Mazlum Turan, erken büyüyen çocuklardandı.
Tavuk satarak ailesine yardım ediyordu, ehliyeti yoktu ama tavukları o eski minibüsle taşıyordu.
Kızıltepe'de o akşam çevik kuvvet midibüsüne roketatarla saldırıldı.
Operasyon başladı.
İpekyolu'nda arama noktası oluşturuldu.
Mazlum Turan da yoldaydı.
Polisleri görünce panikledi, ehliyeti yoktu, Kızıltepe'liydi, sokaktaydı.
Durmadı.
Durmayınca polisler arkadan ateş açtı.
Arabada 2 çocuk daha vardı.
Mazlum'a isabet etti kurşunlar, arabayı durduruverdi son nefesinde.
Ölmüştü, arkadaşları ağlıyordu korkudan polisler geldiğinde.
Dur ihtarına uymayanlar ölürdü o kan ikliminde.
* * * Silvan kan içindeydi.
İlçe merkezinde her gün çatışmalar yaşanıyor, gözünü açamıyordu halk, korkudan dışarı çıkamıyordu.
Sadece sesler kesildiğinde, adı konulmamış bir geçici ateşkes varmış gibi hareket edildiğinde sürüyordu yaşam.
Tam da o anda "fırsatıdır" dedi Fırat'ın annesi sesler kesildiğinde.
Manava gidip biraz sebze almasını söyledi oğlu Fırat Simpile.
Fırat dışarı çıktı, güneşli havada sessizce yol aldı.
Zira “hesap sorulamama” üzerine kurgulanmış büyük bir toplumu günahlardan sadece”unutmadan” değişmek kurtarabilir. Ve yeni acı öykülerin yazılmaması ancak ve ancak anlatıp, dinleyip, yüzleşip, günahlardan utanarak ve hesap sorarak sağlanabilir
Zira “hesap sorulamama” üzerine kurgulanmış büyük bir toplumu günahlardan sadece”unutmadan” değişmek kurtarabilir. Ve yeni acı öykülerin yazılmaması ancak ve ancak anlatıp, dinleyip, yüzleşip, günahlardan utanarak ve hesap sorarak sağlanabilir.
Cezasızlık kültürü onları da büyüklerinin yanına yerleştirir.
Bölücünün çocuğu teröristtir, dinsizin çocuğu dinsiz, geç saatte sokağa çıkmış kız çocuğunun ailesinin ne mal olduğu bellidir, hem o çocuktan ne beklenir?
O çocuklar da doğdukları yerin, seçmedikleri kimliklerin, toplumsal ahlakın kodlarıyla imlenir.
"Ama" diye cümleye başlamanız daha zordur.
Ama...
Sistem o "ama" yı mutlaka dedirtir.
Tabutun üzerindeki bezle, istismarına uğradığı yaşlı adamın yanına gitmesiyle, cezaevine girmesiyle çocuk da hedeftir.
Cezasızlık, doğumundan itibaren çocukları da ötekileştirir.
7Haziran 201 5'te yapılan genel seçimden hemen sonra ne ülke ne de çocuklar, büyük bir kan gölünün içinde yüzeceklerini bilmiyordu.
Sonra bombalar patladı.
Başka çocuklara oyuncak götürmek isteyen gencecik insanlar, Suruç'ta canlı bomba tuzağındaydı.
Sonra polisler öldürüldü evlerinde, sonra operasyonlar başladı.
Ateşkesler sonlandırıldı, adım adım, milim milim örülen barış umutları çok uzaklara yollandı.
Büyük laflar söylendi, büyük büyük açıklamalar yapıldı.
Bölünmez bütünlük adına ilan edildi sokağa çıkma yasakları.
Sivilleri korumak için ilan edilen sokağa çıkma yasakları olağanüstü halden beterdi.
Ekmek bile izinsiz alınamazdı.
Sadece fırınlar çalışabiliyordu özel izinle ancak fırınlarda çalışmak da kolayca sağlanamazdı.