Hayatta bazen başlamaktan daha zor olan şey, başladığımız yolda devam edebilmektir. İşte Devam Edebilmek, tam da bu zorluğun üzerine cesurca gidiyor. Austin Kleon, yaratıcı sürecin sadece ilham anlarında değil, en sıradan ve zorlayıcı anlarda da devam ettirilebileceğini anlatıyor. Okurken fark ettim ki, üretkenliğin sürdürülebilir olması için mükemmel olmaya değil, istikrarlı olmaya ihtiyaç var.
Kleon’un “Telefon bize çok şey veriyor, ama keşfin üç temel bileşenini elimizden alıyor: yalnızlık, belirsizlik ve sıkıntı.” cümlesi beni fazlasıyla düşündürdü. Ne zaman ki yalnız kalmaktan korkup, o sessizliğin içinde kaybolmaktan kaçınsam, aslında üretkenliğimi de sessizce köreltmişim. Halbuki yaratıcılığın kıvılcımları o sessizlikte, o belirsizliğin içinde yanıyor. Kendimden kaçarken, üretebileceklerimden de kaçmışım. Bu kitap bana, yalnız kalmanın aslında bir eksiklik değil, içimdeki potansiyelle baş başa kalmak için bir fırsat olduğunu hatırlattı.
“Hayır demek başlı başına bir sanattır.” diyor Kleon. Ne kadar doğru! Hep daha fazlasını yapmaya çalışırken, kendimize ayırmamız gereken zamanı başka şeylere harcıyoruz. Oysa “hayır” demek, sınırlarımızı çizmek ve asıl değer verdiklerimize yer açmak demek. Öğrencilerime ve çevremdekilere hep üretken olmayı, üretirken de kendi sınırlarını korumayı anlatmaya çalışıyorum. Bu cümle bana, kendime de bu hakkı tanımam gerektiğini yeniden öğretti.
En çok etkilendiğim cümlelerden biri de “Bir işi yapmadan önce birinin size unvan vermesini beklerseniz, asla o işi yapamayabilirsiniz.” oldu. Hepimiz bir şeyleri yapmak için doğru zamanı, doğru fırsatı ya da doğru insanı bekliyoruz. Ama aslında hiçbir şey bizi kendi tutkumuz kadar harekete geçiremez. Unvanlar, onaylar ya da ödüller olmadan da üretmeye devam etmek gerektiğini Kleon’un yalın