Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 46 dk.
Sayfa Sayısı:
168
Basım Tarihi:
Mart 2024
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786052653296
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi
Suat Derviş- Çamur Merhaba okumanın farkındalığına inanan güzel insanlar. Herkese merhaba arkadaşlar, bugün sizlere uzun zamandır okumadığım ve özlemini çektiğim Suat Derviş kaleminden Çamur kitabıyla geldim.. Suat Derviş, hayalden uzaklaşıp hakikate yöneldiği, toplumcu gerçekçi eserler vermeye başladığı süreçte kaleme almış Çamur'u. Sevdiğimizi kaybetmek korkusu olmasaydı, onu başkalarıyla paylaşmak azabı olmasaydı aşk ve ihtiras böyle kuvvetli bir heyecan olabilir miydi Çamur, pas, küf, çöküş, çürüme, unutulma, ölüm. Bu romanda insan, bataklığa saplanmış ama çıkmak isteyip istemediğine emin olamayan biri gibi yol alıyor. Her şey yavaş, yapışkan. Hava, sular, bakışlar, insanlar... Her cümle biraz daha enerji çalıyor sizden. Nefes almak zor. Etrafınıza baktığınızda, sığınacak bir liman göremiyorsunuz. Hiçbir şey önemli değil. Beklentiler bir hayalden, arzu biyolojik bir işlevden, gelecek ürkütücü bir şakadan ibaret. Bir kurtuluş mümkün değilse yola devam etmek niye Okuyalım ve Okumaya Teşvik Edelim.
1000Kitap
ÇamurSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202438 okunma
KİTAP İNCELEMEM
7/10
·168 syf.··
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 23:40
ÇAMUR / SUAT DERVİŞ “Çok güzel zannettiğiniz bu hayat bir bataktır, bir çamur batağı. Öyle bir çamur ki her an ayaklarınızın biraz daha gömüldüğünü, yapışkan sırnaşıklığı ile sizi biraz daha kirlettiğini göreceksiniz. “ Sakin bir liman gibi sığındığı Ali İhsan’la nişanlı iken, hayatına bir yıldırım gibi düşen Osman ‘ ı farklı bir heyecan ve gerçek aşk sanan Mehlika’nın adım adım çamura batışının öyküsü. Hayat dolu genç bir kız olan Mehlika, Osman’la evlendikten sonra alkol ve uyuşturucunun etkisiyle büsbütün değişir. Hayattan zevk alamaz ve artık hayal dahi kuramaz olur. Tam da bu sırada onu bu bataklıktan çıkarmak isteyen Salih çıkar karşısına. Salih onu bu çürümüşlüğün içinden çekip almak için bir fırsat sunar. Suat Derviş’in toplumcu gerçekçi eserler vermeye başladığı süreçte kaleme aldığı bir eser bu kitap. Ancak itiraf etmeliyim diğer kitaplarından aldığım tadı alamadım. Çekemedi içine beni Mehlika’nın savruluşu üzdü belki de ..#suatdervişokuyoruz okuma grubumuzla mart kitabımızdı,kitaplarla kalın
1000Kitap
ÇamurSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202438 okunma
6/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 22:47
"Maziyi hatırlamak bana geçen günlerimin muhasebesini yaptırır ve ölüme ne kadar yaklaştığımı hatırlatır.Ben maziyi sevmem.Gelecek bilinmezliklerle doludur.Bana bir tehdit gibi gelir.Ve şimdimin mesut olmasına ehemmiyet veririm.Bir dakikamın kıymeti bence parasızdır.Bir dakika evveli benden o kadar uzak ki..." Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında en yakın arkadaşı olan Ali'nin kendisine evlilik teklifi ile şok olur Mehlika.Kabul etmek imkansız gibi gelir.Beraber misket oynadığı,deniz üstünde taş sektirdiği,bahçede ip atladığı arkadaşı ile evlenmek nasıl olurdu bilemiyordu.Sonra belki de güzel olur düşüncesine bürünür. İşte tam da bu hazırlıklar içerisindeyken girer hayatına Osman.Kendinden yaşça büyük olan Osman ne yapıp eder ve Mehlika ile evlenir.İşte bu evlilikten sonra her şey alt üst olur.Osman ile birlikte hayatına uyuşturucu ve alkol giriyor.Sapık ruhlu Osman,Mehlika için bir kabusa dönüşür. Suat Derviş,hayalden uzaklaşıp hakikate yöneldiği,toplumcu gerçekçi eserler vermeye başladığı süreçte kaleme almış Çamur'u.Bu Roman Olmuş Şeylerin Romanıdır ile İstanbul'un Bir Gecesi arasında yer alıyor kronolojik olarak.Ancak Gotik döneminden de izle taşıyor. Suat Derviş'in kalemini çok seviyorum Hayatını okumak da etkili olabilir tabi ama kalemi gerçekten çok güzel.Bu kitabın da genç bir kızın olumsuzluklar karşısında verdiği yanlış kararları ile sürüklendiği evliliği konu almış.Keyifle okudum bu tür kitapları severlere tavsiye ederim
ÇamurSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202438 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
ÇAMUR SUAT DERVİŞ 167 SAYFA Maziyi hatırlamak bana geçen günlerin muhasebesini yaptırır ve ölüme ne kadar yaklaştığımı hatırlatır. Ben maziyi sevmem. Gelecek bilinmezliklerle doludur. Bana bir tehdit gibi gelir. Dünyada en güzel şey şimdidir. Ben yalnız şimdiyi severim. Ve şimdimin mesut olmasına ehemmiyet veririm. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında, en yakın arkadaşı ve dostu olan Ali İhsan, kendisine evlilik teklif ettiğinde önce nasıl olabilir hatta olamaz der Mehlika. Deniz üstünde taş sektirdiği, bahçede ip atladığı, en güzel anlarını birlikte geçirdiği arkadaşıdır o. Fakat sonrasında neden olmasın diye düşünür? Evlilikte bu değil midir zaten, yanında huzur bulduğun insanla hayatı paylaşmak. İşte tam da bu hazırlıklar içindeyken bir yıldırım gibi girer Mehlika'nın hayatına Osman. Kendinden yaşça oldukça büyük bu adamın büyüsüne kapılır ve onunla evlenir. Sonrası ise tam bir kabus. Osman'la birlikte hayatına alkol ve uyuşturucu da dahil olur. Genç ve güzel Mehlika ruhuyla, bedeniyle, benliğiyle esiri olur hem Osman'ın hem bu ahlaksız hayatın. Hayalden hakikate yöneldiği, toplumcu gerçekçi eserler vermeye başladı dönemde kaleme almış Suat hanım bu eserini. Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır ve İstanbul'un Bir Gecesi arasında yer alıyor kronolojik olarak. Ve elbette Gotik çizgilerde mevcut hikayede. 10 Ağustos- 30 Eylül 1938 tarihleri arasında 51 tefrika olarak yer almış Yeni Sabah'ta Mehlika ve Osman'ın hikayesi. Ölümü, aşkı, gerçek sevgiyi, hayatın anlamını sorgulatan bir hikaye. Sevgisi uğruna yaşamına güzellik katan herkesten, her şeyden vazgeçen bir kadın Mehlika. Sinirlenerek, ruhum daralarak okudum Osman'ın bu gencecik, pırıl pırıl kadına yaptıklarını. Hatta tutup kolundan kurtarmak istedim Mehlika'yı bu hayattan. Bu hikaye ile Suat Derviş okumalarının
ÇamurSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202438 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2025 12:10
Kitabın adı:Çamur Yazarın adı:Suat Derviş Sayfa sayısı:168 Mehlika güzel ve evli bir kadındır. Birgün sabah uyanı yanında ölü gibi bir adam yatıyor. Başı çok ağrıyordu gözünü açamaz ve başını kaldıramıyordur. Yanında yatan kim? Hiçbirşey hatırlamıyor.. Neden burada yatıyor? Neden kalkmıyor? kimdir ? Ve...cansız adam konuşur.... Mehlika ne yapacak bir çıkmazdadır ama nasıl bir çıkmaz.....
ÇamurSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202438 okunma

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.