
·496 syf.·
2025 116. kitabı
Asako Yuzuki’nin Tereyağı romanını bitirince kitap değil, insanın kendi karanlık tarafı kıpırdıyor. Dışarıdan bakınca bir suç hikâyesi okuyormuşsun gibi görünüyor ama sayfalar ilerledikçe, “asıl cinayet kimin hayatında işlenmiş?” diye düşünmeye başlıyorsun. Çünkü bu kitap, yalnız bırakılmış bir kadının iç sesini tereyağı gibi ağır ağır eritip önüne koyuyor. Manako Kajii… Toplumun “sessiz, içine kapalı, fazla kilolu, tuhaf” diye bir kenara ittiği kadın. Onu yıllarca görmeyen herkes, bir anda işlenen cinayetlerle ilgilenmeye başlıyor. Bir insanın ancak “tehlikeli” olunca görünür olabilmesi o kadar tanıdık ki… Tereyağı’nın en çok canımı acıtan tarafı da bu oldu: Bir kadının varlığının ancak sansasyonla fark edilmesi. Kitabı okurken, gazeteci Rika’nın Manako’ya duyduğu merakın zamanla bir çeşit aynaya dönüşmesini çok sevdim. Rika, Manako’nun yemek tariflerini denedikçe sanki onun hayatını da çiğniyor; yalnızlığı, kırgınlığı, bastırılmış arzuları… Yemek burada sadece bir yemek değil; bir kadınlığın dili, suskunlukların gramajı, kimsenin okumadığı bir tarif defteri. Ve kitap insana hiç acelesi yokmuş gibi anlatıyor her şeyi. Çünkü yalnızlık acele etmez. Acı, kendine yavaş bir ritim bulur. Yuzuki de bu ritmi tam yerinden yakalamış. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey şuydu: Biraz hüzün, biraz iç sıkışması, biraz da kendi hayatına dönüp “ben nerede görünmez kaldım?” diye sorma hâli. Tereyağı, yemek kokusunun altına saklanmış kadın öfkesini, yalnızlığını ve hayatta kalma çabasını anlatan çok katmanlı bir roman. Bittiğinde içini boşaltmıyor, tam tersi, ağır bir düşünceyi sessizce masaya bırakıyor. Okuyacaklara tek tavsiyem: Bu kitabı sakince okuyun. Çünkü bazı acılar hızlı okununca anlaşılmıyor. Kesinlikle tavsiye ederim.
1000Kitap
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma
4/10
·496 syf.··
2025 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 18:57
Hakkındaki onca övgüye rağmen benim için fazlasıyla abartılmış, dağınık ve yorucu bir okuma deneyimi oldu. Gerçek bir suç hikâyesinden esinlenmesi, kadınlık ve yemek kültürü üzerinden patriyarkayı sorgulama iddiası, kitabı teoride ilgi çekici kılıyor; fakat pratikte bu iddiaların neredeyse hiçbiri tatmin edici bir şekilde karşılık bulmuyor. Romanın en büyük problemi, anlatacak hikâyesinden çok anlatmak istediği fikirlerle meşgul olması. Ancak bu fikirler derinleştirilmek yerine sürekli tekrarlanıyor. Yemek sahneleri bir noktadan sonra sembolik anlamını tamamen yitiriyor ve metin, gastronomik detaylarla şişirilmiş bir tekrar döngüsüne giriyor. Karakterler ise romanın en zayıf halkası. Ne anlatıcı ne de etrafındaki kadınlar gerçek, canlı insanlar gibi hissettiriyor. Psikolojik çözümlemeler yüzeysel, dönüşümler inandırıcılıktan uzak. Okur olarak karakterlerle bağ kurmak bir yana, onların neden böyle davrandıklarını bile tam olarak anlayamadan sayfalar ilerliyor. Bu durum, romanın duygusal etkisini neredeyse sıfırlıyor. Sonuç olarak Tereyağı, güçlü bir fikirle başlayıp, onu süredüremeyen bir roman. Uzunluğu, tekrarları ve yüzeyselliğiyle okuru yoran; bitirdiğinizde ise geriye anlamlı bir iz bırakmayan bir kitap. Ve sonunun da bir şeylere bağlanmasını isterdim. Benim için bu roman, “neden bu kadar övüldüğünü anlamadığım” kitaplar listesinde yerini aldı.
1000Kitap
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma
“Tereyağı”na hakkını verin
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 14:07
Kitabın puanlamasının 6.7 olduğunu gördüğümden beri dehşete düşmüş bir haldeyim, güzelliğini kelimelerle anlatabileceğime olan inancım pek olmasa da denemek zorunda hissediyorum. Öncelikle kitabı satın alırken kriminal içerikli eğlenceli bir kitap okuyacağımı düşünüyordum. Özeti okuyan herkes bence böyle bir şey bekler ama ne kadar da yanılmışım! Kitabın ilk 100 sayfasını yedim yuttum desem yeridir (ah, o anlatılan yemekleri de yiyip yutabilseydim keşke). İnsan okurken kendi hayatını sorgulamaya başlıyor. Tabii bir kadın okuyucuyla bir erkek okuyucu da çok farklı bakacaktır kitapta anlatılanlara. Ben bir kadın olarak karnımdan yumruk yemiş -sürekli yemekten bahsediyorum…- gibi oldum diyebilirim. Hani bazı kitaplar resmen insana dadanır, yakasını bırakmaz, o kitaptan başka bir şey düşünemez olur ya insan… öyle bir durumdayım işte. Kadınların toplumda yer kazanmak için yaptığı binbir fedakarlık mı dersiniz insan hayatının monotonluğu mu cinselliğin toplumda tabulaştırılması mı insan ilişkilerinin iyileştirici gücü mü ne ararsanız var kitapta. Birileri bu kitabı nasıl sevmez aklım hayalim almıyor gerçekten. Bir de bu konuların bir seri katilin üzerinden anlatılması, onu insanlaştırarak… Akıl tutulması resmen. Yaş faktörü de bence kitabın felsefik katmanlarını anlamakta çok önemli. Yirmilerinde bir kadın olarak ben sadece en üstteki incecik katmanları fark edebildim, üstüne düşünebildim muhtemelen. Ona rağmen bu kadar etkilendim, siz düşünün. Kırk yaşımda bir daha okusam neler neler fark ederim acaba… Anlayacağınız bu kitaba hakkının verildiğini düşünmüyorum. Bu puanı verenlerin kitabı anladığını da düşünmüyorum. Ara ara insan inanılmaz derecede acıkıyor kitabı okurken, tek kötü yanı o diyebilirim ama ona da nazar boncuğu diyelim artık.
Duygu ve Düşünce
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma
Tereyağı
7/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 05:42
2026'nın ilk kitap yorumu ile herkese Merhaba.. Bu kitabı tek kelime ile anlatmak zorunda kalsam MANİPÜLASYON derdim.. Yaptığı yemeklerle varlıklı erkekleri ağına düşüren dişi bir örümcek Kajimana.. Her cinayet silahla işlenmez.. Rika , editörler masasında yerini almak için bu röportajı yapmak zorunda. Ama hikayenin sonunda kim değişecek. Kim bu yemekli seri katilde kendinden izler bulacak.. Yer yer durağan ilerlesede keyifli bir okuma sunuyor kitap. Son sayfaya kadar merak duygusunu ayakta tutmayı başarıyor yazar. Kitabın son bölümlerinde birinde Türkiye ile ilgili detayı tebessümle okudum.. Kitaba notum 10/ 7 Kitapla kalın
Edebiyat
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 16:52
"Yine de ne olursa olsun asla hoş göremediğim iki şey var :Feministler ve margarinler..." Merhaba dostlar Son dönem Japon edebiyatının en dikkat çekici ve üzerine en çok konuşulan eserlerinden biri olan Tereyağı kitabıyla karşınızdayım bugün. Kitap, 2009'da Japonya'da yaşanan "Konkatsu Katili" vakası adlı, gerçek bir olaydan esinlenerek kurgulanmış, ​ ​Romanın merkezinde iki kadın karakter var: Seri katil olduğu iddia edilen, gurme ve manipülatif Manako Kajii ile onunla röportaj yapmaya çalışan gazeteci Rika. ​Bu iki kadın üzerinden toplumda dayatılan şartlar eleştiriliyor. ​Kendi zevklerine,özellikle yemeğe düşkün kadın zayıf ve bakımlı olmak zorunda mı?Böyle bir kadın neden o toplumda tehlikeli ve itici görülüyor? Bu kitapta yemek bir direniş sembolü aslında. Tereyagı çok önemli bir sembol .Hayattan keyif almak ,dilediğin gibi yaşamanın sembolü. Manako Kajii için tereyağı; kalori hesaplamayı, diyet kültürünü ve toplumsal baskıları reddetmenin bir yolu. Yazar, yemek tasvirlerini o kadar detaylı ve iştah açıcı yapıyor ki, okurken karakterlerin duyduğu hazzı ve suçluluk duygusunu bizzat hissediyorsunuz.. ​Manako Kajii karakteri, klasik bir katilden çok uzak. O, erkeklerin zaaflarını bilen, onlara istediklerini veren ama karşılığında ruhlarını çalan bir kadın. Gazeteci Rika’nın, Kajii ile görüştükçe yavaş yavaş onun etkisi altına girmesi, kendi hayatını ve bedenini sorgulamaya başlaması kitabın gerilim dozunu artırmış. Feminizm ve obezite karşıtlığı üzerine cesur bir bakış açısı. Ayrıca Japon kültürü , aile yapısı hakkında ayrıntılı betimlemeler mevcut . Tereyağı, sadece bir polisiye veya suç romanı değil; kadın dostluğu, yalnızlık ve modern dünyada bir bedene sahip olmanın zorlukları üzerine yazılmış bir toplumsal analiz romanı aslında.. Ben sevdim, farklı
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma
Puan vermedi
TEREYAĞI Asako Yuzuki... Yemekle suçun, arzuyla yalnızlığın... Kadınlıkla toplumun... Beklentilerinin birbirine karıştığı tuhaf bir alan açmakta bu kitapta... Hikâye bir cinayet dosyasından çok, iştahın peşine düşmekte. Sadece mideyle ilgili değil bu iştah; sevilme isteği, görünür olma arzusu, kontrol etme ve teslim olma hâli… Hepsi tabakta yan yana durmakta... Roman boyunca yemek sahneleri var ama tarif okumamaktasınız... Aksine, her lokmada bir gerilim hissi büyümekte. Tereyağı burada masum bir mutfak malzemesi değil, neredeyse bir karakter bana göre... Yumuşak, davetkâr ama fazlası rahatsız edici. Tıpkı romandaki ilişkiler gibi. Etkilendiğim ve beni çarpan şey, kitabın kadınlara bakışı oldu açıkçası. Yargılamadan ama acımadan da... Sessizce sormakta... “İnsan neyi arzuladığını ne zaman tehlikeli hâle getirir?” Ya sizce?.. Hiç düşündünüz mü?... Itiraf eklemeliyim ki.. Hızlı akan, kolay okunan bir roman değil; ama zihninde kalan, ara ara aklına düşen cümleleri var. Bitince bir süre mutfağa farklı gözle bakmatasınız Ve belki kendinize de.
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma
9/10
·496 syf.··
2025 84. kitabı
Tereyağı Erkekleri yemekle etkileyip ölümlerine karıştığı iddia edilen Manako Kajii adlı kadın, suçlamaları kabul etmez ve yalnızca kadın bir gazeteciyle konuşmayı kabul eder. Bunun üzerine gazeteci Rika Machida, Manako ile röportaj yapmaya başlar. Rika, başlangıçta Manako’ya mesafeli ve önyargılı yaklaşır. Toplumun büyük bir kısmı gibi onu tehlikeli ve alışılmışın dışında bir kadın olarak görür. Ancak görüşmeler ilerledikçe Manako’nun yemekle kurduğu ilişki ön plana çıkar. Özellikle tereyağı gibi kadınlar için “yasaklı” sayılan yiyecekler, Manako için bir zevk ve özgürlük alanını temsil eder. Manako’nun düşünceleri, Rika’nın kendi yaşamını sorgulamasına neden olur. Rika’nın yeme alışkanlıkları, bedeniyle ilişkisi ve kadın olarak maruz kaldığı toplumsal baskılar yavaş yavaş değişmeye başlar. Artık suçun kendisinden çok kadınların toplum içinde nasıl yargılandığı ön plana çıkmıştır. Kitapta yemeğin, yalnızca fiziksel bir ihtiyaç olarak değil; kadın bedeni, haz ve kontrol kavramlarını simgeleyen güçlü bir unsur olarak kullanıldığını göreceksiniz. Bir suç hikayesi gibi başlayan kitap, zamanla kadınların özgürlük alanlarını, medyanın kadınlara bakışını ve toplumsal beklentileri sorgulayan bir hale dönüşüyor.
1000Kitap
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025417 okunma

Yazar Hakkında

Asako YuzukiYazar · 0 kitap
Asako Yuzuki bir Japon yazardır. Yeni Yazarlar için All Yomimono Ödülü'nü ve Yamamoto Shūgorō Ödülü'nü kazandı, birçok kez Naoki Ödülü'ne aday gösterildi ve romanları televizyon, radyo ve film için uyarlandı.