(Dostlar kitapla ilgili birçok betimleme mevcuttur. Dikkatinize...)
Kitabın türü olarak roman değil düşünce tütünde olduğu belirtilse daha doğru olurdu bence.
Öyle ki kitabın son yirmi sayfasında geçen bekçi hikayesine kadar ne olduğu, davanın şekli şemali, yazarın amacı... Birçok soru işareti, son bölümlere kadar sabredebilmiş okurlara bile, azıcık açıklık kazanıyor.
Öyle ki yazarın okura vermek istediği mesajı anlayabilmiş değilim tam olarak.
Ama;
Bir kaç tahminim var; Nefs'le alakalı olabilir mesala, Ölümle alakalı olabilir, ütopik olarak kurgulanmış olabilir, karekterimiz kendisinin bile bilmediği kişilik bozukluklarıyla muzdarip olabilir. Ben aşağıda en akla yatkın olan kişilik bozukluklarına değineceğim.
Okur açısından anlatılanları açıklığa kavuşturacak 4 kısım var;
Birincisi Josef K. İle ressam Titorelli ile konuşması
İkincisi Josef K. ile iş adamı Block'in konuşması
Üçüncüsü Josef K. İle avukatı ile olan görüşmesi
Dördüncüsü işe rahip ile olan konuşması ve bekçi hikayesi.
Herbiri birbirinden farklı anlamlar çıkartılabilecek diyaloglara sahip ama yine de hiçbirisi açık değil.
Özellikle söylemek isterim ki bekçi hikayesinde de söylediği gibi herkes binbir türlü ihtimalle farklı yorumlar ortaya koyabilir.
Benim genel olarak ne anladığıma gelirsem ;
Kitapta yazarın okura vermek istediği düşüncesini anlatan en kestirme yol rahibin anlattığı bekçi hikayesi.
Daha hikayenin başlangıcında "kanunun açılış paragrafında kendini kandırma ile ilgili bir hikaye anlatılır" diye başlaması bence durumun en başından beri Josef K. 'nin aklında kurguladıgı veya akli bozukluklarında ötürü gördüğü halüsinasyonlardan ibaret.
Kitapta bunu insana düşündürecek birçok anlatım mevcut. Özellikle kitabın başında bayan burnsner ile olan olay, mahkeme binasının olmayacak yerdeki