Tarihseverler toplaşın bakalım, Talat Paşa ve Ermeni meselesine dair önemli şeyler konuşacağız :) Hepimizin bildiği gibi tarihi konular, hele ki bizim tarihimiz söz konusu ise, her zaman çetrefilli konular olmuştur. Kiminin ak dediğine kimi kara demiş; bazısı objektif davranmaya çalışırken bazısı da subjektifliğin doruklarına çıkmıştır. Konu ne olursa olsun her daim objektif olmayı şiar edinerek esere dair zihnimdeki düşünceleri taze taze aktarmak isterim kitabı okumayı düşünenlere.
Öncelikle eserin TRT tarafından 1986 yılında on bölüm halinde bir dizisi ve 2005 yılında ise sinema filmi yapıldığını belirtmek istiyorum. Ben diziyi ve filmi izleme fırsatı bulamadım henüz, o yüzden bunlar hakkında herhangi bir yorum yapamıyorum. Esere gelecek olursak Osmanlı sadrazamlarından Talat Paşa'nın, bir Ermeni tarafından öldürülmesiyle birlikte katilin yargılanması için oluşturulan mahkemede Ermeni tehciri meselesinin tartışılmasını konu edinmektedir. Zira Ermeni tehciri sırasında sadrazamlık yapan Talat Paşa 15 Mart 1921'de Berlin Charlottenburg Caddesi'nde, Sogomon Tehleryan tarafından vurularak öldürülmüştür. Oluşturulan mahkemede ise aslında yargılanması gereken Tehleryan iken Türkiye'nin yargılandığı bir tablo ortaya çıkmıştır. Zira Talat Paşa gibi tehciri hazırlayan diğer insanları da cezalandırmak üzere operasyonları düzenleyen Şahan Natali'nin, Sogomon Tehleryan'a şunları söylemesi bunu kanıtlayan ifadelerdir:
''Talat'a ateş edip kafatasını parçalayacaksın. Vurduktan sonra kaçmayacak, ayağın ile cesedinin üzerine basacak ve polisin gelip seni almasını bekleyeceksin. Bu sayede Ermeniler'in yaşadığı büyük trajediyi bütün dünya öğrenmiş olacak.''
Olay tek bir anlatıcı üzerinden ilerlemeyip olaya müdahil olan farklı farklı karakterlerin ağzından anlatılmıştır. Talat
Hem polisiye tarzında olan hem de tarihi olayları anlatan bir kitap. Hikaye gerçek olaylara dayanarak anlatılmış. Eğer tarihi şeyleri sevmiyorsanız bu kitabı belki sevmeyebilirsiniz. Güzel bir hikayesi vardı. Sıkılarak okumadım. Eskiden olan oyunlar, suikastlar, siyasi olaylar, örgütlenmeler, isyanlar gibi olayları anlatıyor.
Ermeni meselesi, tehcir çeşitli kahramanlar aracılığıyla kurgusal olarak anlatılmış. Farklı kahramanların ağzından romanın altarılması güzel bir detay olmuş. Tarihe ilgi duyanlar okuyabilir
Talat Paşa nin öldürülüşünü ve sonrasında yapılan mahkemeyi anlatıyor kitap.Anlatilan konu güzel ama anlatış tarzını hiç beğenmedim taraflı olduğu bu kadar belli edilmemeliydi.Okunabilir.
Talat Paşanın hayatını anlatırken dediği gibi büyük adamlar ayakta ölürler. O hainlerin pusu kurup arkasından sıktıkları kurşun bir kahramanı hayattan koparabilir ama kalplerden asla. Mim Kemal Ökenin bu eşsiz eseri o dönemi gözlerinizin önüne getirip soluksuz okuma hazzı sunuyor. Bir Talat, bir Enver ölür.Bin Talat,Enver doğar bu milletin bağrından. İttihatçılar ölür ama ittihatçılık ölmez
Hiç bir ittihatçı yoktur ki yatağında rahat ölsün.Talat Paşa da bu yola çıkarken hayatından çoktan vazgeçmiş ittihatçı kahramanlardan birisidir.
Bu kitap Talat Paşa suikastini anlatmaktadır.Kitabı okuyunca şunu göreceksiniz ki haklı olsanız bile kendinizi savunamadığınız sürece suçlu da sizsiniz haksız da sizsiniz.
Talat Paşa’yı koruyamadığımız gibi hatırasına da sahip çıkamadık.
Tarihin gördüğü en büyük devlet adamlarından biri olan şanlı Türk büyüğü Talat Paşa'mızın şehit edilişini ve sonrasındaki Batının o iğrenç, iki yüzlü, nankör duruşunu anlatan güzel bir kitap. Gerçekle "ya olsaydı" kavramlarının iç içe geçtiği bir eser. Her şeye rağmen İttihatçılar ölür İttihatçılık ölmez diyorum. Var olsun Talat Paşa ve kahraman arkadaşları.
İttihat Terakki dönemini sorgulayan tarihi roman usta yazarın kaleminden oldukça akıcı. Olayların akışı yakın geçmişimize, Ermeni sorununa da ışık tutmakta. Tarih ilginizi çekiyorsa hiç sıkılmadan okuyabilirsiniz. Roman 1986 yılında Trt´de dizi olarak da yayınlanmıştır.
1955 yılında İstanbul'da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan ÖKE, 1973 yılında Robert Koleji'nden mezun olduktan sonra İngiltere'ye giderek, Cambridge'de İktisat ve Tarih Fakültelerini bitirdi. Sussex (MA.), Cambridge (M.Phil) ve İstanbul (Ph.D.) üniversitelerinde uluslararası ilişkiler ihtisası yaptı. İhtisas sonrası Birleşmiş Milletler'de görev aldı.
Türkiye'ye dönüşünün ardından Türk dış politikası tarihine ilişkin araştırmalarını sürdürmüş olan ÖKE, Boğaziçi Üniversitesi’nde 1984'te doçent, 1990'da profesör oldu. Hem yazılı hem de görsel basında güncel siyasi gelişmeleri değerlendiren ve İngilizce, Arapça ve Urduca olmak üzere Türk dış politikası alanında 14 kitabı olan ÖKE'nin ayrıca üç de romanı bulunmaktadır.
Birleşmiş Milletler (1979) ve TRT'de (1983-89) danışmanlık yapmış olan Prof. Dr. Mim Kemal ÖKE, evli ve iki çocuk babasıdır.