Adı:
Heidi
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759999933
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Heidi
Çeviri:
Dilek Parsadan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkadya Yayınları
Arkadya Yayınları’ndan Türkiye’de bir ilk!


Çocukluğumuzdan bu yana severek takip ettiğimiz karakterler, yetişkinler için genişletilmiş versiyonlarıyla büyüklere masallar dizisinde sizlerle.
İzledikçe içimizi acıtan Alp Dağları’nın tatlı kızı Heidi de bizimle birlikte büyüdü. Bize dostluğu, cömertliği ve sevgiyi öğreten bu tatlı kızın yarım kalan hikayesi bu sayfalarda gizli…


Heidi’nin kimi zaman yürek burkan kimi zaman gülümseten sıcacık hikâyesi, bu kez yetişkinler için roman tadında evlerinize, kitaplıklarınıza konuk oluyor.
219 syf.
·Beğendi·10/10
İnsan çocukluğunu sevebildiği müddetçe gerçekten mutlu bir hayata imza atmış demektir.

Fazlalıklar ve eksiklikler birbirini dengeleyemeyen ve insan üzerinde olumsuz ifadeler bırakan bir çeşit yaşamdır.

Bazı çocukları o kadar küçük sevinçlere alıştırırlar ki büyük sevinçlerin ne olduğunu bilmez ama küçük şeylere büyük kelimesini kullanacak kadar sevinirler.

Eline eski bir oyuncak verirsin önce idrak edemez çünkü hayatında daha önce böyle bir sevinçle tanışmamıştır. Bir an kendini düşüncelere verir. Elinden alınacağını düşünüp oyuncağa çok umut bağlamaz. O kadar alışmış ki çocukluğun saklambaç ve koşma üzerinde kurulu olduğuna...
O, eski bir oyuncağa, yüzünde binlerce çocuğun gülümsemesinin birleşimi kadar büyük sevinçler yaşarken, bu alışılmışın dışında olan çocuğa yeni bir oyuncak verirler onu istemez, başka birini ister ya da değerini bilmez kırıp atar ve yenisi için ağlar.

Bazı şeylerin değerini bilmek hatta elindekinin kıymetini bilmek bu yaşlarda şekil alıyor ve insanı kadir kıymet sahibi yapıyor. Belki de bu yüzden bilmiyorum ama bir çocuğa okunması ya da okutulması gereken bir kitap olarak görüyorum.

Heidi, küçük şeylerle mutlu olmasını bilen, büyüyüp küçülen çocuk örneklerinden. Küçük yaşta dağlarda yetişip ince düşüncelere sahip akıllı ve çocuk olgun kelimelerini tek karakterde toplamıştır. Eğitim için dedesinden alınıp götürülen Heidi, kendine çok iyi bir arkadaş edinir. Yürüyemeyen arkadaşı bir süre sonra Heidi ile kardeş gibi olur. Arkadaşının gülmesini sağlayıp, her konuda teselli eden Heidi onun yürümesi için adeta çırpınır. Onun mutluluğu artık kendi mutluluğu olmuştur. Heidi belli bir müddet sonra dedesinin yanında tekrar gönderilmek istenir. Ama kızlar birbirinden ayrılmak istemez. Bu dönemlerde dost olmak bir yana arkadaş olmak bile nimet haline gelmiştir. Heidi aynı zamanda hayvan ve doğa sevgisi olan bir çocuktur.

Şunu söylemek isterim ki çocuğu olan okur arkadaşlarım; çocuklarınızı bu tür kitaplarla yetiştirmeniz ona doğa, dost, hayvan sevgisini aşılama konusunda size yardımcı olabilir.
Aynı zamanda çocuğunuza küçük yaşta kitap aşkı da armağan edebilirsiniz. Bana göre üç yaşından itibaren bir çocuğa doğunun günlerinde minik kitaplar hediye edilmeli. İki cümle ile başlayan bir hayat ileride bir asır olabilir.
İyi okumalar.
256 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Heidi gibi taze keçi sütü içsem, peynirinden yesem, samandan bir yatakta gökyüzünü ve yıldızları seyre dalarken uykuya dalsam, dağlarında gün batımına dek çıplak ayaklarla dolaşsam, kaç yaşına kadar yaşarım acaba?
Kitapta; samandan yapılmış yatakta bir delikten yıldızları seyrederken uykuya dalmak, keçi sütü, kızarmış et ve peynir, beyaz ve siyah ekmek, rüzgârlı ve karlı dağlar, mis gibi kokan çiçekler ve dinginlik gibi öyle ferah şeyler anlatılıyor ki okuyanın mutlu olmaması elde değil! Ben de aynı duyguları yaşadım!
Gelin görün ki, Heidi’nin gerçek hikayesini, yazarın neyden esinlendiğini öğrenince içim fena oldu. Özellikle, Heidi’nin ayakkabı giymeyi reddetmesinin ardında yatan sebebi, çocukluk sanırken, meğerse gerçek ne kadar da farklıymış!
Refah sıralamasında, dünya sıralamasının başında yer alan İsviçre gibi bir ülkenin, geçmişindeki utancı, çocuk kölelerini anlatmaktaymış oysa. Bir şekilde devlete borcu olan veya hapsedilmiş ebeveynlerin ortada kalmış çocukları, ebeveynlerinin borçlarına karşılık çalıştırılmak üzere haraç mezat satılmaktadır.
Çıplak ayaklı çocukların gerçeği buradan gelmektedir. Köle çocukları satın alanlar, bunları öteki çocuklardan ayırabilmek için çıplak çalıştırmışlar. İşte, gerçek hikâye bu.
Heidi, ön planda mutlu bir çocukluğu anlatırken; arka planda ise İsviçre’nin büyük utancı çocuk kölelerini anlatmaktadır. Hem sevinç hem de hüzünle beraber anacağım bir eser olacaktır, Heidi.
İyi okumalar…
352 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Evet bu kitabı bu gün evde kız kardeşim okurken gördüm hatta bana tavsiye etti yedinci sınıfa gidiyor bende merak edip okudum ve hakikaten kardeşimi takdir ettim benim bu kadar kitap okurken böyle bi kitaptan haberim olmaması yaşam mücadelesi nasıl verilir yılgın düşüp pes mi edecez yok sa çevreden toplumdan gelecek bütün tepkilere rağmen yeni bir yol bulup her şeye ragmen inatla yaşam için bütün bedeleri ödeyecekmiyiz (bende kendime kitap arkadaşı buldum artık yaşasın)
256 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Heidi, küçük yaşta yetim ve öksüz kalan bir kız çocuğunun, Isviçre'nin Alp Dağlarında geçirmiş olduğu çocukluğunu anlatır bize. Doğanın, insana nasıl yaşama gücü verdiğinin altı çok güçlü bir şekilde çizilmektedir. Şehir hayatının, kafese kapatılmış ve bunaltıcı etkisini ise eleştirmektedir.
Heidi, masalsı anlatımının yanısıra etrafımızdaki güzelliklerin farkına varmamızı sağladığından okunmaya değer bir eser olarak görülmelidir...
352 syf.
·1 günde·Beğendi
Ben bu kitabi bi günde okudum çünkü kitap okadat heycanlıydıki biraktığımda aceba sonra ne olacak diye terse kitabı alıp okuyordum ve sonu gerçekten çok güzel ve heyecanlı bitti. son
352 syf.
·8/10
Çocukluğumuzun neşeli küçük kızıdır Heidi. Kısa siyah saçlı ve kırmızı yanaklı olarak hatırlarız onu. Büyükbabayı, Peter'i , Clara'yı, keçileri ve Alpleri unutmamızın imkanı yok.

Arkadya Yayınları biz yetişkinleri de unutmayıp bizler için de Büyüklere Masallar serisi hazırlamış. Bu serinin ilk kitapları da Heidi ve Heidi Büyüyor.

Okurken içimde rengarenk çiçekler açtıran bu kitapları okumaya bayılan biri olarak,hem bez ciltlleri hem cildinin kalitesi hem kapak görseli hem de çevirisi harika olmuş bence...
205 syf.
Küçücük bir kızın, kocaman insanlara örnek davranışları... Heidi bence her çocuğun okuması gereken kitaplardan biri. Benim çocukluğumda çizgi filmi vardı ve kitabından haberim bile yoktu. Şuan okumayı bitirdiğim kitap, belki de ilk baskılarından. Kütüphaneden alıp, kütüphaneler kapalı olduğu için geri götüremetince okumayı ertelemiştim. Kitap paramparça ama yaşanmışlık duygusu yaratıyor ve okurken daha çok etkisi altına alıyor. Küçük bir kızın isteklerini erteleyip, nasıl fedakârlık yaptığını anlatan ve okunulası kitaplardan biri.
96 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Heidinin başına gelenler gerçekten acı verici olaylar.Ama bu olanlar karşısında dimdik durup herkezle iyi anlaşıp,Klaranın yürüyebilmesine pozitif etki sağlamasıda yani bence olağanüstü birşey.Bu bize şunu açıklarki hiçbir şey karşısında boynu eğik yaşamamalıyız
352 syf.
·Beğendi·10/10
Heidi, maşuku çoban Peter, kentten gelen Klara, asık suratlı fakat iyi yürekli dede ve biraz salak gibi duran ama hep yardıma koşan senbernar ayıdan bozma köpek... Bana çocukluğumda edebiyatı sevdiren kitaplardan biridir. Ama daha da önemlisi sütü sevdiren :) Bence Heidi'nin en büyük başarısı bu. 10 yıldız verdim gitti.
120 syf.
·2 günde·8/10
Güzel bir kitap çok beğendim kitabı bitirdiğinizde harika hissediyorsunuz. Ben çok beğendim ve bitirdiğimde kendimi harika hissettim. Tavsiye ederim
410 syf.
Dilimden düşmeyen bir şiir var;

Karşıtıyla yüklüdür herşey
Mutlak çözümlerden vazgeç
Tartışılmaz mükemmellikler
Ne gizli kusurlarla gelir

Diyalektik Gazel- Attila İLHAN


Ve şimdi avucumdan taşan Heidi.

Yazmak konusunda beceriksizliğimi mazur görün, yukarıdaki bileşenlerle bir denklem kurmak niyetinde değilim, sadece bir yolculuğa niyetlendim, dilerim bir durağa varabilirim. Çünkü yolda olmaktan vazgeçmeyeceğim.

Heidi ile tanışıyor musunuz? Eğer tanışmadıysanız mutlaka onu tanıyıp bu yolculuğa katılın, çünkü bana kızmanızı hiç istemem.

19. yy İsviçre'sine gideceğiz, Maienfeld kasabasında, Dorfli Köyü'ne ve bir yokuş tırmanacağız çünkü Alm Dağına çıkmamız gerekiyor. Dilerseniz ayakkabılarınızı çıkarabilirsiniz, çünkü buna ihtiyacınız olacağını düşünmüyorum, hem aylardan da Haziran. Yazar Johanna Spyri 12 Haziran 1827'de açmış dünyaya gözlerini. Bizim Heidi'yi ilk görüşümüz de aynı mevsimde..

18 ve 19. yy. Devrimlerin en yapıcı-yıkıcısı; Sanayi Devrimi. Bu günün Avrupa'sından çok daha farklı bir Avrupa. Karşıtlıklarla yüklü bir dünya; köylerden kente göçlerin arttığı, yaşam koşullarının değiştiği bir çağ, kutuplaşan insanlar... Söz konusu dönemde buhar makinelerinin artışıyla üretimin de hızlanması, ihtiyaçların değişimi ve değişen ihtiyaçları karşılamanın kolaylaşması -eğer zenginseniz tabii- kentte eğitimin, ulaşımın kolaylığı ile birlikte diğer taraftan devrimin getirdiği uzun çalışma süreleri, çalışanların yetersiz beslenmesi, çocuk işçilerin çoğalması ve işçi ölümleri. Hangisini tercih edeceğiz doğada huzurlu ancak gelişimden uzak bir yaşam mı yoksa kentin imkanlarında yok olmayı mı? "Hangisi olmadan yaşayabiliriz?" Zor bir soru. Heidi'den alıntılarsam uşak Sebastian "Uygar bir taşıtın içinde yolculuk yapmayı, bu barbar ülkede dağlara tırmanmaktan çok daha güvenli buluyor. " Manidar bir alıntı, sanırım günümüzdeki insanlar, hatta bir kaç önceki kuşak yoksul köklerimiz de tıpkı Sebastian gibi düşünmüştü.

Kölelik kavramının evrimi bir çok beyni meşgul etmiştir. Modern köleliğe geçiş de Sanayi Devriminin bize sunduğu en büyük armağan.. Yetişkin bireylerin eşit işe eşit ücret aldığı ve bu sayede yaşamını sürdürdüğü sistemi kabul etmeye mecburum ancak çocuk işçiliği hakkında büyük kavgalara girebilirim. Johanna Spyri de üstünü örterek bu konuyu anlatmayı görev edinmiş aslında. Heidi'de asıl konumuz "Verdingkinder", " Sözleşmeli Çocuk", "Kasıtlı Çocuk İşçiler". Johanna Spyri, Heidi'nin çıplak ayaklarıyla duyurdu bize bu köle çocukları. Öksüz ve yetim Heidi, Yetim Peter, ve daha bir çok yoksul muhtaç çocuk. Köylerinden ailelerinden, bazen zorla uzaklaştırılıp kentteki zengin ailelerin hizmetine sunulan "sözde çocuk". Biz Clara ile masum yanını okuduk, onu mutlu eden bir arkadaştı Heidi. Karanlık yanı ise hikayede yer verilmeyen, ağır işlere sürülen, istismara uğrayan, fuhuşa zorlanan zavallı binlerce çocuk; İsviçrenin, Avrupa'nın büyük utancı...

Kitap muhtemelen 1881 yılında yazılmış, peki dünyada bu durumla savaşan insanlar yok muydu? Elbet vardı hem de daha öncesinde, sıralayalım:

İlk olarak 1802'de doktor Sir Robert Peel, 5 - 6 yaşlarındaki çocukların acımasızca çalıştırılmasıyla mücadelesini "Çırakların Sağlığı ve Ahlakı Kanunu ile kazandı ve çalışma süresini 12 saat ile sınırlandırdı, evet 12 saat.. Diğer adımlar 1832 'de Fabrikalar yasasını getirmeye çalışan Robert Owen, Michael Sadler sayesinde gerçekleşti. Öyleki On yaşında çırak olarak çalışmaya başlayan Robert Owen ondokuz yaşında bir patron olduğunda fabrikasında on yaş altında çocuk çalıştırmamakla örnek bir davranış sergilemiştir. Ardından kadın ve çocukların madenlerde çalıştırılmaması, on saat yasası diye geliştirildi ve nihayet International Labour Organization (İLO) 1919 'da İsviçre'nin Cenevre kentinde kuruldu, Heidi'nin ülkesinde...


İLO verilerine göre Bu gün Çocuk işçiliği;

"64 milyonu kız ve 88 milyonu erkek olmak üzere 152 milyon çocuk çalışma yaşamındadır ve bu da dünyada her on çocuktan hemen hemen biri anlamına gelmektedir. 5-17 yaş grubundan çalışan çocuk sayısının en yük ek olduğu bölge Afrika’dır (72,1 milyon). Afrika’yı Asya ve Pasifik (62 milyon), Amerika kıtası (10,7 milyon), Avrupa ve Orta Asya (5,5 milyon) ve Arap Devletleri (1,2 milyon) izlemektedir. 5-14 yaş grubundan olup çalışan çocukların yaklaşık üçte biri eğitim sisteminin dışındadır. 5-14 yaş grubundan çalışan çocukların yüzde 38’i tehlikeli işlerdedir ve 15-17 yaşlarında olanların neredeyse üçte ikisi haftada 43 saatten fazla çalışmaktadır. (https://www.ilo.org/...0/lang--tr/index.htm)

Çocukluğumun en tatlı anılarına yolculuk etmek istemiştim Heidi ile. Heidi animelerini izlerken yüreğim onun Clara'yı mutlu etmekle görevli oluşuna çocuk yaştayken de burkulurdu ama onların maceralarıyla mutlu da olurdum. Oysa şimdiki yaşımda elimde korkunç bir tablo var. 21. yy. da dünyada 152 milyon çocuk işçi var düşünebiliyor musunuz ? Belki bir çoğu yaşadığı bölgede okuldan uzak Heidi gibi, kente okumaya gitmek yerine çalışmaya gitmek zorunda. Eğitimine ek hafif işlerde çocukların çalışabileceğini düşünüyorum ama iş verenlerin mobbinglerinden daha çocuk yaşta nasibini alacak olan çocukların durumu beni korkutuyor...

Uzun versiyonu ilke kez okudum ve bir çok noktayı önemli buldum. Uzun uzun anlattığım çocuk işçiliği kadar Alm Amca'nın (Heidi'nin Dedesi) toplumdan yalıtılmış bir yaşam sürmek için dağda tek başına yaşamasının Sanayi Devrimi'ne, değişen insanlığa bir kafa tutuş olduğunu düşünüyorum. Karşı tarafında Dete Teyze ise modern dünyaya sabırsızlanarak dalıp köyünden ayrılıyor...

Heidi, bambaşka, iyilikle nakış nakış işlenmiş bir mucize... Annesiz ve babasız kalmış bir çocuğun çevresine böyle ışık saçması ancak kitaplarda oluyor galiba. Kurcaladıkça beni hüzne boğan öyle çok şeyle karşılaştım ki yazarı Heidi'yin yazdıktan bir kaç yıl geçmeden eşi ve tek çocuğunu yitiriyor. Keşke bu gün bile ne kadar çok çocuğun, yetişkinin onun eseriyle yüzünde güller açtığını bilebilseydi. Eğer yeniden okumasaydım daha masum hatırlayabilirdim Heidi'yi ama yine de içimdeki yerini korumaya çabalayacağım.

Heidi'nin tatlı müziği Christian Bruhn bestesiymiş, Heidi ilk kez 1920 de sessiz film olarak, en son da 2015 'de sinemaya uyarlanmış. 2015 versiyonunu birkaç kez izledim ve her yaştan insanın izlemesine değer buluyorum. Güzel gülüşüyle Anuk Steffen, Heidi'yi harika canlandırmış. Sanırım onunla veda etmek güzel olacak, Heidi'yi hiç unutmayın...

https://youtu.be/C9cwfQxZFr0
"Hey, gözü aç insanlar! Küçük menfaatler için neden birbirinizi aldatıyor ve neden kavga ediyorsunuz? Karıncayı aç bırakmayan Allah, hiç sizi unutur mu?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Heidi
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759999933
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Heidi
Çeviri:
Dilek Parsadan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkadya Yayınları
Arkadya Yayınları’ndan Türkiye’de bir ilk!


Çocukluğumuzdan bu yana severek takip ettiğimiz karakterler, yetişkinler için genişletilmiş versiyonlarıyla büyüklere masallar dizisinde sizlerle.
İzledikçe içimizi acıtan Alp Dağları’nın tatlı kızı Heidi de bizimle birlikte büyüdü. Bize dostluğu, cömertliği ve sevgiyi öğreten bu tatlı kızın yarım kalan hikayesi bu sayfalarda gizli…


Heidi’nin kimi zaman yürek burkan kimi zaman gülümseten sıcacık hikâyesi, bu kez yetişkinler için roman tadında evlerinize, kitaplıklarınıza konuk oluyor.

Kitabı okuyanlar 2.217 okur

  • İsmail ışık
  • Dilara
  • Selen Canpolat
  • ceren yılmaz
  • Kübra Gökdemir
  • Tuğçe Naz TUNÇBİLEK
  • Beşir
  • Gregor Samsa
  • Taki Tachibana
  • Mâverâ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8
14-17 Yaş
%12.9
18-24 Yaş
%27.7
25-34 Yaş
%24
35-44 Yaş
%16.9
45-54 Yaş
%7.6
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.6
Erkek
%17.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.5 (131)
9
%10.3 (44)
8
%9.6 (41)
7
%7 (30)
6
%2.8 (12)
5
%2.6 (11)
4
%1.2 (5)
3
%0.9 (4)
2
%0.5 (2)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları