Roman, büyük ölçüde dede-torun ilişkisi üzerine kuruludur. Ana karakterlerden biri olan yaşlı Ekrem Bey, kendi evinde ailesi tarafından ihmal edilen, yalnız bir dededir. Eserde, ona karşı gerçek muhabbet gösterenler sınırlıdır: Bir köpek (Arapçık), bir karakter olan Deniz ve masum bir çocuk (torun). Hikâye, aile içi dinamikleri, yaşlıların yalnızlığını, fedakârlık ve sevgi eksikliğini merkeze alır. Tuğcu'nun birçok eserinde olduğu gibi burada da duygusal derinlik ağır basar; "aile bir gemiye" benzetilerek farklı rollerin önemi vurgulanır.
Kitap, Tuğcu'nun kendi hayatından izler taşır. Yazarın dedesi Faik Bey'le olan yakın ilişkisi, eserlerindeki dede karakterlerine (sevecen, ihmal edilen ama torunu tarafından anlaşılan figürler) yansımıştır. "Doğduğum Ev", "Kuklacı" gibi diğer eserleriyle birlikte bu temayı en yoğun işleyen kitaplardan biridir.
"Doğduğum Ev", Tuğcu'nun klasik tarzını taşıyan, duygusal ve öğretici bir eser. Aile içi ilişkileri, yaşlıların değerini ve çocuk-adam bağını işleyerek okura düşündürür. Eğer çocukluk yıllarında Tuğcu okumuşsanız, bu kitap da o sıcak, biraz hüzünlü ama umut veren havayı hissettirir.