Büyük Gerileme (Zamanımızın Ruhu Üzerine Uluslararası Bir Tartışma)Kolektif

·
Okunma
·
Beğeni
·
110
Gösterim
Adı:
Büyük Gerileme
Yazar:
Alt başlık:
Zamanımızın Ruhu Üzerine Uluslararası Bir Tartışma
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160847
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Dünyanın birçok yerinde neden sağ popülizm neredeyse eşzamanlı olarak yükseliyor? Bu yükselişin arkasındaki sosyolojik ve ekonomik nedenler ne? “Radikal piyasacı” küreselleşmenin açmazlarına verilecek tek cevap sağ popülizm mi? Küresel iklim değişikliğinin küresel göç üzerindeki etkisi ne? Mevcut yönetimlerin bu sorunlar karşısında aldığı tutumlar kimi korumaya yönelik? Yabancı ve göçmen düşmanlığını, giderek ırkçılığı körükleyen ekonomik ve sosyal politikaların dışına nasıl çıkılabilir? Alt sınıflarla orta sınıfların talepleri hangi noktalarda buluşup hangi noktalarda ayrılıyor? Bütün bunlardan kimlik siyasetine sıkışıp kalmış olmamız mı sorumlu? “Büyük Gerileme” karşısında neler yapılabilir? 12 dilde aynı zamanda yayımlanmakta olan kitaba Almanya, Fransa, İngiltere, ABD, Hindistan gibi ülkelerden katkıda bulunan on beş yazar bu ve benzeri küresel soruların cevaplarını arıyor. Bizim de günlük hayatımıza yakından temas eden bu tartışma uluslararası alanda http://www.thegreatregression.eu adresinde devam edecek.
(Tanıtım Bülteninden)
Yine bir bu sitede pek okunmadığı halde basılmasıyla çok ilgi gören kitapla karşınızdayım. Kitaba inceleme yapmaya çalışacağım çünkü pazartesi günü sınavımdan önce birkaç cümle aklıma gelse kâfidir. Aslında daha çok cümle geleceği çok açık, kitabın bazı bölümlerini, bazı cümlelerini kaç kez okuduğumu bilmiyorum.. Son zamanlarda altını böylesine çizdiğim, yanına özetler çıkarttığım sosyoloji kitabım neydi onu da hatırlamıyorum zaten. Bu kitap bu yönden de bana iyi geldi; tam böyle sosyolojiden koptum galiba, sürekli edebiyat eserleri okuyup duruyorum dediğim bir zamanda bana içimden hiç gitmeyecek olan sosyoloji ve siyaset bilimi sevgimi hatırlatmış oldu. Tavsiyem şudur ki: Siyaset bilimcilerimiz, tarihe, sosyolojiye, uluslararası gündem tartışmalarına önem veren herkesin listesine alması gereken bir kitap. 8-9 günde okumuş olsam da sınav stresi olmadan daha rahat okunması gereken bir kitap bana göre. Zaten o zaman 15 gün bile sürse okuması insana çok gelmez..

Kitabın içinde 15 ayrı, çoğu halen yaşayan -Bauman hariç- ünlü sosyologun, tarihçinin, düşünürün makaleleri bulunmakta. Pek önemsediğim Zygmunt Bauman, Nancy Fraser ve Slavoj Žižek'in tartışmaları içinde bulunduran bu kitabı benim ancak kitaptan sorumlu olduğumda öğrenmem de ayıbım olsun. Kitabın belli başlı kavramları, kişileri ve ideolojileri var. Örneğin: "Popülizm", "neoliberalizm", "küreselleşme", "yabancı düşmanlığı", "etnik milliyetçilik" gibi kavramlar olmadan kitabın verilmek istenen mesajları alınamayacaktır. Zaten bu kavramlar sürekli tekrar ettiğinden isteseniz de istemeseniz de bu kavramlar üzerinden düşünmeye alışacaksınız. Veya "Trump"sız hiçbir tartışma yapılamadığını görmüş olacaksınız. Trump'ın yanına bir de Putin, Modi ve Erdoğan geldi mi tartışmalar daha da bir heyecanlanacak. Bütün yazarların tek bir ortak noktası varsa o da: Trump nefretidir. Trump zaferi tüm yazarlara göre hezimetten başka bir şey değil. Böylesine ırkçı, kadın düşmanı, milliyetçi, kaba bir siyasetçinin Amerika Başkan'ı olması kabullenemez fakat tüm yazarlar da yine farkında ki Trump zaferi solun gerileyişi ve yenilgiyi kabullenişidir. Her ne kadar bu durumdan rahatsız olduğunu söylese de sol düşünce siyasetçiler bu durumu düzeltmek için de kendilerini bir türlü geliştiremiyorlar. Žižek'e göre Trump'ın zaferi radikal bir sola zemin hazırlamış olsa da, olması gereken şey radikal bir siyaset yapan solun inşasıdır. (Aslında bizde de durum pek farklı değil. Her gün sol cenahın eleştirilerini, kavgalarını izlesek de gördüğümüz şey çoğu zaman kuru bir gürültü oluyor.) Büyük Gerileme dediğimiz şey aslında "ilerici neoliberalizme" karşı "gerici popülizm"in güç kazanmasıdır. Sağın, gün geçtikçe büyüyüp sola karşı yeni zaferler kazanmasıdır. Peki sağ-sol kavgası neden önemli? Sağ neyi temsil ediyor, sol neyi temsil ediyor? Şöyle söyleyebilirim ki; sağ, yabancı düşmanlığının, ırkçılığın, milliyetçiliğin, narsizmin bir başka adı iken, sol da demokrasinin, yenilikçiliğin, farklılıkları benimsemenin bir adı oluyor. Trump, Putin, Modi, Erdoğan sağ cephede birlikte yer alıyor. Sol cephede de pek söylenmese de -seçimi kazanamasa da- Clinton, Merkel gibi siyasetçiler yer alıyor. Kimin yazısındaydı pek hatırlayamasam da şöyle bir cümle geçiyor: "İlk siyahi başkandan sonra kadın bir başkanın seçilme gururunu yaşayacakken onun yerine kadın düşmanı, ırkçı birinin başkanlığının üzüntüsünü yaşıyoruz." Bence kitabın Trump bakış açısı tamamen bu cümlede özetlenir. Büyük Gerileme ne zaman mı başlıyor diye sorarsak 2008 diyebiliriz aslında. Ve büyük gerilemeyi yaşatan olaylar nelerdir: Arap Baharı, ekonomik kriz, Brexit olayı, ABD seçimi, mülteci krizi.. Peki gerileme bütün bu olanların bir sonucu mu? Aslında hayır. Bu olanlar olmadan önce de gerileme başlamıştı. Rendueles makalesinde bir örnek veriyor mesela ve sonuç şu: Her ne kadar krizden sonra bir gerileme bekliyor olsak da İspanya'da 2007'deki ekonomik borçlanma 2008'dekinden farklı değil. O zaman eşitsizlik durgunluğun bir sonucu değil sebebi oluyor. Wolfgang Streeck ise büyük gerilemeye şöyle bir yorum getiriyor: Neoliberalizm kürselleşmeyle birlikte veya kürselleşmeyle birlikte neoliberalizm geldi ve büyük gerileme böyle başladı. Demek ki ikisini ayrı ayrı düşünemiyoruz ve demek ki her ne kadr ikisini de ayrı kutba soksak aslında hepsi birbirinin içinde yer alıyor. Zaten kitabın bir başka sonucu da şu: Popülizm gibi neoliberalizmi de sağ-sol, ilerici-gerici diye ayrımak oldukça mantıksız çünkü popülizmin nasıl ber iki tarafı varsa, neoliberalizm de zamana göre merkez sağın da merkez solun da tek düşüncesi olmuştur. Saydığım popülist liderlerin üç ortak özelliği vardır; otoriter, ataerkil ve yabancı düşmanı olmalarıdır bunlar da. Donald Trump'ın 2016'daki zaferi birçok kişi için gerici hareketlerin ilerici hareketler karşı zaferi olarak değerlendirmesini bir kez daha hatırlatıyorum ve bütün kriz zamanlarının -eşitlik ve demokrasi için çalışma zamanlarında da olduğu gibi- siyasi ve toplumsal kutuplaşmayı doğurması bizi şaşırtmamalı.

Bütün bu sonuçlardan sonra kafamda aslında bir sürü soru oldu. Bazılarını kitap bittiğinde kafamdan atsam da bazıları hâlâ kalıcı ve olmamış şeylere karşı sorular olduğu için de cevap verilemiyor. Örneğin: Trump değil de Clinton kaznasaydı eğer kutuplaşma azalacak mıydı? Trump Müslümanlara karşı bu kadar nefret doluyken Hillary Hanım işleri değiştirebilecek miydi? Büyük Gerileme durgunluk yaşayabilir miydi? Gezi Direnişi sanıldığı kadar sadece bir öfke isyanı mıydı? Veya Erdoğan'ı Trump'ın yanına koymak gerçekten sol taraftan bile haklı olarak mı görülüyordu?
Tek başınasınız. Devlet size yardım etmek için değil, bütün kamusal hizmetleri mümkün olduğunca pahalı ve kıt yapmak için var.
Kolektif
Sayfa 116 - Özgürlük Korkusunu Aşmak, Paul Mason
Günümüzde, insanlar dünyada bilenebilecek her şeyi Google'da arayabiliyor ve sansür neredeyse imkânsızlaştı. Aynı zamanda, derin komplo teorileri inanılmaz bir kolaylıkla yayılıyor ve demokratik kurumlara güven gitgide azalıyor. Ne tuhaftır ki, sansürün ölümü bize "hakikat sonrası" siyaseti getirdi.
Kolektif
Sayfa 89 - Çoğunlukçu Gelecekler, Ivan Krastev
Neoliberal dönüm noktası yeni bir tanrıçanın etkisi altındaydı: TINA, yani There Is No Alternative (Alternatif Yok).
Kolektif
Sayfa 182 - Wolfgang Streeck, Bastırılanların Geri Dönüşü
Günümüzün en önemli sorusu, liberal demokrasinin dünya çapındada reddedilip, yerine bir çeşit popülist otoriter yönetimin konup, konmadığı. Bu trende işaret eden güçlü göstergeleri, Trump ABD'sinde, Putin Rusya'sında, Modi Hindistan'ında ve Erdoğan Türkiye'sinde bulmak mümkün.
Kolektif
Sayfa 17 - Demokrasi Yorgunluğu, Arjun Appadurai
Bugün siyasal kamusal alanda ve kontrolsüz bir şey mevcut; hayâsızca nefret besleniyor, tehlikeli duygular, şiddet fantezileri, hatta öldürme istekleri bol keseden dile getiriliyor. Duygu denetimi birçok yerde aşındı: internette, sokakta, gündelik ilişkilerde.
Kolektif
Sayfa 155 - Oliver Nachtwey
Küreselleşmiş kapitalizmin 2016'da popülist barbarların taarruzuyla dağılan dünyası eski düzendi. Bu dünyanın hükümetleri kapitalizmin küresel genişlemesine eklenme fırsatını kaçırmamak için ulusal demokrasilerini postdemokratik olarak etkisizleştirilmiş, kapitalist piyasaya demokratik-eşitlikçi müdahale taleplerini gelecekteki bir küresel demokrasiye ertelemişti. Henüz kurulmakta olan yeni düzenin neye benzeyeceği, fetret döneminden bekleneceği gibi, belirsiz. Yeni düzen ortaya çıkıncaya kadar, Gramsci'ye göre "binbir çeşit patolojik fenomen" beklemeliyiz.
Liberal demokrasinin çelişkilerinden biri şudur ki, insanlar, sermaye, ürünler ve fikirlerin serbest dolaşımı insanları birbirine yaklaştırsa da, bir yandan da ulus-devletlerin yabancıları entegre etme kapasitesini azaltır. "Ulus-devlet, istikrarlı bir şekilde, üzerinde tam hâkimiyet sağlayabileceği son kültürel kaynak olan etnik kimlik kurmacasına indirgendi "Allternatif yok" sloganını benimseyen makroekonomik politikalarin kasıtsız bir sonucu olarak, kimlik politikaları Avrupa siyasetinin merkezi konumuna geldi. Piyasa ve internet, bireylerin seçme şansını artırmak için güçlü araçlar oldular, ancak Bati toplumlarının sosyal uyumunu bozdular; zira hem piyasa hem de internet bireyin kendi doğal tercihlerini tatmin etmesine yardımcı oluyor, bu da sadece kendine benzeyen insanlarla iletişim kurmayı ve yabancılardan uzak durmayı kapsıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyük Gerileme
Yazar:
Alt başlık:
Zamanımızın Ruhu Üzerine Uluslararası Bir Tartışma
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160847
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Dünyanın birçok yerinde neden sağ popülizm neredeyse eşzamanlı olarak yükseliyor? Bu yükselişin arkasındaki sosyolojik ve ekonomik nedenler ne? “Radikal piyasacı” küreselleşmenin açmazlarına verilecek tek cevap sağ popülizm mi? Küresel iklim değişikliğinin küresel göç üzerindeki etkisi ne? Mevcut yönetimlerin bu sorunlar karşısında aldığı tutumlar kimi korumaya yönelik? Yabancı ve göçmen düşmanlığını, giderek ırkçılığı körükleyen ekonomik ve sosyal politikaların dışına nasıl çıkılabilir? Alt sınıflarla orta sınıfların talepleri hangi noktalarda buluşup hangi noktalarda ayrılıyor? Bütün bunlardan kimlik siyasetine sıkışıp kalmış olmamız mı sorumlu? “Büyük Gerileme” karşısında neler yapılabilir? 12 dilde aynı zamanda yayımlanmakta olan kitaba Almanya, Fransa, İngiltere, ABD, Hindistan gibi ülkelerden katkıda bulunan on beş yazar bu ve benzeri küresel soruların cevaplarını arıyor. Bizim de günlük hayatımıza yakından temas eden bu tartışma uluslararası alanda http://www.thegreatregression.eu adresinde devam edecek.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Kitap Odası
  • Barış Dumlupınar
  • Gökçe
  • İlkay Şal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0