“Ne kadar tanıdık gelirse gelsin her hikaye yabancıdır dinleyicisine.“
Size bugün çok tanıdık bir hikaye anlatmak istiyorum. Yani aslında hikayeyi Alparslan Bozkurt anlatmış da ben de sizi onun
İstanbul'un ortasında bir distopya, metnin içine serpiştirilmiş ve her birinden ayrıca bir bilimkurgu öyküsü çıkacak distopik ögeler... Boğaz'a yapılan bir kanalın beraberinde toplumsal eşitsizlikleri ve kaosu getirdiği, daha da ötesinde habitatı tümüyle bozulup tek bir canlının bile kalmadığı bir şehir çizilmiş. Böyle bir atmosferde ise yalnızlığına gömülmüş, karamsar bir ana karakterin tüm depresifliğini her satırda hissettirmiş yazar. Öyle ki her çevirdiğim sayfada karakterin yalnızlığına ve hiçliğine dair düşünceleri bana fazla geldi, boğulup kitabı elimden bıraktığım bile oldu.
Kitabı bitirmemi ve bir yerde az da olsa sevmemi sağlayansa metnin içine serpiştirilmiş, keşke daha ayrıntılı bir şekilde üzerinde durulsaymış dedirten o distopik unsurlar oldu. Mars kolonisinde ortaya çıkan virüs, su altı balon şehirleri, iklim krizinin yarattığı bir distopya ve tabi cımbızla çekip hayret ettiğim diğer ögeler.
Bir distopya hayranı olarak büyük bir heyecanla başlamıştım kitaba fakat heyecanım kursağımda kaldı desem abartmış olmam. Daha çok durum öyküsüne dönen bir anlatımın gölgesinde kalmış distopik bir İstanbul resmiyle baş başa kalıp merak ettiğim şeylerin de bir sona bağlanmadığını görerek kitabı bitirmiş olduğum için hayli tadım kaçık.
Dilin akıcılığı, romanı şiirsel kılmıştır. Yazar sanki rus yazarların sadeleşmiş özgün hali gibi. Edebi yönüyle de ön plana çıkmaktadır. Yazar bu kitapta romanla beraber şiir yazmıştır adeta.
DistopyaAlparslan Bozkurt · Fihrist Kitap · 202123 okunma
Roman kendini devamlı yenileyen bir son içinde geçer.Sonun başlangıcı ve yaşanan süreç bir döngü taşıyor ve bu döngünün neticesini gözler önüne seriyor.Nedir bu döngü?İnsanın daha üstün olanı,daha
Merhaba!
Bugün Fihrist Kitap'ın en son çıkan eserlerinden biri olan Distopya'yı okudum, ve sanırım söylememe gerek yoktur çünkü isminden de gördüğünüz gibi kitapta bir distopya