Yazar Becerikli Bay Ripley kitaptan ve diğer kitaplardan esinlendiğini söylüyor ki bende okurken başta bunun (filmini ) izlemiştim bende benzettim .
Başları çok güzel başladı ve sürekli geriye gitmemiz her bölüm güzeldi ama o kadar insan ölmesi kurgunun gerçekliğini bozdu bana göre bir de son sayfaya kadar bu kızın niye böyle bir piskopat olduğunu anlamak istedim ama yazar açıklamadı o yüzden biraz hayal kırıklığına uğradım , baştan sona güzel okuttu evet ama sonunda bir şey olmasını beklerdim.
Düzenbaz, kütüphanede gezinirken tesadüfen karşılaştığım ve ödünç aldığım bir kitaptı. (Allah'ım şükürler olsun, internetteki fiyatı bile 40 lira!) Arkasını okuyunca beklentilerim oldukça yükseldi ve beni hayal kırıklığına uğratmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Yazar kurguyu tersine işlemiş, yani son bölümden bir önceki bölümü, yani 19. bölümü ilk başta okuyorsunuz ve ardından 18. bölüm geliyor. 1. bölüme kadar olaylar tersine ilerliyor ve en son final bölümü olan 20. bölümü okuyorsunuz. Yani size tavsiyem, eğer kitabı okuyacaksanız tamamen boş olduğunuz bir zamanda okuyun. Eğer kitabı okurken büyük boşluklar bırakırsanız olaylar kafanızdan uçup gidiyor ve zaten tersine işlediği için hatırlamanız zorlaşıyor. Ben de bu yüzden biraz hızlı okumaya çalıştım fakat gereksiz bulduğum ve tekdüze ilerleyen olaylar yüzünden biraz sıkıldım ve istediğim kadar çabuk okuyamadım. Bir de bence sonu hiiiiç tatmin edici değildi. Sanki devam kitabı yazılacakmış gibi bitirmiş ama devam kitabı yok. İşlenen cinayetler ve sonrasında, daha doğrusu öncesinde gelişen olaylar belli bir mantık çerçevesindeydi, evet ama oldukça tahmin edilebilirdi ve bir süre sonra sıktı. Şimdi ''Madem sıkıldın niye bu kadar yüksek verdin kardeş?'' diyebilirsiniz. Aşırı haklısınız. Neden 8 verdim ben de bilmiyorum. Gurur duymadığım şöyle bir huyum var: İçinde cinayet olması bir kitabı beğenmem için gayet yeterli bir sebep. Keza dizi ve filmler için de geçerli. Kan dökülsün, benim için yeter. Evet, psikoloğa görünmeliyim.
Her neyse! Toparlamak gerekirse kitap türünün iyi bir örneği ve çoğu kişinin hoşuna gidebileceğini düşünüyorum. AMA KİTABI SATIN ALMAYIN! İnsaf ya ben o paraya kaç tane kitap alırım. Tamam sakinim.
Hırstan gözü dönmüş, doğduğu ve içerisinde bulunan hayatı sevmediği için kendisini sürekli başka biriymiş ve onun hayatını yaşıyormuş gibi hisseden ana karakterimiz Jule kendisine yeni bir hayat hikayesi oluşturarak yaşamına devam ediyor.
En büyük avı tabiki de çocukluktan arkadaşı olan Imogen. Gittiği her yerde onun parasını kullanıyor, onun kıyafetlerini giyiyor, takılarını takıyor. Ev kiraladığında kendisini Imogen olarak tanıtıyor ve sürekli onun kart bilgileriyle alışveriş yapıp uçak biletleri alarak tatillere gidiyor. Ama tabiki de Jule hırstan o kadar gözü dönmüş biri ki bir veya iki cinayet işliyor Bir veya üç sonu kötü biten aşk hikayesine karışıyor. Hayatını sürekli başka kimliklerle pardon 4 kimlik 4 pasaport 4 kişilik olarak yaşıyor.
Akıcı olduğu için sevdim eğer çerezlik bir kitap olmasaydı okumaya devam etmezdim. Okurken nedense sürekli gözümde Kuş Uçuşu Aslı karakteri canlandı. Aynı onun hırsına sahip, gözü kara ve hedefine ulaşmak için her şeyi yapacak cesarete sahip bir karakterdi.
Bas kahramani sevemedigime ragmen bu kitabi bu kadar sevdigime inanamiyorum. Ya zaten bu yazari 14 yasimdan beri takip ediyorum. Her hikayesi de ayri guzel. Bu kitabi da cok begendim. Kitap aslinda ilk sayfalarda ve gidisatinda biraz karmasik, bir tarihten bir tarihe atlamak kafami bozdu, bir de buna isimlerin karisimi oldugunu eklersek daha da kafa karistirici. 300 Sayfa sonra biz bile Jule hakkinda bir sey ogrenemedik. Digerlerinden daha cok taniyoruz ama cok da bilmiyoruz yani. Bir de Brooke’a ne oldu? [spoiler] Kiz oldurup gitti, hic mi anasi babasi yok merak eden yok?? [spoiler bitisi]
Sonu öyle bitmeseydi 5/5lik bir kitaptı.Ana karakter Jule tam bir psikopat,bu tarz karakterleri çok severim. Sonu istediğim gibi bitmedi sadece..........
Yorumlarına baktığımda çoğunluk yazarın diğer kitabı Yalancılar'ı daha çok beğenmiş, Düzenbaz kitabı çoğu kişinin hoşuna pek gitmemiş, en azından gördüğüm kadarıyla. Bana göre ise Düzenbaz, Yalancılardan daha çok hoşuma gitti. Hem tersten akan farklı bir kitap okumak hem de Jule'un kişiliğini, süper kahraman olaylarını vb. okumak ilgimi çekti. Kitap tersten akıyor yani en son olaydan o olaya nasıl gelindiğine doğru tersten anlatıyor ki kitabın bu şekilde olduğunu bilmiyordum ve anlayana kadar kitabın çeyreğinden doğru düzgün bir şey anlamadım, ama kitabı bitirdikten sonra geri dönüp kitabın ilk yarısını bir daha okudum daha anlaşılır oldu ama çok da bir şey kaçırmamışım. Favori kitaplarımdan biri oldu. Jule badass bir karakter kabul, her ne kadar yaptıkları desteklenecek hareketler olmasa da(Jule bir yerden sonra abarttın sanki) ama Jule sevdiğim bir karakter oldu. Sanırsam bu kadar, yine hatıra olsun anı kalsın diye yazdım. Ve de bir önceki inceleme başkalarının önüne çıkmış beğenmişler falan şaşırdım ve de öyle bir amacım yoktu ama teşekkürler. Neyse eğer bu incelemeyi okuyan varsa şuan selam ve bye
Yalancılar kitabını çok sevmiştim o yüzden bu kitaba bir şans verdim. Iyi de yaptim sanki. Kitap farklı ilginç sonu heycanlı merak uyandıran vb betimlemesi güzel bi kitaptı. Iyiki okudum. Ama benim için yalancılar daha iyi. Ne yapayım. Ama bu da çok iyiydi....
Herkese selam. Bir dünya başarısız yorumdan sonra umarım bu içime siner ve eskisi gibi yorumlar yapmaya dönebilirim. Yorum yazmayı aşırı özledim :'
Lockhart ile bu yıl, Yalancılar kitabı ile tanışmıştım. Arkadaşlarımın hepsi çok sevip önerdiği için epey heyecanlıydım ve yılın ilk kitabı yapmıştım. Kitap gerçekten güzeldi ama ben çok yüksek beklentilerle başladığım için bir tık aşağısında kalmıştı.
Aynısı Düzenbaz'a da oldu. Neden bilmiyorum ama kapaklarının arkasını okuduğumda beni yerime mıhlayan sadece iki kitap oldu bu zamana dek, biri Her Şey'di, biri de bu. Kitabın arkası o kadar hoşuma gitmişti ki kitabı delicesine merak ediyordum ve kötü olma ihtimali vermiyordum bile. Kapağı, tanıtımı her şeyiyle müthişti ve Yalancılar'dan bile daha büyük bir beklentiyle başladım bu kitaba.
Yani Nisa bana Yalancılar'dan sonra çoğu kişinin bu kitabı sevmediğini söylemişti... Keşke onu dinleyip biraz yorum okusaymışım ve beklentilerimi düşürseymişim... Belki o zaman daha çok severmişim.
İlk öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, kitap baştan sona doğru gidiyor. Yani sonu yazıp, olayları yine en baştan sona doğru anlatmıyor. Bildiğiniz 2020 ekim, 2020 şubat, 2019 kasım gibi, böyle adım adım geriye gidiyor ve bu da haliyle beyninizi biraz bulamaç ediyor çünkü olaylar nasıl oraya geldi, neler oldu bilmediğiniz için olayları düzene sokmak biraz zorlaşıyor ve kafanızda bir şekil belirene kadar da biraz zaman geçiyor.
Özellikle ben rs'deyken okuduğum için kitabın içine girmem epey zamanımı aldı ve bu yüzden başlarda pek bir şey anlamadığım için biraz sıkıldım. Jule ile Imogen arasındaki bağlantıyı biraz geç anladım. Daha doğrusu Jule'un ne yaptığını.
Kitabın ortalarına doğru kitabın o soğuk havasından ve Jule'un hareketlerinden ne haltlar yediğini az çok çakıyorsunuz. Merakınız