Küçücük bir kızın, kocaman insanlara örnek davranışları... Heidi bence her çocuğun okuması gereken kitaplardan biri. Benim çocukluğumda çizgi filmi vardı ve kitabından haberim bile yoktu. Şuan okumayı bitirdiğim kitap, belki de ilk baskılarından. Kütüphaneden alıp, kütüphaneler kapalı olduğu için geri götüremeyince okumayı ertelemiştim. Kitap paramparça ama yaşanmışlık duygusu yaratıyor ve okurken daha çok etkisi altına alıyor. Küçük bir kızın isteklerini erteleyip, nasıl fedakârlık yaptığını anlatan ve okunulası kitaplardan biri.
Heidi’yi küçükken çizgi filmiyle tanımıştım. Onu o yaşlarda izlemek çocuk benliğim için büyük bir keyifti. Hevesleri ve mutlulukları, özlemleri ve üzüntüleriyle o kadar benzerdik ki büyüdükçe Heidi’den uzaklaşsam da verdiği tadı hiç unutmadım. Öyle ki dağlarda bir dilim ekmek eşliğinde içilen keçi sütü içimde hep bir uktedir. Ocak başında eritilen peynir hayalimdeki lezzettir.
Yetişkinlik çağına geldiğimde Heidi’yi bu kadar
özel kılan şeyin ne olduğunu daha iyi anladım. Çocuk ruhu öyle özenle işlenmiş ki duygulardaki saflıkla hangi yaşta olursak olalım içimizdeki çocuğu uyandırıyor. Üstelik bunu yalnızca çizgi filmiyle sınırlı kalacak şekilde de yapmıyor. Kitabı aynı hisleri çok daha yoğun hissettiriyor.
Okuyun ve çevrenizdeki küçüklerin de okumasını sağlayın.
80-90’ larda çocukluğunu yaşamış olanların çok iyi hatırlayacağı Alpler’in küçük, sevimli kızı Heidi’ den herkese merhaba. :)
Benim için çooook değerli... Çok severdim... O kadar çok severdim ki canım gibi kardeş gibi görürdüm. Hatta kendi çocukluğuma benzetir, özdeşim kurardım canım Heidimle :)
Anne tarafından kesilen kısa kara saçlar, gülünce sevgi ile kısılan küçük kara gözler, çocukluğun verdiği saf masumiyet eş...
Ve gülen, sevgi yüklü minik yüzü unutmak istemediklerimin listesine yazmak ve her zaman onu sevmekle yükümlüyüm ben...
Yazar İsviçre ülkesinde uygulanmakta olan çocuk köle “verdingkinder” denilen sisteme dikkat çekmek istemiş olup, görmezden gelinen çocuk istismar ve şiddetini maalesef yakın zamana kadar kabul etmeyen ülkeyi ifşa etmiştir. Günümüzde gün yüzüne çıkartılması ayrıca önemli bir konudur.
Dini kurum olan kiliselerin ise yapılan yanlışla ilgili özür dilemeyip hatalı davranışı kabul etmemeleri bir diğer karanlık boyut...
Arkadaşlık, yardımseverlik, iyilik, sevgi, masumiyet, güzel kalp ve cömertlik devamında barış, inanç, güzellik, empati, fedakarlık, iyi niyet kavramlarını işleyen bu hikaye kitabından çocuklarımıza daha çok bahsedelim, okuyalım, okutalım lütfen.
Günümüz sistemi ve değerler eğitimi için Heidi'nin çocuklara çok iyi bir model olduğunu kabul edelim.
Seni seviyorum Heidi.. Sevgi ile kal..
Hiç hayatınızda yersiz yurtsuz hissettiniz mi bilmiyorum. Ya da kendinizi nereye ait hissettiğinizi bulumadığınız oldu mu? Ben bu durumu sık sık yaşarım. Ev diye tanımlayacağım bir dört duvarımız oldu her zaman çok şükür ama aitlik hissini hiçbir zaman yaşamadım. Hatta hep ait olduğum yeri bulmak, ait olacak bir yer bulmak için gitmek istedim, araştırmak lazım gibi gelirdi. Şimdi yaş olarak büyüdük, evlendik ve iş sahibi olduk. Onun mu etkisi bilmiyorum. Eskisi kadar yabancı gelmiyor artık etrafımdaki dört duvar, gene de sık sık gidesim geliyor. Doğaya gidelim, elimize toprak değsin. Bir parça uzaklaşalım istiyorum.
Sanırım bundan dolayı , Heidi hastalandığında çok etkilendim. Ev dediği Alplerin tepesinde kasabadan bir parça uzakta,rüzgar estikçe uğuldayan, her kış çivi ile sağlamlaştırmak gereken bir tane odacık. Heidi'nin yatağı bile tavan arasına konulmuş bir parça saman. Yine de o kendini bu yere öyle ait hissediyor ki, uzaklaştım diye hastalanıyor. Ben kendimi bir yere böylesine ait hissetmedim hiç, hissedeceğimi de sanmıyorum. Bir yerden bana bu durum garip geliyor, bir yandan da özgürlük hissi veriyor.
Kitapta herkes Heidi'yi seviyor ama bencilce. Kimisi içindeki iyiliği çıkardığı için, kimisi renksiz hayatına renk geldi diye, kimisi karanlığına ışık oldu diye. Bilmem tanıdık geldi mi?
İlk kez 1880 yılında yayımlanan bu roman kentleşmeye, burjuva dünya görüşüne, yabancılaşmaya dinsel bir başkaldırı, tanrısal doğaya dönüş çağrısıdır. Eğitimini rahiplerden alan roman yazarı Johanna Spyri romanlarında dinsel çözümü önermiş, mutluluğun onda olduğunu, doğa içinde tanrı ile yakınlaşmayı savunmuştur (krş. Doderer 1969).
Anne ve babasını bebekken kaybeden beş yaşındaki Heidi önce teyzesi tarafından büyütülür, ancak daha sonra teyzesi onu büyükbabasının yanına bırakıp gider. Büyükbaba Alp dağları üzerindeki bir kulübede yalnız yaşamaktadır. İnsanlarla iletişimini kesmiştir. Bu yalnızlıkta gençlik yıllarında yapılan hatalar saklıdır. Büyükbaba büyük hatalar yapmış ve ailenin parçalanmasına neden olmuştur. Bu yüzden insanlardan ve Tanrı'dan uzak bir yaşam sürmektedir. Kulübede hiçbir lüks yoktur. Saman yatak, tahta iskemleler ve gaz lambası. Ancak Heidi bu koşullardan mutluluk duyar, çünkü burada özgürdür ve doğanın ona sunduğu özgürlükleri çocukça bir keyifle yaşamaya çalışmaktadır. Oysa önceki yaşamı özgürlükten yoksun geçmiştir.
Heidi sürekli yaşlı kadının gözünün önünde olmak için daima evde kalmak zorundaydı. Oysa o hep dışarı çıkıp, koşup oynamayı hayal ediyordu.
Çocuğun doğa ve oyun oynama tutkusunu vurgulayan bu cümleler, onun mutluluğunu sağlayan şeyin oyun oynama özgürlüğü olduğunu anlatıyor. Doğayla baş başa yaşayan çocuk ruhsal ve bedensel sağlığını da daha kolay elde etmiş oluyor.
Geçmişteki yaşam biçimiyle toplumla ters düşen büyükbaba, onunla iletişimini kesmiş ve yalnız bir yaşamı seçmiştir. Toplumla olan tek iletişimi mal alış verişidir. Var olan sisteme ve eğitim biçimine karşıdır ve sürekli çatışma içindedir.
“Onu okula yollamaya niyetim yok!”
“Peki, ne olacak bu kız?”
“Keçiler ve kuşlarla özgürce büyüyecek ve mutlu olacak.”
“Ama o bir kuş
Okuduğum ilk kitap. Yerin bende hep ayrı olacaktır canım Heidi. Seni unutmayacağım. Görünce duygulandım heyy gidi günler heyy... Eğer bir çocuğum olursa ona 8.yaş gününde seni hediye edeceğim:))
Çok beğendim. Çizgi Filminin aynısıydı. Sürekli Heidi' nin, Peter' in sesi kulaklarıma çalınıyordu. Akıcı bir dili vardı bir günde bitirdim. Kitaptaki saflık, doğallık öyle masum ki herkes okumalı bence.
Heidi
Trt çocuk ekranlarında çizgi filmi yayınlanıyor. Tahminime göre çizgi filmini büyük küçük demeden, izlemeyen yoktur.
Gelin haydi! Şimdi de okurun gözünden, Heidi’ye bakalım.
Heidi beş yaşında küçük bir çocuktur. Anne ve babası ölünce ona teyzesi bakar. Ama sonra teyzesi iyi bir iş bulunca Heidi'ye bakamayacağını anlar ve onu dedesine emanet eder.
Heidi’nin dedesi ise doğayla iç içe küçük bir köyde yaşamaktadır. Rengarenk kır çiçekleri, tertemiz hava, keçiler, kuzular, yemyeşil bitki örtüsü.. Burası Heidi için bambaşkadır, cennetten bir köşe sanki, mutluluk kaynağıdır.
Bir gün teyzesi tekrar çıkagelir. Heidi’yi Frankfurt'a götürmek istediğini, onun orada engelli küçük bir kıza arkadaşlık edeceğini söyler. Dedesi de bu yüzden Heidi'yi gönülsüz göndermek durumunda kalır.
Heidi doğa yaşamına alışmışken kendini, bir anda ödül ve cezaların hüküm sürdüğü kent yaşamı içerisinde bulur ve yerini yadırgar.
Her ne kadar evin küçük kızı Clara ile iyi arkadaş olsa da dedesinin evi ve kır hayatı burnunda tütmektedir. Bu yüzden evine geri dönemediği için her geçen gün Heidi çiçek gibi solmaktadır.
Durumu görenler, daha fazla Heidi'yi yanlarında tutmak istemezler ve onu dedesinin evine gönderirler.
Heidi evine dönmüştür artık, çok mutludur. Eski günlerdeki gibi arkadaşı Peter ile keçileri otlatacak ve dağda bayırda rengarenk çiçekler toplayabilecektir.
Günler birbiri ardına geçer ve birgün şehirden bir misafir gelir: Gelen misafir Klara'dır. Heidi, Clara'yı görünce çok sevinir. Zamanın büyük çoğunu Klara ile geçirir. Tabi bu durum Peter'in hoşuna gitmez. Ve kıskançlık eder. Klara'nın tekerlekli sandalyesini uçurumdan aşağı yuvarlar.
Hani derler ya her şerrin arkasında bir hayır vardır diye.. Tekerlekli sandalye kırılınca Klara yürümek için daha da istekli hale gelir. Ve
HeidiJohanna Spyri · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186bin okunma
Heidi, anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiş bir çocuktur.
Teyzesi Dete, ona bakamayacağını söyleyerek Heidi’yi İsviçre Alpleri’nde yaşayan, toplumdan uzak ve huysuz olarak tanınan Alp Dede’nin yanına bırakır.
Dede başlangıçta soğuk ve mesafelidir;
ancak Heidi’nin içtenliği, merakı ve sevgi dolu tavırları kısa sürede onun kalbini yumuşatır.
Heidi, dağlarda keçileri güden Peter ile arkadaş olur; doğayla iç içe, özgür ve mutlu bir yaşam sürmeye başlar.
Bir süre sonra teyzesi Dete geri gelir ve Heidi’yi Frankfurt’a götürür.
Amaç, zengin bir ailenin hasta kızı Clara Sesemann’a arkadaşlık etmesidir.
Clara yürüyememektedir ve tekerlekli sandalyeye mahkûmdur.
Heidi, Clara ile samimi bir dostluk kurar; ona dağları, doğayı ve özgür yaşamı anlatır.
Ancak şehir hayatı Heidi için çok zordur,
Katı kurallar, kapalı ortamlar ve doğadan uzaklık onu derinden etkiler.
Geceleri uykusunda dolaşmaya başlar ve giderek hastalanır.
Malikane'nin Aile doktoru, Heidi’nin tek iyileşme yolunun dağlara dönmek olduğunu söyler,
Heidi tekrar Alp Dede’nin yanına döner.
Temiz hava, doğa ve sevgi sayesinde kısa sürede sağlığına kavuşur.
Bu süreçte Alp Dede de değişir;
insanlarla yeniden iletişim kurmaya başlar ve topluma karışır.
Daha sonra Clara, doktorunun tavsiyesiyle Alpler’e gelir.
Heidi’nin rehberliği, doğanın iyileştirici gücü ve hareket sayesinde Clara yavaş yavaş güçlenir ve sonunda yürümeyi başarır...
Johanna Spyri, doğum adıyla Johanna Louise Heusser (12 Haziran 1827; Hirzel - 7 Temmuz 1901; Zürih), İsviçreli yazar. Yazdığı Heidi kitabıyla ünlüdür. Yazlarını Chur, Graubünden gibi kırsal kesimlerde geçirmiş daha sonra bu yerleri kitaplarına aktarmıştır.
1852'de Bernhard Spyri adında bir avukatla evlendi. Zürih'te otururken ülkesindeki yaşam hakkında yazmaya başladı. Yazarlığa başlamadan önce bir evhanımııydı.İlk yazdığı kitap Vrony'nin Mezarı Üzerindeki yapraktır Heidi kitabıysa bu başarılarından biri olmuştur. Heidi, Alpler'de büyükbabasıyla yaşayan bir öksüz kız, kitabındaki manzaraları betimlemekteki başarısıyla birlikte çocukların dünyaya duygularıyla nasıl baktığını da anlatmaktadır. Kitaplarının gelirlerini savaş yaralılarına bağışlamıştır.
1884'te eşi ve aynı zamanda tek çocuğu olan Bernhard öldüler. 2007 yılında Heidi 125 yaşına girdi ve bu yılın anısına, İsviçre'de Johanna Spyri'nin resminin bulunduğu demir paralar basıldı.