Bazen bir kitap okurken sadece bir hikayeye değil, karanlık bir oyunun içine düşersiniz. Deha tam olarak böyle bir kitap. İlk sayfadan itibaren gizem, gerilim ve bilinmeyenlerle örülü bir dünyanın kapısını aralıyor.
Yıllar önce kapatıldığı düşünülen bir proje, genetik müdahalelerle yapılan deneyler, zihinlerin derinliklerinde saklı güçler ve perde arkasında her şeyi yöneten karanlık bir sistem.
İstanbul’un soğuk ve puslu atmosferinde başlayan bu hikaye, sıradan bir adamın hayatının bir anda tehlikeli bir oyunun parçası haline gelmesiyle hız kazanıyor.
Kitap boyunca sürekli şu soruyu düşündüm. İnsan gerçekten kendi seçimleriyle mi yaşar, yoksa birilerinin yazdığı bir senaryonun içinde mi ilerler?
Casusların fısıltıları, gizli klinikler, güç savaşları ve geçmişten gelen sırlar sayfalar ilerledikçe daha da derinleşiyor. Her bölüm yeni bir ipucu verirken, hikaye de gerilim asla düşmüyor.
Bilimkurgu, polisiye ve aksiyonu ustaca bir araya getiren bu hikaye, merak duygusunu sürekli canlı tutuyor. Okurken sık sık bir sonraki sayfada ne olacak diye düşünüyorsunuz. Kısacası, bu kitapla sürükleyici ve gizem dolu bir okuma deneyimine hazır olun. Bence türü sevenlerin listesine eklemesi gereken harika bir kitap