Kitabı okurken yazım hatalarına takıldım, çoktu çünkü. Noktalama da hakeza. Eskinin mürettipleri bile daha özenliydi.
Esere gelince, Plath'in sanırım son bir buçuk yılına odaklanmış kurgusal otobiyografik bir eser. Çoğunlukla onun günlüklerinden kotarılmış gibi. Plath'in manik depresif ruh halini aktarmada yarattığı hüzünle başarılı da. Gelgitlerini, coşkunluğuyla çökkünlüğündeki dolap beygiri döngüselliğini gayet iyi duyumsuyorsunuz.
Ted Hughes, Plath'in sonu intiharla biten trajedisinde baş sorumlu gibi gözükse de, evliliğinden önce intihar girişiminde bulunmuş bipolar disorder olan bir kadınla evlenmiş olması bence onu gecikmiş nihai bir eylem için sadece olası bir sebep kılmada. Plath içindeki intihar itkisini, Ted uyumlu ve sadık bir eş olsa da başka bir sebebe sarılarak yine mutlaka eyleme dönüştürecekti: anne, baba, yazarlık, kendi anneliği vs. Bu kitap, Plath'in ağzından kotarıldığı için, hedef tahtasına Ted konuyor. Masum mu? Her erkek kadar ancak.
Ted'in kendisini çok kere affettiğini söylemesine bir mim koyarak, eserde Plath'in gayet etik bir duruş sergilediğini de belirtmek istiyorum. Bunu da Plath'i kendine büyük bir tutkuyla aşık etmeyi başarmış Ted'in şansı olarak görüyorum. Affediyordu, çünkü kendi sürekli aldatıyordu.
Kendi cinsel organını açık bir yaraya benzettiği yer ilginçti. Dönemsel abartılı cinsellik ruh halindeki bozgunun sebebi mi, sonucu mu, bilemedim.
Sırça Fanus'un yazılış ve yayınlanış sürecine yer verilmesi de iyi olmuş.
Özellikle, manik depresif olan/ bir ilgisi bulunan herkese tavsiye edebileceğim güzel bir kitap. Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olması hem okunmasını hem de etkileyiciliğini arttırmış.