Çocuk hak ihlallerinde cezasızlık öyküleri...
İçinde hem çocuk hem de öykü kelimeleri geçince insan kendi kendine‘’okuyacaklarım ne kadar kötü olabilir ki’’ diyor. Çocuklar üzerinde hak ihlallerinin meydana gelmesini dahi insanın aklı almazken bu ihlallerin cezasız kalışının, üstünün kapatılışının, görmezden gelinişinin hikayesini okuyorsunuz bu kitapta.
Devlet Dersi, çok farklı alanlarda, coğrafyalarda, farklı yaş gruplarından çocukların, farklı nedenlerle ölümlerini ve bu ölümlerin ardındaki cezasızlık öykülerini anlatıyor. İsmini, kitabın girişinde de yer alan Ece Ayhan'ın Meçhul Öğrenci Anıtı şiirinde yer alan şu dizelerden alır:
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür
Söz konusu ‘’çocuk’’ olduğunda biz yetişkinlerin birçok şeyi aklı almıyor ne yazık ki. Kimi zaman bazı şeyleri yapamayacaklarını düşünüp ‘’çocuktur, aklı ermez, nereden bilecek ki, ...’’ deyip kestirip atarken kimi zaman onları gözümüzde en tehlikeli varlık haline getirebiliyoruz. Ama hangi bağlamda değerlendirirsek değerlendirelim bir çocuk hakkında unutmamamız gereken bazı şeyler var. Mesela çocuğun da bir insan olduğu, dolayısıyla insan haklarına sahip olduğu, yaşamaya, oynamaya, eğitim alamaya hakkı olduğu, korunma ihtiyacı olduğu, bir yetişkinden daha çabuk zarar görebilecek bir ‘’ruh sağlığı’’na sahip olduğu...
Oysa bu kitapta yer alan öyküler çocukların çeşitli suçların bazen mağduru bazen de faili olduğunu ve suçun hangi tarafında yer alırlarsa alsınlar bu haklardan mahrum bırakıldığını anlatıyor. Fail(!) oldukları zaman Devlet’in gözünde bir yetişkinin üstlenebileceği bütün fiilleri yapmaya güçleri yetebilecek; mağdur olduklarında ise beyanları dikkate alınmayan,